Bir Kapı Çarpmasıyla Başlayan Yalnızlık: Otizmli İkizlerimle Hayata Tutunmak
“Ne olur, bir kere olsun dinle beni!” diye bağırdım. Sesim, evin salonunda yankılandı. Murat, gözlerini kaçırdı, anahtarları avucunda sıktı. “Ben daha fazla yapamıyorum, Zeynep. İkizler… Onlarla baş edemiyorum. Beni affet.” dedi ve kapıyı öyle bir çarptı ki, duvardaki fotoğraflar titredi. O an, hayatımın en büyük yalnızlığına adım attım.
İkizlerim, Emir ve Efe, üç yaşındaydı. Onlara otizm teşhisi konduğunda, Murat’ın gözlerinde korku ve çaresizlik gördüm. Ama ben… Ben anneler gibi güçlü olmak zorundaydım. O günden sonra her sabah, iki küçük çocuğun dünyasına girmek için kendimi yeniden inşa ettim. Emir’in göz göze gelmekten kaçınan bakışları, Efe’nin sürekli dönen oyuncakları… Onların sessizliğinde boğulurken, dışarıdan gelen sesler de hiç susmadı.
Annem, “Kızım, Allah sabrını verir. Ama Murat’sız nasıl olacak bu iş?” dediğinde içimde bir şeyler kırıldı. Babam ise sadece başını salladı; onun için erkek evlat her zaman haklıydı. Komşular fısıldaşıyordu: “Zeynep’in çocukları biraz tuhaf galiba.” Mahalledeki bakkal bile bana acıyan gözlerle bakıyordu. Sanki herkesin gözünde başarısız bir anneydim.
Devlet hastanesinde sıra beklerken yanımdaki kadınla göz göze geldik. Oğlunun elini sıkıca tutuyordu. “Siz de mi otizm?” diye sordu fısıltıyla. Başımı salladım. “Allah yardımcımız olsun,” dedi. O an anladım ki, yalnız değildim ama yalnız hissetmekten kurtulamıyordum.
Murat’ın gidişinden sonra hayat daha da zorlaştı. Emir’in gece krizleri, Efe’nin yemek yememesi… Uykusuz geceler, bitmeyen kaygılar… Bir gün Emir’in krizini yatıştırmaya çalışırken Efe mutfakta yere düştü ve başını çarptı. Kanı görünce dizlerimin bağı çözüldü. O an ağlamaya başladım; hem çocuklarım için hem de kendim için.
Aile danışmanına gittiğimde kadın bana uzun uzun baktı: “Zeynep Hanım, kendinizi suçlamayın. Türkiye’de otizmli çocuk annesi olmak kolay değil.” dedi. Ama kolay olmayan sadece bu değildi; sistem de bana sırtını dönmüştü. Rehabilitasyon merkezinde yer bulmak için aylarca bekledik. Devletin verdiği destek yetmiyordu; özel eğitim pahalıydı. Çalışmak istesem kim bakacaktı çocuklara? Annem yaşlıydı, babam ilgisizdi.
Bir gün Murat aradı. “Çocukları görmek istiyorum,” dedi soğuk bir sesle. “Onlar senin çocukların!” diye bağırdım telefonda. “Ben de yorgunum Zeynep,” dedi ve sustu. O an anladım ki, bazı insanlar yükü paylaşmak yerine kaçmayı seçiyor.
İkizlerle birlikte parka çıktığımda diğer anneler çocuklarını bizim yanımıza yaklaştırmıyordu. Bir gün Efe yere oturup ellerini sallamaya başlayınca bir kadın bana yaklaştı: “Çocuğunuzun nesi var?” dedi merakla ama biraz da tedirginlikle. “Otizmli,” dedim kısaca. Kadın hemen çocuğunu uzaklaştırdı. O an içimde bir öfke kabardı: Neden bu kadar acımasızdık birbirimize?
Gece olduğunda çocuklar uyuyunca mutfağa geçip sessizce ağladım. Bazen Murat’ı özlediğimi itiraf ediyorum kendime; en çok da yalnız kalmaktan korktuğum için belki de… Ama sonra Emir’in uykusunda mırıldandığı kelimeleri duyunca yeniden güç buluyorum.
Bir gün Emir ilk kez gözümün içine bakıp “Anne” dediğinde dünyam aydınlandı. O an anladım ki, sevgi bazen en beklenmedik yerden filizleniyor. Efe ise bir sabah elimi tutup bana sarıldı; o dokunuşta yıllardır aradığım huzuru buldum.
Murat bir süre sonra tekrar aradı: “Belki yeniden deneyebiliriz,” dedi utangaçça. İçimde bir fırtına koptu; affetmeli miydim? Onca yalnızlıktan sonra tekrar güvenebilir miydim ona? Annem “Çocuklar için baba lazım,” dedi ama ben artık biliyordum: Çocuklarımın en çok ihtiyacı olan şey sevgiydi, istikrardı.
Bir akşam Emir’in öğretmeni aradı: “Zeynep Hanım, Emir bugün ilk kez arkadaşına oyuncak verdi,” dedi heyecanla. Gözlerim doldu; küçük bir adım ama bizim için devasa bir başarıydı.
Yıllar geçti; mücadelem hiç bitmedi ama artık yalnız hissetmiyorum. Otizmli ikizlerimle hayatın her zorluğuna karşı dimdik durmayı öğrendim. Toplumun önyargıları hâlâ canımı acıtıyor ama artık biliyorum ki en büyük güç sevgide saklı.
Şimdi geceleri çocuklarımı izlerken kendi kendime soruyorum: Yalnızlık mı daha zor, yoksa sevgisiz bir birliktelik mi? Siz olsanız hangisini seçerdiniz?