Aile Sofrasında Bayıldım: Eşim ve Ben, Birlikte Olmamız Gerekirken Yalnız Kaldım
“Zeynep, iyi misin? Zeynep!” Annemin sesi kulaklarımda yankılanırken, gözlerimi açmaya çalıştım. Etrafımda endişeli yüzler, annem, babam, ablam Elif… Ve köşede sessizce duran eşim Murat. O an, aile soframızda bayıldığım o saniyede, hayatımın ne kadar değiştiğini fark ettim.
Her şey, oğlumuz Emir’in doğumuyla başladı. Murat’la evlendiğimizde, birlikte her zorluğun üstesinden geleceğimize inanmıştım. “Birlikte büyüteceğiz çocuğumuzu,” demişti Murat. Ama Emir doğduğunda, Murat birdenbire geri çekildi. Gece uyanmalarında yanımda yoktu, alt değiştirmeye yanaşmıyordu. Sadece işten gelip televizyonun karşısına geçiyor, bana da “Sen annesin, daha iyi bilirsin,” diyordu.
İlk başta anlamaya çalıştım. Belki de alışması zaman alıyordu. Ama günler geçtikçe yalnızlığım arttı. Annem aradığında “İyiyim” diyordum ama gözlerimin altındaki morluklar her şeyi anlatıyordu. Geceleri Emir ağladığında, Murat’ı uyandırmaya çalışıyordum:
“Murat, bir kere de sen bakar mısın? Gözlerim kapanıyor artık.”
“Yarın işim var Zeynep, sen daha iyi halledersin,” deyip arkasını dönüyordu.
Bir gece Emir ateşlendi. Panikle Murat’ı kaldırdım:
“Murat, lütfen! Ateşi çok yüksek!”
“Sen annesin Zeynep, ne yapman gerektiğini biliyorsun,” dedi ve yorganı başına çekti. O an içimde bir şeyler kırıldı. O sabah Emir’i kucağıma alıp anneme gittim. Annem gözyaşlarımı görünce hiçbir şey sormadı, sadece sarıldı.
Ama Murat’ın ilgisizliği devam etti. Aile arasında konuşulmasın diye susuyordum. Herkesin önünde mutluymuş gibi davranıyordum. Ama içimde fırtınalar kopuyordu. Bir gün Elif’le konuşurken dayanamayıp ağladım:
“Elif, ben bu yükü tek başıma taşıyamam. Murat hiç yardımcı olmuyor.”
Elif’in gözleri doldu: “Ablacığım, bu senin suçun değil. Konuş onunla, belki farkında değildir.”
Konuşmayı denedim. “Murat, ben de insanım. Uykusuzum, yorgunum. Biraz yardım etmen gerek.”
Ama Murat’ın cevabı hep aynıydı: “Sen abartıyorsun Zeynep. Herkes çocuk büyütüyor.”
Geceleri ağlarken Emir’i emziriyor, sabahları gözlerimi açamadan işe giden Murat’ın arkasından bakıyordum. Bazen kendimi camdan aşağı atmak istiyordum; sonra Emir’in minik ellerini düşününce vazgeçiyordum.
Bir gün annem aradı: “Pazar günü aile yemeği var kızım, gelin hep beraber oturalım.”
O gün geldiğinde gözlerim kan çanağı gibiydi ama kimseye belli etmemeye çalıştım. Masada herkes neşeliydi; babam torununu severken annem bana bakıp iç çekiyordu. Murat ise telefonuyla oynuyordu.
Bir ara Elif yanıma eğildi: “Ablacığım iyi misin? Çok solgunsun.”
“İyiyim,” dedim ama sesim titriyordu.
O sırada Emir ağlamaya başladı. Hemen fırladım, kucağıma aldım ama ayakta duracak halim yoktu. Annem “Ben bakayım,” dedi ama Murat hiç oralı olmadı.
Birden başım döndü, gözlerim karardı ve yere yığıldım.
Gözlerimi açtığımda herkes başıma toplanmıştı. Annem ağlıyordu, Elif’in elleri titriyordu.
Murat ise köşede sessizdi; yüzünde bir pişmanlık belirtisi yoktu.
Babam öfkeyle bağırdı: “Murat! Senin karın burada bayılıyor, sen hâlâ telefonla mı ilgileniyorsun?”
Murat başını öne eğdi ama tek kelime etmedi.
O gece annemlerde kaldık. Annem bana çorba yaptı, Elif Emir’le ilgilendi. Murat ise eve döndü; bana sadece “Geçmiş olsun,” dedi.
O an kararımı verdim: Böyle devam edemezdi.
Ertesi gün Murat’la konuştum:
“Murat, ben bu evliliği tek başıma sürdüremem. Ya birlikte mücadele ederiz ya da yollarımızı ayırırız.”
Murat önce sessiz kaldı, sonra öfkeyle bağırdı: “Sen de abartıyorsun! Herkes çocuk büyütüyor!”
“Hayır Murat! Herkes yalnız büyütmüyor! Ben yalnız kaldım!”
O an ilk defa sesimi yükselttim ona karşı. Gözlerimden yaşlar süzülürken içimde bir rahatlama hissettim.
O günden sonra Murat bir süre evi terk etti. Annem ve Elif yanımdaydı; bana destek oldular. İlk defa kendimi yalnız hissetmedim.
Bir hafta sonra Murat geri döndü; gözleri şişmişti.
“Zeynep… Haklısın,” dedi sessizce. “Ben korktum… Babalık bana ağır geldi… Ama seni bu kadar yalnız bırakmamam gerekirdi.”
O an ona sarılmadım; sadece başımı salladım.
Şimdi hâlâ her şey güllük gülistanlık değil ama en azından konuşabiliyoruz. Murat bazen Emir’in altını değiştiriyor, geceleri uyanıyor. Ben de artık yardım istemekten çekinmiyorum.
Ama hâlâ içimde bir yara var: Neden kadınlar bu yükü tek başına taşımak zorunda kalıyor? Neden toplumda hâlâ annelik kutsanırken babalık sorumluluğu görmezden geliniyor?
Sizce de kadınlar yalnız bırakılıyor mu? Yoksa ben mi fazla hassasım? Lütfen düşüncelerinizi paylaşın…