Gece Yarısı Telefonu: Kayınvalidemle Bir Gece Hayatımı Nasıl Değiştirdi
“Kalk, kalk! Hemen gelmen lazım!” Kayınvalidem Gülseren Hanım’ın sesi telefonda titriyordu. Saat gece yarısını geçmişti, yağmur camlara vuruyordu. Uykumun en derin yerindeydim, ama o sesle bir anda ayıldım. Yanımda uyuyan eşim Serkan’a baktım, ama o horlamaya devam ediyordu. Bebeğimiz Defne ise beşiğinde mışıl mışıl uyuyordu. İçimde bir huzursuzluk, bir korku… Gülseren Hanım kolay kolay aramazdı, hele gece yarısı hiç. “Ne oldu, iyi misiniz?” dedim, ama cevap vermedi, sadece “Gel, ne olur gel!” dedi ve kapattı.
Ne yapacağımı bilemeden, Defne’yi battaniyeye sardım, montumu giydim. Serkan’ı uyandırmaya çalıştım ama sarhoştu, gözleri açılmıyordu. Son zamanlarda işten çıkınca eve hep alkollü geliyordu. Tartışmalarımız artmıştı, ama bu gece başka bir şey vardı. Defne’yi kucağıma aldım, anahtarı kaptım ve yağmurun altına çıktım. Arabaya bindim, ellerim titriyordu. Gülseren Hanım’ın eviyle bizim aramızda on dakika vardı, ama o yol bana saatler sürdü.
Eve vardığımda kapı aralıktı. İçeriden bağrışmalar geliyordu. Gülseren Hanım’ın sesiyle birlikte kayınpederim Hikmet Bey’in öfkeli bağırışları… İçeri girdim, Defne’yi sıkıca tuttum. Gülseren Hanım gözleri yaşlı, saçları dağılmış haldeydi. “Kızım, iyi ki geldin,” dedi, bana sarıldı. “Baban yine içmiş, bu sefer çok fena…”
Hikmet Bey salonda, elinde rakı şişesiyle bağırıyordu: “Hepiniz benim başıma bela oldunuz! Kimse beni anlamıyor!” Gözleri kan çanağı gibiydi. Gülseren Hanım bana dönüp fısıldadı: “Polisi aradım, başka çarem yoktu.” O an içimde bir şeyler koptu. Kendi ailemde de babamın alkolle savaşı vardı, annemin gözyaşları, çocukluğumun kabusları… Şimdi aynı sahneyi kendi ailemde yaşıyordum.
Birden kapı çaldı, polisler geldi. Defne ağlamaya başladı, ben de ağlamaya başladım. Polisler Hikmet Bey’i sakinleştirmeye çalıştı, ama o direniyordu. “Beni karakola mı götüreceksiniz? Ben suçlu muyum?” diye bağırıyordu. Gülseren Hanım bana sarıldı, “Kızım, ne olur affet, seni de bu işin içine çektim,” dedi. O an, kayınvalideme kızamadım. Çünkü o da benim gibi çaresizdi.
Polisler Hikmet Bey’i alıp götürdü. Gülseren Hanım’la göz göze geldik. “Bize ne oldu?” diye fısıldadı. O an, kendi annemi düşündüm. Onun da yıllarca babamı beklediği geceleri, gizli gizli ağladığı sabahları… Defne’yi sıkıca kucağıma aldım. “Anne, ben de büyüyünce böyle mi olacağım?” diye sordum içimden.
Karakola gittik, ifade verdik. Defne kucağımda uyuyakaldı. Gülseren Hanım’ın elleri titriyordu. “Kızım, ben bu adamı çok sevdim, ama yıllar geçtikçe içindeki öfke büyüdü. Hep sustum, hep idare ettim. Ama artık dayanamıyorum,” dedi. Gözlerinden yaşlar süzülüyordu. “Sen de Serkan’la böyle olma, ne olur. Erkekler bazen anlamıyorlar, ama biz kadınlar hep taşıyoruz yükü.”
O an, Serkan’ı düşündüm. Son zamanlarda bana karşı ne kadar uzak, ne kadar kırıcı olduğunu… İşten eve geldiğinde Defne’yle hiç ilgilenmemesini, bana bağırmasını… Acaba ben de annem gibi, Gülseren Hanım gibi susacak mıydım? Yoksa bir gün ben de gece yarısı polisi mi arayacaktım?
Karakolda saatler geçti. Hikmet Bey’in ifadesi alındı, sonra serbest bırakıldı. Polisler “Aile içi şiddet artıyor, hanımefendi. Lütfen dikkatli olun,” dedi. Gülseren Hanım başını eğdi, ben de sustum. Eve dönerken yağmur dinmişti, ama içimde fırtına devam ediyordu.
O gece eve döndüğümde Serkan hâlâ uyuyordu. Defne’yi yatırdım, mutfağa geçtim. Ellerim hâlâ titriyordu. Olanları Serkan’a anlatmalı mıydım? Yoksa susmalı mıydım? Annem gibi, Gülseren Hanım gibi… O an, içimde bir öfke kabardı. “Neden hep biz kadınlar susmak zorundayız?” dedim kendi kendime.
Sabah olunca Serkan uyanıp bana baktı. “Nereye gittin dün gece?” dedi, sesi umursamazdı. “Kayınpederin yine olay çıkardı, karakola gittik,” dedim. Bir an durdu, sonra omuz silkti. “Babam hep böyle, alış artık,” dedi. O an, içimde bir şeyler koptu. “Sen de mi böyle olacaksın?” diye sordum. Serkan bana baktı, gözlerinde bir boşluk vardı. “Ne yapabilirim ki?” dedi.
O günden sonra hiçbir şey eskisi gibi olmadı. Gülseren Hanım daha içine kapandı, Hikmet Bey bir süreliğine başka bir şehirdeki abisinin yanına gönderildi. Serkan’la aramızda görünmez bir duvar örüldü. Defne büyüdükçe, ben de büyüdüm. Kendi annemin, kayınvalidemin yaşadıklarını daha iyi anladım. Ama bir karar verdim: Susmayacaktım. Kızımın da bir gün gece yarısı ağlamasını, çaresiz kalmasını istemiyordum.
Şimdi bazen geceleri Defne’yi uyuturken, o geceyi düşünüyorum. Bir telefon, bir gece, bir karakol… Hayatımın akışını değiştirdi. Aile olmak ne demek? Güven, sevgi, sabır… Hangisi daha önemli? Siz olsanız, susar mıydınız yoksa konuşur muydunuz?