Bir Annenin İtirafı: Birini Sevdim, Diğerini Kaybettim
“Anne, neden hep abimi kayırdın?”
Bu cümle, bayram sofrasında, herkesin sustuğu, çatal bıçak seslerinin bile utancından kaybolduğu o anda, kızım Elif’in dudaklarından döküldü. O an, yıllardır içimde biriktirdiğim, kimseye söyleyemediğim, hatta kendime bile itiraf edemediğim o ağır yük, bir anda ortaya saçıldı. Oğlum Murat’ın gözleri yere kaydı, eşim Cemal ise başını önüne eğdi. Sofrada bir tek ben nefes alamıyordum sanki. Boğazım düğümlendi, gözlerim doldu. O an, yıllardır kaçtığım gerçekle yüzleşmek zorunda kaldım: Evet, oğlumu kızımdan daha çok sevdim. Bunu nasıl yaptım, neden yaptım, bilmiyorum. Ama yaptım.
Elif’in sesi titriyordu, gözleri dolmuştu. “Senin için hep ikinci plandaydım anne. Murat ne isterse oldu, ben ne istersem ya sustum ya da susturuldum. Hiç fark ettin mi?”
Fark etmemiş miydim? Elbette fark etmiştim. Ama o zamanlar, Murat’ın daha hassas, daha kırılgan olduğunu düşünüyordum. Babasıyla arası hep gergindi, dersleri iyi değildi, arkadaşlarıyla sorunlar yaşıyordu. Elif ise güçlüydü, kendi başının çaresine bakabiliyordu. Ben de ona daha az ilgi göstermemin bir sakıncası olmadığını düşündüm. Yanılmışım. Hem de çok büyük bir şekilde.
O gün sofrada, herkesin önünde, Elif’in gözlerinin içine bakarak, “Haklısın kızım,” dedim. “Sana haksızlık ettim. Murat’a daha çok kol kanat gerdim. Senin güçlü olduğunu sandım, ama aslında yalnız bırakıldığını göremedim.”
O an Murat da konuştu. “Anne, ben de farkındaydım. Elif’in sana yaklaşamadığını, bana gösterdiğin ilgiyi ona göstermediğini biliyordum. Ama ben de sustum. Çünkü o ilgiye çok ihtiyacım vardı.”
Cemal, sessizliğini bozdu. “Belki de hepimiz hata yaptık. Ben de Elif’e yeterince yakın olamadım. Hep Murat’ın sorunlarıyla uğraştık. Elif’in sessizliğini, olgunluğunu ödül sandık.”
O sofrada, yılların birikimi bir anda ortaya döküldü. Elif’in gözyaşları, Murat’ın suçluluğu, Cemal’in pişmanlığı ve benim içimdeki tarifsiz acı… O gece, Elif odasına çekildi. Ben ise mutfakta, boş tabakları toplarken, geçmişi düşündüm. Elif’in çocukluğunu, bana sarılmak için uzattığı kollarını, ama benim hep Murat’ın yanında oluşumu… Onun okul gösterisinde sahnede gözüm Murat’ı ararken, Elif’in bana bakıp bakıp başını öne eğişini…
Ertesi sabah Elif’le konuşmak istedim. Kapısını çaldım. “Kızım, konuşabilir miyiz?” dedim. Yatağında oturuyordu, gözleri şişmişti. Yanına oturdum. “Sana haksızlık ettiğimi biliyorum. Ama nedenini bile bilmiyorum. Sanki Murat’a daha çok ihtiyacım varmış gibi hissettim hep. Senin güçlü olman, bana güven vermişti. Ama seni yalnız bıraktım. Bunu nasıl telafi edebilirim bilmiyorum.”
Elif başını çevirdi. “Anne, telafi edemezsin. Geçmişi değiştiremezsin. Ama en azından artık dürüst olmanı istiyorum. Benim de sevgiye ihtiyacım vardı. Hâlâ var.”
O an, içimde bir şeyler koptu. Kızımın bana duyduğu kırgınlık, yılların birikimiyle bir dağ gibi üzerime çöktü. “Seni seviyorum Elif. Belki bunu yeterince gösteremedim, ama gerçekten seviyorum.”
Elif gözyaşlarını sildi. “Bunu duymak güzel, anne. Ama zamanla göreceğim. Şimdi sadece yoruldum.”
O günden sonra, ailemizde bir şeyler değişti. Murat, üniversiteyi bitirip başka bir şehre taşındı. Elif ise evde daha çok vakit geçirmeye başladı, ama bana karşı hep mesafeli kaldı. Ben ise her gün, geçmişte yaptığım hataları düşünerek, Elif’e sevgimi göstermek için çabaladım. Ona küçük sürprizler yaptım, birlikte vakit geçirmeye çalıştım. Ama aramızdaki o mesafe, bir türlü kapanmadı.
Bir gün, Elif’in odasında eski bir defter buldum. İçinde çocukken yazdığı şiirler, resimler vardı. Bir sayfada şöyle yazıyordu: “Annem beni seviyor mu? Bazen emin olamıyorum. Keşke bana da Murat’a baktığı gibi baksa.” O satırları okurken, gözyaşlarım deftere damladı. Kızım, yıllarca sevgime aç kalmıştı ve ben bunu görememiştim.
Bir akşam, Elif’le mutfakta çay içerken, ona defteri gösterdim. “Bunu okudum,” dedim. “Sana o sevgiyi veremedim, biliyorum. Ama bundan sonra elimden geleni yapacağım.”
Elif başını salladı. “Anne, ben de seni anlamaya çalışıyorum. Hepimizin yaraları var. Belki zamanla iyileşiriz.”
O an, içimde bir umut yeşerdi. Belki de her şey bitmemişti. Belki de geçmişin yaralarını birlikte sarabilirdik. Ama biliyorum ki, bir annenin yaptığı hatalar, bazen bir ömür boyu peşini bırakmıyor. Şimdi, her gece yatağa yattığımda, kendime şu soruyu soruyorum: Bir anne, çocukları arasında ayrım yaparsa, gerçekten affedilebilir mi? Siz olsanız, annenizi affedebilir miydiniz?