Teyzem ve Kuzenim Evime Taşınıyor: Ablamın Uyarısı ve Hayatımın Değişimi
“Zeynep, teyzen Nermin ve Baran sana taşınacak. Dikkatli ol, olur mu?” Ablam Elif’in sesi telefonda titriyordu. O an, içimde bir şeylerin değişeceğini hissettim. Ama ne kadar hazırlıklı olursam olayım, hiçbir şey yaşanacaklara yetmeyecekti.
O gün işten eve dönerken kafamda bin bir düşünce vardı. İstanbul’un akşam trafiğinde, camdan dışarı bakarken kendi kendime mırıldandım: “Ne olabilir ki? Sonuçta ailem, kan bağım var. Birkaç ay idare ederiz.” Ama Elif’in uyarısı kulağımda çınlıyordu: “Dikkatli ol.”
Teyzem Nermin, annemin küçük kardeşi. Yıllardır eşinden ayrı, hayatı boyunca hep bir yerlere tutunmaya çalıştı. Baran ise, benden üç yaş küçük kuzenim. Üniversiteyi bitirememiş, iş bulamamış, biraz da hayata küsmüş bir çocuk. Annem, “Onlara yardım etmelisin, Zeynep. Sonuçta aileyiz,” dediğinde, içimdeki huzursuzluğu bastırmaya çalıştım.
İlk gün geldiklerinde, evim bir anda kalabalıklaştı. Nermin teyze, “Kızım, Allah razı olsun, başımızı sokacak bir yer bulduk,” dediğinde gözleri dolmuştu. Baran ise sessizce odasına çekildi. O an, bu işin sandığımdan daha zor olacağını anladım.
İlk haftalar, herkes birbirine alışmaya çalıştı. Sabahları mutfakta çay demlerken, Nermin teyze sürekli geçmişten bahsediyordu. “Eskiden ne güzel günlerdi, Zeynep. Sen küçüktün, annenle birlikte pazara giderdik…” Ben ise, işten yorgun argın gelip bir de evdeki gergin havayla uğraşmaktan tükeniyordum.
Baran, günlerini odasında bilgisayar başında geçiriyordu. İş aradığını söylüyordu ama çoğu zaman oyun oynadığını görüyordum. Bir gün, “Baran, bir iş görüşmesi ayarladım sana. Gitmek ister misin?” dedim. Yüzüme bile bakmadan, “Boşuna uğraşma Zeynep abla, kimse beni işe almaz,” dedi. O an içimde bir öfke kabardı ama sustum. Sonuçta misafirdiler, hem de ailem.
Günler geçtikçe, evdeki huzur tamamen kayboldu. Nermin teyze, evin düzenine karışmaya başladı. “Kızım, bu perdeler çok eski, değiştirelim,” dedi bir gün. Ertesi gün, “Buzdolabında neden bu kadar az yemek var? Evde erkek var, Baran aç kalmasın.” O an, kendi evimde yabancı gibi hissetmeye başladım. Akşamları odama kapanıp ağladığım günler oldu.
Bir gece, Elif’i aradım. “Ablacığım, dayanamıyorum. Evim artık bana ait değil. Nermin teyze her şeye karışıyor, Baran ise hiçbir şey yapmıyor.” Elif derin bir nefes aldı: “Sana başta söyledim, Zeynep. Ama sen de hayır diyemiyorsun. Bazen aileye sınır koymak gerekir.”
O gece sabaha kadar uyuyamadım. Kendi evimde, kendi odamda, bir yabancı gibi hissetmek… Sabah işe giderken aynada kendime baktım, gözlerim şişmişti. “Bunu hak etmiyorum,” dedim kendi kendime. Ama yine de, onları sokağa atamazdım.
Bir gün, eve erken geldim. Kapıyı açtığımda, salonda Nermin teyze ve Baran’ın hararetli bir şekilde tartıştığını duydum.
“Baran, artık bir iş bulman lazım! Zeynep’in sırtına yük olamayız daha fazla!”
Baran öfkeyle bağırdı: “Sen ne anlarsın anne? Zeynep abla zaten bir şey demiyor, sen niye karışıyorsun?”
O an içeri girdim. “Yeter!” dedim. “Bu evde herkesin bir sorumluluğu var. Ben de yoruluyorum, ben de bıktım!”
Nermin teyze gözyaşlarına boğuldu. “Kızım, biz sana yük olduk, biliyorum. Ama gidecek yerimiz yok.”
Baran ise kapıyı çarpıp çıktı. O an, evde bir sessizlik oldu. Nermin teyze bana sarıldı, “Affet kızım, seni de kendimizi de mahvettik,” dedi. O an, içimde bir şeyler kırıldı.
O günden sonra, evdeki hava daha da ağırlaştı. Baran günlerce eve gelmedi. Nermin teyze ise sürekli ağladı. Annemi aradım, “Anne, ben daha fazla kaldıramayacağım. Ya onlar gidecek ya ben,” dedim. Annem sessiz kaldı, sonra “Kızım, sen elinden geleni yaptın. Kimse senden fazlasını bekleyemez,” dedi.
Bir hafta sonra, Nermin teyze ve Baran eşyalarını topladılar. Giderken, Nermin teyze bana sarıldı, “Hakkını helal et, Zeynep. Sana çok yük olduk,” dedi. Baran ise gözlerime bakmadan, “Teşekkürler abla,” dedi ve arkasına bile bakmadan çıktı.
Evde yalnız kaldığımda, bir süre sessizce oturdum. O an, içimde hem bir rahatlama hem de büyük bir boşluk vardı. Kendi evimde, kendi hayatımda yeniden nefes alabiliyordum. Ama bir yandan da, aileme yardım edemediğim için kendimi suçlu hissediyordum.
Şimdi, aradan yıllar geçti. O günleri düşündükçe, hâlâ kendime soruyorum: Acaba başka türlü davranabilir miydim? Aileye yardım etmekle, kendi sınırlarımı korumak arasında sıkışıp kaldım. Siz olsaydınız, ne yapardınız? Aileye hayır demek bencillik mi, yoksa kendini korumak mı?