Hep Ablamın Gölgesinde: Bir Doğum Günü ve Annemin Sevgisi

“Yine mi Elif?” diye içimden geçirdim, annemin mutfaktan yükselen sesiyle. “Bakın çocuklar, Elif’in doğum günü pastasını bu sene kendim yaptım. Ne kadar güzel olmuş değil mi?” Annemin gözleri parlıyordu, Elif’in etrafında pervane olmuştu. Babam bile, her zamanki sessizliğiyle, Elif’in başını okşadı. Ben ise masanın ucunda, sessizce oturuyordum. Herkes ablamı kutlarken, ben bir kez daha görünmez olmuştum.

Çocukluğumdan beri bu böyleydi. Annem için Elif hep bir örnekti, bir hedef. “Bak, Elif nasıl çalışkan, Elif nasıl uslu, Elif nasıl güzel konuşuyor.” Ben ise, ne yaparsam yapayım, hep ikinci sıradaydım. Sanki hayatım boyunca bir yarışta koşuyordum ama asla birinci olamıyordum. Annem, Elif’in başarılarını anlatırken gözleri ışıldardı, benimkiler ise ya eksik ya da yanlış bulunurdu.

O doğum günü akşamı, içimde bir şeyler kırıldı. Elif’in pastasını keserken annem, “Seneye de Zeynep’in doğum gününde böyle güzel bir pasta yaparız, değil mi Zeynep?” dedi. Ama sesi öylesineydi, sanki bir zorunlulukmuş gibi. O an, içimde biriken tüm kırgınlıklar, öfke ve hüzün bir anda yüzeye çıktı. Gözlerim doldu, ama ağlamamaya çalıştım. Elif bana baktı, gözlerinde bir parça suçluluk vardı. O da biliyordu, annemin sevgisinin ağırlığını. Ama o da bu ilgiden vazgeçmek istemiyordu.

Yemekten sonra herkes salona geçti. Annem Elif’in hediyelerini açmasına yardım ediyordu. Ben ise mutfağa kaçtım, yalnız kalmak istedim. Ellerimi tezgaha koyup derin bir nefes aldım. “Neden hep ablam?” dedim kendi kendime. “Ben de buradayım, ben de kızınım.” O sırada Elif sessizce yanıma geldi. “Zeynep, iyi misin?” dedi. Sesinde endişe vardı. “İyiyim,” dedim, ama sesim titriyordu. Elif bana sarılmak istedi, ama geri çekildim. “Senin suçun değil,” dedim, “ama bazen keşke ben de senin kadar önemli olabilsem.” Elif bir şey söylemedi, sadece başını eğdi.

O gece odamda uyuyamadım. Annemin sözleri, Elif’in gülüşü, babamın sessizliği… Hepsi kafamda dönüp duruyordu. Küçükken annemin ilgisini çekmek için ne çok uğraşmıştım. Resimler yapardım, şiirler yazardım, ama annem hep Elif’in notlarını, Elif’in başarılarını överdi. Bir keresinde okulda bir yarışmada birincilik almıştım, annem “Aferin kızım, ama Elif de geçen yıl almıştı zaten,” demişti. O an, başarımın değeri bir anda yok olmuştu.

Liseye geçtiğimde, ablam üniversiteye hazırlanıyordu. Annem her akşam Elif’le ders çalışır, ona özel yemekler yapardı. Ben ise kendi başıma çalışırdım. Bir gün anneme, “Anne, ben de seninle biraz vakit geçirmek istiyorum,” demiştim. Annem ise, “Elif’in sınavı var, sonra konuşuruz,” demişti. O gün anladım ki, ben hep sonra gelecektim.

Üniversiteye başladığımda başka bir şehirdeydim. Annem her hafta Elif’i arar, ona yemek tarifleri verir, dersleriyle ilgilenirdi. Beni ise ayda bir arardı, genelde “Bir şeye ihtiyacın var mı?” diye sorardı. Bir gün telefonda, “Anne, seni özledim,” dedim. Annem ise, “Elif de seni özlemiş, geçen gün senden bahsetti,” dedi. Yine Elif…

Yıllar geçti, ben mezun oldum, iş buldum. Elif ise yüksek lisansa başladı. Annem, Elif’in başarılarını sosyal medyada paylaşır, komşulara anlatırdı. Benim işimden ise pek bahsetmezdi. Bir gün anneme, “Anne, ben de terfi aldım,” dedim. Annem, “Aferin kızım, Elif de yeni bir projeye başlamış,” dedi. İçimde bir boşluk oluştu.

O doğum günü gecesi, artık dayanamadım. Herkes salondaydı, ben ise mutfağın kapısında durdum. “Anne, bir şey söylemek istiyorum,” dedim. Herkes bana döndü. Annem, “Ne oldu Zeynep?” dedi. Sesim titriyordu, ama devam ettim. “Yıllardır kendimi hep ikinci hissettim. Ne yaparsam yapayım, senin gözünde Elif’in gerisindeyim. Ben de senin kızınım, ben de sevilmek istiyorum. Sadece Elif’in başarılarıyla değil, benimle de gurur duymanı istiyorum.”

Salonda bir sessizlik oldu. Annem şaşkınlıkla bana baktı. Elif’in gözleri doldu. Babam ise başını eğdi. Annem, “Ama Zeynep, ben sizi ayırmıyorum ki,” dedi. “Ayırmıyorsun belki ama farkında olmadan beni hep kıyasladın. Benim de değerli olduğumu hissetmek istiyorum,” dedim. Annem bir süre sustu, sonra yanıma geldi. “Kızım, belki farkında olmadan seni kırdım. Ama seni de çok seviyorum,” dedi. Gözlerimden yaşlar aktı. Elif yanıma geldi, sarıldık. Annem de bize sarıldı. O an, yıllardır içimde biriken acı biraz olsun hafifledi.

Ama yine de, o gece uyurken kendi kendime sordum: Annemin sevgisi için neden bu kadar mücadele etmek zorunda kaldım? Bir anne, çocuklarını neden kıyaslar? Sizce de ailede kıyaslanmak insanı derinden yaralamaz mı?