Kayırılan Torun: Bir Gelinin Sessiz Çığlığı

“Anne, neden babaanne hep Elif ablayla oynuyor da benimle oynamıyor?”

Oğlum Mert’in bu sorusu, mutfağın ortasında, elimdeki çay bardağını neredeyse yere düşürecek kadar sarsıcıydı. Bir an nefesim kesildi, gözlerim doldu. Ne cevap vereceğimi bilemedim. O an, içimde bir şeylerin kırıldığını hissettim. Mert’in gözlerinde, anlam veremediği bir hüzün vardı. Oğlumun kalbinde açılan bu yara, benim de kalbimi delip geçti.

Her şey, kayınvalidem Şükran Hanım’ın ikinci torunu Elif doğduktan sonra değişti. Elif, eşimin ablası Gülşah’ın kızıydı. Gülşah, annesinin gözbebeği, tek kızıydı. Şükran Hanım’ın Elif’e olan ilgisi, sevgisi, enerjisi bambaşkaydı. Elif’in doğumundan sonra, Şükran Hanım neredeyse her gün Gülşah’ın evine gider oldu. Elif’in ilk gülüşü, ilk adımı, ilk kelimesi… Hepsini kaçırmamak için can atıyordu. Oysa Mert doğduğunda, Şükran Hanım haftada bir zor uğrardı. Hatta çoğu zaman, “Benim belim ağrıyor, yolum uzak, gelin siz gelin,” derdi. O zamanlar, yeni anne olmanın verdiği acemilikle, bu ilgisizliği kendi yetersizliğime yorardım. Belki de ben iyi bir gelin olamamıştım, belki de Şükran Hanım’ı yeterince memnun edememiştim.

Ama şimdi, Elif’e gösterilen bu aşırı ilgi karşısında, Mert’in gözlerindeki kırgınlığı gördükçe, bunun benimle alakalı olmadığını anladım. Bu, Şükran Hanım’ın tercihleriydi. Ve bu tercihler, ailemizin huzurunu, oğlumun masum kalbini derinden yaralıyordu.

Bir gün, Gülşah’ın evinde toplandık. Şükran Hanım, Elif’i kucağında hoplatıyor, ona ninniler söylüyor, saçlarını okşuyordu. Mert ise köşede, sessizce oyuncak arabasıyla oynuyordu. Yanına gittim, “Oğlum, neden Elif’le oynamıyorsun?” dedim. Bana bakmadan, “Babaanne Elif’i daha çok seviyor,” dedi. O an, içimde bir öfke kabardı. Ama bunu dışarıya vuramazdım. Eşim Serkan’a baktım, o da durumu fark etmişti ama sessizdi. Erkekler böyle şeyleri pek dert etmezdi ya da öyle görünmek isterlerdi.

O akşam, eve döndüğümüzde Serkan’la konuştum. “Serkan, annen Mert’e karşı çok ilgisiz. Elif’e gösterdiği sevginin onda birini Mert’e göstermiyor. Mert bunu hissediyor, üzülüyor. Ne yapacağım bilmiyorum.”

Serkan, “Abartıyorsun. Annem yaşlandı, Elif küçük, ona daha çok ilgi gösteriyor. Mert büyüdü artık,” dedi. Ama ben biliyordum, bu sadece yaşla, büyüklükle açıklanamazdı. Mert’in de sevgiye, ilgiye ihtiyacı vardı. O da babaannesinin gözünde değerli olmak istiyordu.

Bir gün, Şükran Hanım’ı aradım. “Anne, bu hafta sonu bize gelir misin? Mert seni çok özledi,” dedim. “Kızım, bu hafta Gülşah’ın işleri var, Elif’e bakmam lazım. Belki başka zaman,” dedi. Sesinde bir mahcubiyet yoktu. Sanki Mert’in özlemi, onun için önemsizdi. O an, içimde bir şeylerin daha koptuğunu hissettim.

Bir hafta sonra, Gülşah’ın evinde doğum günü kutlaması vardı. Herkes oradaydı. Şükran Hanım, Elif’e kocaman bir oyuncak bebek getirmişti. Mert’e ise, sıradan bir araba. Mert, hediyesini açınca yüzü düştü. Elif’in hediyesine bakıp, “Ben de bebek isterdim,” dedi. Şükran Hanım, “Oğlum, erkekler bebekle oynamaz. Sana araba aldım, bak ne güzel,” dedi. Mert’in gözleri doldu. O an, dayanamadım.

“Anne, Mert de Elif kadar değerli. Onun da senin sevgine ihtiyacı var. Lütfen, torunların arasında ayrım yapma,” dedim. Şükran Hanım, “Aman kızım, ne ayrımı? Ben hepinizi seviyorum. Elif küçük, ona daha çok ilgi gösteriyorum. Hem sen de biraz abartıyorsun,” dedi. Gülşah araya girdi, “Anne, bence de biraz hassas davranıyorsun. Elif daha küçük, Mert büyüdü artık.”

O an, kendimi çok yalnız hissettim. Sanki kimse beni anlamıyordu. Oğlumun gözyaşları, benim içimde fırtınalar koparıyordu. Eve döndüğümüzde Mert, “Anne, ben babaannemi artık sevmiyorum,” dedi. Kalbim paramparça oldu. Bir anne olarak, çocuğumun sevgisizliğe maruz kalmasına dayanamıyordum.

Bir gece, Mert’in odasında otururken, ona sarıldım. “Oğlum, bazen büyükler yanlış yapabilir. Ama sen çok değerlisin. Ben seni çok seviyorum,” dedim. Mert, “Babaanne de beni sevsin istiyorum,” dedi. Gözyaşlarımı tutamadım. O an, ne yapmam gerektiğini düşündüm. Şükran Hanım’ı bir kez daha aradım. “Anne, Mert çok üzgün. Onunla biraz vakit geçirir misin? Birlikte parka gitseniz, oyun oynasanız?” dedim. Şükran Hanım, “Kızım, ben yaşlandım, yoruluyorum. Elif’e bakmak bile zor geliyor. Mert büyüdü, kendi başının çaresine bakar,” dedi. Bu sözler, içimi daha da acıttı.

Bir gün, Mert’in okulunda veli toplantısı vardı. Öğretmeni, “Mert son zamanlarda içine kapanık, arkadaşlarıyla oynamak istemiyor. Bir sorun mu var?” dedi. O an, oğlumun yaşadığı duygusal travmanın ne kadar derin olduğunu anladım. Eve döndüğümde, Serkan’a durumu anlattım. “Serkan, bu böyle devam edemez. Mert’in psikolojisi bozuluyor. Annenle ciddi bir şekilde konuşmamız lazım.”

Serkan, bu sefer ciddileşti. “Tamam, birlikte konuşalım,” dedi. Ertesi gün, Şükran Hanım’ı eve davet ettik. Mert, odasında sessizce oturuyordu. Şükran Hanım geldiğinde, Serkan söze girdi. “Anne, Mert çok üzgün. Senin ilgine, sevgine ihtiyacı var. Lütfen, torunların arasında ayrım yapma.” Şükran Hanım, ilk defa bu kadar açık bir şekilde uyarılınca, biraz mahcup oldu. “Oğlum, ben kötü bir şey yapmak istemedim. Elif küçük diye ona daha çok zaman ayırdım. Ama Mert’i de seviyorum,” dedi.

O an, Mert odaya girdi. “Babaanne, sen beni seviyor musun?” diye sordu. Şükran Hanım, gözleri dolarak, “Tabii ki seviyorum yavrum,” dedi. Mert, “Ama Elif’le daha çok oynuyorsun. Ben de seninle oynamak istiyorum,” dedi. Şükran Hanım, Mert’i kucağına aldı, ona sarıldı. O an, içimde bir umut filizlendi. Belki de bu konuşma bir şeyleri değiştirebilirdi.

Ama zamanla gördüm ki, alışkanlıklar kolay değişmiyor. Şükran Hanım, Elif’e olan ilgisini azaltmadı ama Mert’e de biraz daha vakit ayırmaya başladı. Yine de, aradaki farkı Mert hep hissetti. Ben ise, oğlumun kalbinde açılan bu yaranın izlerini silemedim.

Şimdi, her gece Mert’e sarılırken, ona sevgimi göstermek için daha çok çabalıyorum. Ama içimde hep aynı soru yankılanıyor: Bir büyüğün sevgisizliği, bir çocuğun kalbinde ne kadar derin yaralar açar? Ve biz anneler, bu yaraları sarmak için ne kadar güçlü olmalıyız?

Siz olsaydınız, kayınvalidenizin bu ayrımcılığına karşı nasıl bir yol izlerdiniz? Çocuğunuzun kalbini korumak için neler yapardınız? Lütfen düşüncelerinizi paylaşın, belki de birbirimize destek olabiliriz.