Dört Evi Olan Ablam, Annemle Beni Sokakta Bırakmak İstedi: Bir Aile Dramı

“Zehra, bak, bu ev benim hakkım! Sen zaten yıllardır burada oturuyorsun, annem de yanında. Benim de ihtiyacım var!”

Ablam Gülten’in sesi evin duvarlarında yankılanıyordu. O an, içimdeki öfkeyi tutamadım. “Gülten, dört tane dairen var! Dört! Biz annemle nereye gidelim? Sokakta mı yatalım? Allah aşkına, biraz vicdan!”

O an annem, mutfak kapısının eşiğinde titreyen elleriyle bana bakıyordu. Gözleri dolmuştu. “Kızlar, kavga etmeyin. Bu ev babanızdan yadigâr. Hepimizin başını sokacak bir yuvası olsun diye uğraştı rahmetli,” dedi kısık bir sesle.

Ama Gülten’in gözleri kararmıştı sanki. “Benim de çocuklarım var Zehra! Onların geleceğini düşünmek zorundayım. Herkes kendi başının çaresine baksın!”

O an içimde bir şeyler koptu. Yıllarca ablamı örnek almıştım. Üniversiteyi bitirip iyi bir iş bulduğunda hepimiz gurur duymuştuk. Sonra evlendi, çocukları oldu, eşiyle birlikte İstanbul’un en iyi semtlerinde evler aldı. Ama şimdi, gözünü bu eski apartman dairesine dikmişti.

Annemle ben, babamın ölümünden sonra birbirimize daha da kenetlenmiştik. Ben iş bulamamıştım; pandemiyle birlikte işler iyice zorlaşmıştı. Annem yaşlıydı, sağlık sorunları vardı. Bu ev bizim tek sığınağımızdı.

Gülten ise her fırsatta bizi aşağılıyordu: “Çalışsaydın Zehra! Herkesin hayatı zor. Ben de kolay kazanmadım bu evleri!”

Bir akşam, Gülten elinde bir tomar kağıtla geldi. “Noterden vekaletname hazırladım. Evi üzerime geçiriyorum. İmzala Zehra.”

Dizlerimin bağı çözüldü. “Bunu bana yapamazsın! Annem burada yaşıyor!”

Gülten’in sesi buz gibiydi: “Yapıyorum Zehra. Hakkım bu.”

O gece annem sabaha kadar ağladı. Ben ise çaresizlikten duvarlara yumruk attım. Komşularımız bile duydu kavgamızı. Ertesi gün mahallede herkesin dilindeydik.

Bir hafta boyunca Gülten aramadı, sormadı. Sonra bir sabah kapımız çalındı; bir adam elinde mahkeme kağıdıyla geldi: “Bu evin tahliyesi için dava açıldı.”

Annem bayıldı o an. Ambulans çağırdık, hastaneye kaldırdık. Doktor, “Stresten tansiyonu fırlamış,” dedi.

O gün hastane koridorunda otururken içimdeki öfke yerini derin bir hüzne bıraktı. Nasıl bu hale gelmiştik? Bir zamanlar aynı odada uyuyan iki kardeş, şimdi birbirinin gözünü oyuyordu.

Bir akşam Gülten’i aradım. “Ablacığım, ne olur vazgeç bu davadan. Annem hasta oldu, görmüyor musun?”

Telefonun ucunda sessizlik vardı. Sonra soğuk bir sesle, “Benim de çocuklarım var Zehra,” dedi ve kapattı.

O gece annemin başında sabaha kadar bekledim. İçimden dua ettim: “Allah’ım, bize yardım et.”

Bir hafta sonra mahkemeye çıktık. Hakim, “Taraflar anlaşmaya varamazsa tahliye kararı verilecek,” dediğinde annemin elleri titriyordu.

Mahkeme çıkışı Gülten’in gözlerinin içine baktım: “Ablacığım, babam mezarında rahat uyuyacak mı şimdi?”

Gözlerini kaçırdı.

O gün mahalleden komşumuz Ayşe teyze yanıma geldi: “Kızım, kardeş kardeşe böyle yapar mı? Ne oldu size?”

Ne diyeceğimi bilemedim. Herkesin dilindeydik artık; kimisi Gülten’i haklı buluyor, kimisi bizi savunuyordu.

Bir gece annem bana sarıldı: “Kızım, ben ölürsem sen ne yapacaksın? Nereye gideceksin?”

Cevap veremedim. O an anladım ki, bu kavga sadece bir ev kavgası değildi; ailemizin kökleri sarsılıyordu.

Bir sabah Gülten kapıda belirdi. Yüzü solgundu. “Zehra… Annemi kaybedersek bunun hesabını nasıl vereceğim bilmiyorum,” dedi sessizce.

O an gözyaşlarımı tutamadım: “Ablacığım, para her şey mi? Biz birbirimize ne zaman bu kadar yabancı olduk?”

Gülten başını eğdi: “Bilmiyorum… Çok korkuyorum Zehra… Hayat çok zorlaştı… Çocuklarım için her şeyi göze alıyorum ama… Annemi böyle görmek… İçim parçalanıyor.”

O gün ilk defa sarıldık uzun zaman sonra. Ama aramızdaki kırıklar kolay kolay onarılacak gibi değildi.

Mahkemeden vazgeçti mi? Hayır… Ama en azından annemi hastanede ziyaret etmeye başladı. Aramızda soğuk bir barış vardı artık.

Şimdi geceleri annemin başında beklerken düşünüyorum: Bir ev için birbirimize düşman olduk… Peki ya yarın? Annem gözlerini kapadığında ben nereye gideceğim? Kardeşlik böyle mi olmalıydı?

Siz olsanız ne yapardınız? Bir ev için ailenizden vazgeçer miydiniz?