Oğlumu Kayınvalideme Bırakmak İstediğim Gün: Unutamayacağım O Cevap
“Zeynep, ben çocuk bakıcısı değilim!”
Bu cümle, mutfağın ortasında, ellerim bulaşık deterjanı kokarken, kayınvalidem Emine Hanım’ın dudaklarından döküldü. O an zaman durdu sanki. Oğlum Emir henüz altı aylıktı ve ben, ilk defa bir günlüğüne işe dönmek zorundaydım. Annem başka şehirdeydi, eşim Serkan ise iş seyahatindeydi. Tek umudum Emine Hanım’dı. Ama o, gözlerini kaçırarak, yüzünde alışık olduğum o mesafeli ifadeyle bana bakıyordu.
“Emine Hanım, sadece birkaç saatliğine… Emir zaten uyuyor olacak çoğu zaman,” dedim titrek bir sesle. İçimdeki çaresizlik, gözlerime dolan yaşlarla dışarı sızmaya hazırdı. Ama o, başını iki yana salladı.
“Ben gençken kimse bana yardım etmedi Zeynep. Herkes kendi çocuğuna bakardı. Şimdi sıra sende. Sen de öğreneceksin.”
O an içimde bir şeyler kırıldı. Sanki anneliğimin yükü bir anda iki katına çıkmıştı. Oğlumun minik elleriyle bana tutunmasını düşündüm; ona yetemeyeceğim korkusu içimi kemiriyordu. Kendi annemden uzakta, İstanbul’un kalabalığında yalnızdım. Evin duvarları üzerime yıkılıyordu sanki.
O gece Serkan’ı aradım. “Annen yardım etmiyor, ne yapacağım?” dedim. O ise “Annemin de kendine göre haklı sebepleri vardır,” dedi ve konuyu kapattı. İçimdeki öfke büyüdü. Neden kimse beni anlamıyordu? Neden herkes benden güçlü olmamı bekliyordu?
Ertesi gün işe gitmek için Emir’i kucağıma aldım, gözlerim uykusuzluktan kan çanağına dönmüştü. Kapıda Emine Hanım’la karşılaştık. Yüzüme bakmadan, “Kolay gelsin,” dedi ve hızla merdivenlerden indi. O an içimdeki yalnızlık tarifsizdi.
İşe gittiğimde masamda otururken gözlerim doldu. Arkadaşım Ayşe yanıma geldi, “Ne oldu Zeynep?” diye sordu. Anlattım her şeyi. O ise başını salladı: “Bizim toplumda gelin hep yalnızdır Zeynep. Kayınvalideler kendi gençliklerinde yaşadıklarını bize yaşatıyorlar.”
Ayşe’nin sözleri içimi acıttı ama bir yandan da rahatlatıcıydı. Yalnız olmadığımı hissettim. Ama yine de içimde bir isyan vardı: Neden kadınlar birbirine destek olmak yerine köstek oluyordu? Neden annelerimizden şefkat beklerken duvarlarla karşılaşıyorduk?
O hafta sonu Serkan’la tartıştık. “Senin annen bana hiç yardımcı olmuyor!” dedim öfkeyle.
Serkan ise sessizce, “Belki de annem yorulmuştur, belki de kendi hayatını yaşamak istiyordur,” dedi.
“Benim hayatım yok mu Serkan? Ben de yorulmuyor muyum?” diye bağırdım.
O an Emir ağlamaya başladı. İkimiz de sustuk. Oğlumun ağlaması evde yankılanırken, içimdeki fırtına daha da büyüdü.
Geceleri Emir’i uyuturken pencereden dışarı bakardım. İstanbul’un ışıkları arasında kendimi kaybolmuş hissederdim. Annemin sesi kulağımda çınlardı: “Kızım, güçlü olacaksın.” Ama ne kadar güçlü olursam olayım, bazen bir omuza ihtiyaç duyuyordum.
Bir gün Emine Hanım’la markette karşılaştık. Yanında komşusu Şükran Teyze vardı.
“Zeynep kızım, çalışmaya devam mı ediyorsun?” dedi Şükran Teyze.
Başımı salladım: “Evet, mecburum.”
Emine Hanım hemen lafa girdi: “Gençler artık çocuklarına bakmak istemiyorlar, hep başkasına bırakıyorlar.”
O an içimdeki öfke patladı: “Kimse çocuğuna bakmak istemediği için değil Şükran Teyze! Bazen hayat buna zorluyor insanı! Yardım istemek ayıp mı?”
Şükran Teyze şaşkınlıkla bana baktı. Emine Hanım ise dudaklarını büzdü ve sessizce uzaklaştı.
O gece uzun uzun düşündüm. Belki de Emine Hanım’ın bana olan mesafesi kendi yaşadıklarından kaynaklanıyordu. Belki de gençliğinde o da yalnız kalmıştı ve şimdi bana da aynı yalnızlığı yaşatıyordu; bir tür güçlenme sınavı gibi… Ama ben oğluma aynı şeyi yaşatmak istemiyordum.
Bir gün cesaretimi topladım ve Emine Hanım’ın kapısını çaldım.
“Emine Hanım, sizinle konuşmak istiyorum,” dedim kararlı bir sesle.
Beni salona aldı, sessizce oturdu karşıma.
“Biliyorum, gençliğinizde çok zorluk çekmişsiniz. Ama ben de çekiyorum. Ben oğluma yalnızlık değil, dayanışma göstermek istiyorum. Sizinle aramızda bir duvar olmasını istemiyorum.”
Bir süre sessizlik oldu. Sonra gözlerinde hafif bir yumuşama gördüm.
“Zeynep, ben de çok yalnızdım zamanında… Kimseye güvenemedim. Belki de sana yardım etmekten korktum; tekrar yorulmaktan… Ama haklısın, insan bazen destek ister.”
O an gözyaşlarımı tutamadım. İlk defa birbirimizi gerçekten anlamıştık.
O günden sonra ilişkimiz yavaş yavaş değişti. Hâlâ her zaman destek olmuyordu ama en azından artık konuşabiliyorduk. Ben ise oğluma her zaman yanında olacağıma dair söz verdim.
Şimdi pencereden dışarı bakarken düşünüyorum: Acaba annelerimizden miras kalan bu yalnızlık zincirini kırabilir miyiz? Birbirimize destek olmayı öğrenebilecek miyiz? Sizce biz kadınlar gerçekten birbirimizin yükünü hafifletebilir miyiz?