“Oğluma Daha İyi Bir Gelin Bulacağım!” – Kayınvalidemin Sözleriyle Yıkıldım
“Senin gibi bir gelinle oğlumun işi zor, Elif!”
Kayınvalidem Sevim Hanım’ın sesi mutfakta yankılandı. Elimdeki çay bardağı titredi, neredeyse yere düşecekti. O an, içimde bir şeylerin kırıldığını hissettim. Baran’ın annesiyle aramızda hep bir mesafe vardı ama bu kadar açık bir şekilde beni istemediğini ilk kez söylüyordu.
O gün, Baran işteydi. Akşam yemeği için hazırlık yapıyordum. Sevim Hanım, her zamanki gibi habersiz çıkıp gelmişti. Kapıdan girer girmez mutfağa yöneldi, gözleriyle evi süzdü. “Yine dağınık… Sen hiç annenden ev idaresi öğrenmedin mi?” dedi. Annem vefat ettiğinde on yaşındaydım, bunu biliyordu. Ama acımı umursamadan, her fırsatta bana laf sokmayı ihmal etmiyordu.
Kendimi savunmaya çalıştım: “Elimden geleni yapıyorum Sevim Hanım. Baran da memnun…”
Sözümü kesti: “Baran memnunmuş! Oğlumun ağzı var dili yok, sana bir şey diyemiyor. Neyse, ben daha ölmedim. Oğluma düzgün bir kız bulurum, sen merak etme!”
O an gözlerim doldu. Ne cevap vereceğimi bilemedim. Sanki evimde değil de, yabancı birinin evinde misafirdim. Tüm cesaretimi toplayıp, “Baran’ı seviyorum ve onunla mutluyum,” dedim. Ama sesim titriyordu.
Sevim Hanım alaycı bir şekilde güldü: “Sevgiyle karın doymaz kızım! Senin gibi başıboş biriyle oğlumun işi zor. Benim oğlum daha iyisine layık!”
O akşam Baran eve geldiğinde, gözlerimin şiş olduğunu fark etti. “Yine ne oldu Elif? Annem mi geldi?” diye sordu. Başımı eğdim, anlatmak istemedim. Çünkü Baran ne zaman annesine karşı dursa, aramızda tartışma çıkıyordu. Bir yanda annesi, bir yanda ben… Baran hep arada kalıyordu.
Ama bu sefer susamadım. “Baran, annen bana oğluna daha iyi bir gelin bulacağını söyledi,” dedim.
Baran’ın yüzü asıldı. “Annemin ağzına bakma Elif, o hep böyleydi,” dedi ama sesinde yorgunluk vardı. “Sen benim eşimsin, seni seçtim.”
Ama içimdeki yara büyüdü. Her geçen gün Sevim Hanım’ın lafları kulaklarımda yankılandı. Evde ne yapsam eksik, ne pişirsem beğenilmiyor… Bir gün Baran’la tartıştık. O da patladı:
“Elif, annemle uğraşmak istemiyorum artık! Sen de biraz alttan alsan diyorum…”
“Baran, ben zaten hep susuyorum! Sen hiç beni korumuyorsun!” dedim gözyaşları içinde.
Baran sessizce odadan çıktı. O gece sabaha kadar uyuyamadım. Annemin mezarına gidip içimi dökmek istedim ama mezarlığa gitmeye cesaret edemedim. Sabah olunca aynada kendime baktım: Gözlerim şişmiş, yüzüm solgun…
Bir hafta sonra Sevim Hanım yine geldi. Bu sefer yanında komşusu Ayşe Teyze de vardı. Kapıdan girer girmez Ayşe Teyze’ye dönüp yüksek sesle konuştu:
“Ayşe abla, senin kızın Zeynep var ya… Ne hanım kız maşallah! Elif gibi tembel değil! Oğluma öyle bir gelin lazım işte!”
Ayşe Teyze mahcup oldu: “Aman Sevim abla, Elif de iyi kızdır…”
Sevim Hanım elini salladı: “Yok yok, ben oğlumu Elif’e bırakmam! Daha ölmedim!”
O an dayanamadım: “Sevim Hanım, ben sizin oğlunuzun eşiyim! Lütfen artık bana böyle davranmayın!”
Sevim Hanım bana öyle bir baktı ki… Sanki ben suçluymuşum gibi hissettim.
O günden sonra Baran’la aramızdaki mesafe büyüdü. Akşamları eve geç gelmeye başladı. Ben ise her gün biraz daha içine kapanan biri oldum. Arkadaşlarımı aramayı kestim, kimseye derdimi anlatamadım.
Bir gece Baran eve sarhoş geldi. Yatağın kenarına oturdu:
“Elif… Annem haklı mı acaba? Belki de seninle evlenmekte acele ettik…”
O an kalbim yerinden çıkacak sandım.
“Baran… Beni seviyor musun? Yoksa annenin istediği gibi başka biriyle mi olmak istiyorsun?”
Baran başını öne eğdi: “Bilmiyorum Elif… Çok yoruldum…”
O gece sabaha kadar ağladım. Sabah olunca valizimi topladım ve babamın evine gittim. Babam kapıyı açınca gözlerime baktı:
“Kızım… Dayanamadın değil mi? Biliyorum Sevim Hanım seni hiç istemedi… Ama sen güçlü bir kızsın Elif!”
Babamın kollarında ağladım saatlerce.
Baran birkaç gün sonra aradı:
“Elif… Dön ne olur… Annemi uzaklaştıracağım hayatımızdan… Söz veriyorum…”
Ama artık güvenim kalmamıştı.
Aylar geçti. Boşandık. Sevim Hanım zafer kazanmış gibi davrandı ama Baran’ın içi boşaldı sanki. Duydum ki annesiyle de arası açılmış.
Şimdi kendi ayaklarım üzerinde duruyorum. Bir iş buldum, kendi evime çıktım. Bazen geceleri pencereden yıldızlara bakıp düşünüyorum:
Bir kadın neden başka bir kadına bu kadar acımasız olur? Bir anne neden oğlunun mutluluğunu kendi gururuna feda eder?
Sizce ben mi çok kırılgandım yoksa ailedeki bu savaşta kaybetmeye mahkûm muydum?