Nefessiz Kaldığım Geceler: Bir İstanbul Hikayesi
Anahtar deliğinden dönen anahtarın sesi, gecenin sessizliğinde bir tabanca gibi patladı. İçimdeki korku ve suçluluk duygusu, boğazıma düğümlendi. Kapıyı olabildiğince sessiz kapatmaya çalıştım ama nafile; eski apartman kapısı yine gürültüyle kapandı. Ayakkabılarımı çıkardım, nefesimi tuttum ve parmak uçlarımda odamın yolunu tuttum. Tam kapımı aralayacaktım ki, salonun ışığı birden yandı. Annemin sesi, karanlığı yaran bir bıçak gibi yankılandı:
— Zeynep, saat kaç oldu? Nereden geliyorsun?
Yutkundum. Gözlerimi yere indirdim. “Arkadaşlarla kütüphanedeydim anne,” dedim, sesim titreyerek. Yalan söylemek istemiyordum ama gerçekleri de anlatamazdım. Gerçek şu ki, kütüphanede değil, sahilde oturmuş, denize bakarak nefes almaya çalışıyordum. Sınav stresi, ailemin üzerimdeki baskısı ve ekonomik sıkıntılar… Hepsi üstüme üstüme geliyordu.
Annemin gözleri şüpheyle daraldı. “Kütüphane bu saatte açık mı? Zeynep, bana yalan söyleme! Baban duymasın, yoksa kıyamet kopar!”
O an içimde bir şeyler kırıldı. Babamın öfkesi, annemin endişesi… Hep aynı döngü. Ben ise kendi hayatımı yaşamak istiyordum. Ama nasıl? İstanbul’da yaşamak zaten başlı başına bir mücadeleydi. Babam işsizdi, annem temizliklere gidiyordu. Ben ise üniversite sınavına hazırlanıyordum ama kafamda binbir soru vardı.
Odamın kapısını kapatıp yatağıma uzandım. Tavanı izlerken gözyaşlarım sessizce yanaklarımdan süzüldü. İçimdeki boğulma hissi her geçen gün artıyordu. Sanki nefes alamıyordum. Arkadaşlarımın çoğu özel derslere gidiyor, kurslara katılıyordu. Ben ise evde eski kitaplardan çalışıyordum. Bazen annemle babamın tartışmalarını duymamak için kulaklığımı takıp müzik dinliyordum.
Bir gün okuldan eve dönerken en yakın arkadaşım Elif’le buluştum. Elif’in ailesi de bizim gibi geçim sıkıntısı çekiyordu ama o benden daha umutluydu.
— Zeynep, dedi, “Sen çok akıllısın. Kesin kazanırsın sınavı! Hem bak, burslar varmış, araştırdım.”
Gülümsedim ama içimden bir ses “Ya başaramazsam?” diye fısıldıyordu. O gece yine annemle tartıştık. Annem, “Senin yaşında ben çoktan çalışmaya başlamıştım,” dedi. “Hayal kurmakla olmuyor bu işler!”
Bazen düşünüyorum da, annem haklı mıydı acaba? Hayallerimle gerçekler arasında sıkışıp kalmıştım. Bir yanda resim yapmak istiyordum; diğer yanda ailemin benden tek beklentisi iyi bir üniversiteye girip memur olmamdı.
Bir akşam babam eve sarhoş geldi. Yine iş bulamamıştı. Annemle kavga ettiler. Bağırışlar arasında küçük kardeşim Mert ağlamaya başladı. Onu kucağıma aldım, odama götürdüm.
— Abla, dedi hıçkırarak, “Neden hep kavga ediyorlar?”
Cevap veremedim. Sadece saçlarını okşadım.
O gece karar verdim: Ne olursa olsun kendi yolumu çizecektim. Ama nasıl? Sabah erkenden kalkıp sahile indim. Denizin kokusu ciğerlerimi doldurdu ama içimdeki sıkışıklık geçmedi.
Bir hafta sonra sınav sonuçları açıklandı. Sonuçlar beklediğimden kötüydü. Annem gözyaşlarını tutamadı:
— Zeynep, biz sana bu kadar emek verdik! Ne olacak şimdi?
Babam ise sessizce odasına çekildi. O an kendimi hiç bu kadar yalnız hissetmemiştim.
Günlerce odamdan çıkmadım. Elif aradı, mesaj attı ama cevap vermedim. Sonra bir gün annem kapımı çaldı.
— Kızım, dedi yumuşak bir sesle, “Biliyorum zor… Ama biz de bilmiyoruz nasıl olacak bu işler… Belki başka bir yol bulursun?”
O an annemin de çaresiz olduğunu anladım. Hep güçlü görünmeye çalışıyordu ama o da korkuyordu.
Bir süre sonra bir belediye kursunda resim eğitimi açıldığını duydum. Cesaretimi toplayıp başvurdum. Annem önce karşı çıktı:
— Resimle mi para kazanacaksın? Aç mı kalacaksın?
Ama ben ısrar ettim. Kursa başladığım ilk gün kendimi ilk kez özgür hissettim. Fırçayı elime aldığımda tüm sıkıntılarımı unutuyordum.
Bir gün kursun sonunda öğretmenim Ayşe Hanım yanıma geldi:
— Zeynep, senin yeteneğin var kızım! Sergiye katılmak ister misin?
İnanamadım! Anneme heyecanla anlattım ama yüzünde endişe vardı.
— Sergiymiş… Para getirecek mi bu iş?
Ama bu kez pes etmedim. Sergiye katıldım ve ilk tablom satıldı! O an gözlerim doldu; çünkü ilk kez kendi emeğimle para kazanmıştım.
Babam tabloyu görünce sessizce başını salladı:
— Demek ki insan isterse başarabiliyormuş…
O günden sonra ailem bana biraz daha inanmaya başladı. Hâlâ ekonomik sıkıntılarımız var; hâlâ bazen tartışıyoruz ama artık nefes alabiliyorum.
Şimdi dönüp o karanlık gecelere bakınca düşünüyorum: Acaba başka bir ailede doğsaydım daha kolay mı olurdu her şey? Yoksa zorluklar insanı gerçekten güçlendiriyor mu? Sizce hayallerimiz için savaşmaya değer mi?