“Yine mi uyuyorsun? Bari Emir’e kahvaltı hazırlasaydın!” – Evliliğimin Son Günü ve Kendi Hayatımı Kurtarışım
“Yine mi uyuyorsun? Bari Emir’e kahvaltı hazırlasaydın!” Kayınvalidemin sesi telefonda yankılandığında, gözlerimi açtığımda saat sabahın yedisi bile olmamıştı. O an, içimde bir şeylerin koptuğunu hissettim. Yastığın kenarında, Emir’in horlaması hâlâ devam ediyordu. Oğlumuz Kerem ise odasında sessizce oyun hamurlarıyla oynuyordu. İçimde bir öfke, bir yorgunluk… Sanki yıllardır taşıdığım yük, o sabah daha da ağırlaşmıştı.
Telefonu kapattıktan sonra mutfağa gittim. Buzdolabını açtım; peynir, zeytin, domates… Her zamanki gibi kahvaltıyı hazırlamaya başladım. Ama ellerim titriyordu. “Neden hep ben?” dedim kendi kendime. “Neden kimse bana ‘iyi misin?’ diye sormuyor?”
Emir’in annesiyle aramızda hep bir mesafe vardı. Oğlunu gözünde büyütür, bana ise sürekli eksik olduğumu hissettirirdi. “Emir çok çalışıyor, sen de biraz anlayışlı ol,” derdi hep. Ama kimse benim de çalıştığımı, akşamları yorgun argın eve geldiğimi görmezdi. Ben de bir insanım, ben de yoruluyorum, ben de bazen sadece uyumak istiyorum…
O sabah kahvaltı masasına oturduğumuzda Emir hâlâ uykuluydu. Kerem ise heyecanla yumurtasını bekliyordu. Yumurtayı masaya koyarken elimden tabak kaydı ve yere düştü. Emir birden bağırdı: “Ne yapıyorsun ya? Sabah sabah başımıza iş açtın!”
O an gözlerim doldu. “Yeter!” dedim içimden. Ama sesim çıkmadı. Yıllardır olduğu gibi sustum. Sonra Kerem’in gözlerindeki korkuyu gördüm. O an karar verdim: Bu böyle devam edemezdi.
O gün işten eve dönerken markete uğradım. Rafların arasında dolaşırken, içimdeki boşluğu daha derin hissettim. Herkesin bir telaşı vardı; ben ise kendi hayatımda kaybolmuştum. Eve döndüğümde Emir yine koltukta televizyon izliyordu. Kerem ise ödevini yapmaya çalışıyordu ama babasının yüksek sesle konuşmasından rahatsızdı.
“Emir,” dedim, “Biraz Kerem’le ilgilenir misin? Ben de biraz dinlenmek istiyorum.”
Emir yüzüme bile bakmadan, “Sen annesin, sen ilgilen,” dedi.
O gece uyuyamadım. Tavanı izlerken yıllardır yaşadıklarımı düşündüm: Emir’in sorumsuzluğu, kayınvalidemin baskısı, kendi ailemin bana ‘sabret’ demesi… Hep sabrettim, hep sustum. Ama artık içimdeki ses daha fazla susmak istemiyordu.
Ertesi sabah valizimi çıkardım. Sessizce eşyalarımı toplamaya başladım. Kerem odasında oyuncaklarıyla oynarken yanıma geldi.
“Anne, nereye gidiyorsun?”
Gözlerim doldu. Eğildim, onu kucağıma aldım.
“Biraz dinlenmeye ihtiyacım var oğlum,” dedim. “Ama seni çok seviyorum.”
Emir kapının önünde dikiliyordu. Yüzünde şaşkınlık ve öfke vardı.
“Ne yapıyorsun ya? Şaka mı bu?”
İlk defa ona kararlı bir şekilde baktım.
“Şaka değil Emir. Yıllardır her şeyi ben yaptım, her yükü ben taşıdım. Artık kendimi düşünmek istiyorum.”
Emir bir şeyler söylemeye çalıştı ama sustum. Kapıyı kapatıp çıktım.
O gün annemin evine gittim. Annem beni kapıda görünce şaşırdı ama hiçbir şey sormadı; sadece sarıldı. O sarılışta yıllardır hissetmediğim bir huzur buldum.
İlk günler zordu. Kerem’i görememek canımı yakıyordu ama biliyordum ki bu kararı almak zorundaydım. Annemle uzun uzun konuştuk; bana “Kızım, senin de mutlu olmaya hakkın var,” dediğinde gözyaşlarımı tutamadım.
Emir birkaç kez aradı, mesaj attı: “Dön artık, sensiz olmuyor.” Ama hiçbirinde gerçek bir pişmanlık yoktu; sadece alışkanlıklarını kaybetmişti.
Bir akşam eski arkadaşım Zeynep’le buluştum. Ona her şeyi anlattım.
“Senin yerinde olsam ben de giderdim,” dedi Zeynep. “Kimse değişmez, hele ki değişmek istemiyorsa.”
O gece yatağa uzandığımda ilk defa hafifledim. Kendi hayatımı geri almanın huzurunu hissettim.
Aylar geçti… Kerem’le görüşmelerimiz düzene girdi. Onunla parkta yürürken bana sarılıp “Anne, sen mutlu olunca ben de mutlu oluyorum,” dediğinde doğru kararı verdiğimi anladım.
Şimdi bazen aynaya bakıp kendime soruyorum: “Neden bu kadar geç kaldım?” Ama biliyorum ki hiçbir zaman geç değil; insan kendini kurtarmak için ne zaman isterse o zaman başlayabilir.
Siz olsaydınız ne yapardınız? Bir insanı değiştirmeye çalışmak mı yoksa kendinizi kurtarmak mı? Lütfen düşüncelerinizi paylaşın; belki bir başkasına umut olursunuz.