Kendi Hayatımın Esiri: Elif’in Korku ve Özgürlük Arasındaki Yolculuğu

“Elif, maaşını aldın mı?”

Eşim Murat’ın sesi, mutfağın kapısından içeriye bir bıçak gibi saplanıyor. Ellerim titriyor, çaydanlığı ocağa koyarken döküyorum birazını. “Aldım,” diyorum kısık sesle, gözlerim yere sabitlenmiş. Cüzdanımı çıkarıp masanın üstüne bırakıyorum; o da hiç vakit kaybetmeden parayı alıyor, sayıyor. Sanki ben yokmuşum gibi davranıyor. O an, içimde bir şeyler kırılıyor ama bunu kimse duymuyor.

Her ayın ilk günü aynı sahne. İlk başlarda bunu sevgimin bir göstergesi sanıyordum. Annem hep derdi: “Kocan ne derse yap kızım, yuvanı koru.” Ben de öyle yaptım. Murat’ın istediği her şeyi verdim; paramı, zamanımı, hayallerimi…

Ama yıllar geçtikçe, kendimden geriye ne kaldığını sorgulamaya başladım. Sabahları işe giderken aynada gördüğüm kadını tanıyamaz oldum. Gözlerimin altındaki morluklar, dudaklarımda hiç silinmeyen bir endişe…

Bir gün iş yerinde arkadaşım Zeynep sordu: “Elif, iyi misin? Çok solgunsun.”

“İyiyim,” dedim refleksle. Ama iyi değildim. İçimde büyüyen bir boşluk vardı. Eve döndüğümde Murat’ın bakışlarıyla karşılaşmak, her hareketimin hesabını vermek… Telefonumun mesajlarını kontrol ederdi, kiminle konuştuysam sorardı. Bir gün annemi aradığımda bile neden aradığımı sorguladı.

Bir akşam Murat eve geç geldi. Yorgun ve sinirliydi. “Yemek hazır değil mi hâlâ?” diye bağırdı. O an içimdeki korku öfkeye dönüştü. “Ben de çalışıyorum Murat! Her şeyi tek başıma yetiştiremiyorum!” dedim ilk defa sesimi yükselterek.

Bir anlık sessizlik oldu. Sonra Murat’ın gözleri kısıldı, sesi buz gibi oldu: “Senin işin benimle tartışmak değil. Maaşını veriyorsun diye kendini bir şey mi sandın?”

O gece uyuyamadım. Tavanı izledim saatlerce. Kendi hayatımda misafir gibiydim; kararlarımı başkası veriyordu. Sabah olduğunda aynadaki kadına baktım ve ona söz verdim: Bir gün bu zincirleri kıracağım.

Ama nasıl? Annemle konuşmaya cesaret edemedim; o da babamın sözünden çıkmazdı hiçbir zaman. Arkadaşlarıma anlatmak istedim ama utandım. “Kocanla aranda olur böyle şeyler,” derlerdi belki de.

Bir gün iş yerinde Zeynep’le öğle yemeğine çıktık. “Elif, bak bana kızma ama… Senin durumun normal değil,” dedi gözlerimin içine bakarak. “Ekonomik şiddet bu.”

O kelimeyi ilk defa duydum: Ekonomik şiddet. Sanki biri bana ayna tutmuştu. Eve döndüğümde Murat’a bakarken artık başka bir gözle bakıyordum.

Bir hafta sonra maaşımı aldığımda cüzdanımı sakladım. O akşam Murat sordu: “Maaşını ver.”

“Bu ay bazı borçlarımı ödemem lazım,” dedim titreyerek.

Yüzü asıldı, sesi yükseldi: “Sen bana yalan mı söylüyorsun? Benim paramı saklıyorsun ha?”

O gece tartışmamız büyüdü. İlk defa bana elini kaldırdı. O an içimdeki korku yerini buz gibi bir kararlılığa bıraktı. Ertesi sabah işe giderken Zeynep’e her şeyi anlattım.

Zeynep bana Kadın Dayanışma Derneği’nin numarasını verdi. Aramak için saatlerce cesaretimi topladım. Telefonda bir kadın bana yumuşak bir sesle “Yalnız değilsiniz,” dediğinde ağlamaya başladım.

O günden sonra hayatım değişmeye başladı ama kolay olmadı. Murat’ın baskısı arttı; eve geç gelmemi bahane etti, telefonumu aldı, arkadaşlarımla görüşmemi yasakladı. Anneme anlattığımda ise “Kızım, evlilikte olur böyle şeyler,” dedi yine.

Ama ben artık susmuyordum. İş yerinde ek iş buldum; küçük küçük para biriktirmeye başladım. Zeynep’le gizli gizli buluşup plan yaptık: Bir gün evi terk edecektim.

Bir gece Murat yine bağırırken oğlum Ege kapının arkasında ağlıyordu. O an kararımı verdim: Oğlumun da benim gibi korkuyla büyümesine izin vermeyecektim.

Bir sabah erkenden kalktım, Ege’yi giydirdim, çantamı hazırladım ve evden çıktık. Otogara gidip annemin köyüne gittik önce; orada birkaç gün kaldık. Sonra İstanbul’da bir kadın sığınma evine başvurdum.

İlk gecemiz orada geçtiğinde Ege’ye sarılıp ağladım: “Anneciğim, artık korkmayacağız.”

Murat defalarca aradı, mesaj attı; tehdit etti, yalvardı… Ama dönmedim.

Aylar geçti; yeni bir iş buldum, Ege’yle küçük bir ev tuttuk. Hayat kolay değildi ama özgürdüm artık. Her sabah aynaya baktığımda gözlerimde yeniden umut görüyordum.

Bazen hâlâ korkuyorum; bazen yalnız hissediyorum… Ama biliyorum ki artık kendi hayatımın sahibiyim.

Şimdi size soruyorum: Bir kadının özgürlüğü için neleri göze alması gerekir? Korkularımızla yüzleşmeden gerçekten yaşayabilir miyiz?