Evime Dönmek İstiyorum: Babam İçin Odamdan Vazgeçtim, Ama Kimse Beni Anlamadı
“Zeynep, kalk kızım! Hemen kalk!” Annemin titrek sesiyle gözlerimi açtığımda, odamdaki sabah güneşi bile içimi ısıtmıyordu. Annemin yüzünde endişe, gözlerinde uykusuzluk vardı. “Baban bu gece yine çok fenalaştı. Doktor, artık ona ayrı bir oda lazım dedi. Senin odanı hazırlamamız gerek.”
Bir an donup kaldım. Odam… Benim sığınağım, kitaplarım, defterlerim, çocukluğumun izleriyle dolu duvarlar… “Anne, başka bir çözüm yok mu? Ben nereye gideceğim?” dedim, sesim çatallandı. Annem gözlerini kaçırdı. “Salonda yatarsın bir süre. Babanın durumu ciddi, Zeynep. Anla artık.”
O an içimde bir şeyler koptu. Babamın hastalığı aylardır evimizin üstüne kara bir bulut gibi çökmüştü. Önce işini kaybetti, sonra hastalandı. Annem gündelik işlere gidiyor, ben de üniversiteye hazırlanıyordum. Ama kimse bana sormuyordu: Ben ne hissediyorum? Benim de korkularım, kaygılarım var mı?
Odamı toplamaya başladım. Her kitapta bir anı, her defterde bir hayal… Bir ara babamın öksürük sesi geldi koridordan. İçim acıdı. Onu böyle görmek istemezdim. Ama neden hep ben vazgeçmek zorundaydım?
Akşam olunca salonda eski bir çekyatta uyumaya çalıştım. Annem babama ilaç veriyor, babam inliyor… Gözlerim doldu. “Zeynep, dayan kızım,” dedim kendi kendime. “Bir gün geçecek.”
Ama geçmedi. Haftalarca salonda yattım. Sınavlara çalışmak imkansızdı; babamın öksürüğü, annemin ağlaması… Bir gün arkadaşım Elif aradı: “Zeynep, neden okula gelmiyorsun? Herkes seni soruyor.”
Ne diyebilirdim ki? “Babam hasta, odamı kaybettim, salonda yaşıyorum” mu demeliydim? Utandım. Kimseye anlatamadım.
Bir akşam annemle tartıştık. “Anne, ben de insanım! Benim de odam olsun istiyorum!” diye bağırdım. Annem gözyaşlarını sildi: “Baban ölürse ne yapacaksın Zeynep? Biraz sabret!”
O gece evi terk ettim. Elif’in evine gittim. Annesi bana sarıldı: “Kızım, ne oldu?” dedi. Ağladım sadece.
Günlerce eve dönmedim. Annem aradı, açmadım. Babam hastaneye kaldırılmış… İçimde bir suçluluk duygusu büyüdü: Ya babam ölürse ve ben yanında olmazsam?
Bir sabah Elif’in annesi bana kahvaltı hazırladı. “Zeynep,” dedi, “ailen seni çok seviyor ama bazen büyükler çocuklarının duygularını göremiyor.”
O gün eve döndüm. Annem kapıda ağladı: “Kızım, affet beni… Çok zor zamanlardan geçiyoruz.” Babam yatağında zayıf bir sesle konuştu: “Zeynep’im… Senin odanı aldık ama gönlünü alamadık.”
O an anladım ki aile olmak bazen acı verici fedakarlıklar gerektiriyor ama kimsenin duyguları görünmez olmamalıydı.
Şimdi hâlâ salonda yatıyorum ama odamı kaybetmenin ötesinde; kendimi kaybetmemek için mücadele ediyorum.
Siz hiç kendi evinizde yabancı gibi hissettiniz mi? Aileniz için vazgeçtiklerinizin hesabını kimse sordu mu size?