Hastalıkla Sınanan Bir Evlilik: Yanımda Kimse Kalmadığında
“Yine mi doktora gideceksin, Murat? Her gün bir şeyin çıkıyor zaten!” Elif’in sesi, mutfaktan yükseldiğinde elimdeki çay bardağı titredi. O an, içimde bir şeylerin koptuğunu hissettim. Yıllardır süren evliliğimizde ilk defa bu kadar yalnızdım. Annem, babam, kardeşim yoktu yanımda; sadece Elif vardı ve o da artık bana yabancıydı.
Üç ay önce teşhis konmuştu: MS hastasıydım. Başta Elif’in gözlerinde korku ve endişe görmüştüm, ama zamanla bu duygular yerini bıkkınlığa ve öfkeye bıraktı. İşten eve döndüğümde, yorgunluğumun üzerine bir de onun soğuk bakışları ekleniyordu. Bir akşam, salonda otururken Elif’in telefonda annesiyle konuşmasına kulak misafiri oldum:
“Anne, Murat yine hastaneye gitmek istiyor. Ben de bıktım artık, sürekli ilgi bekliyor. Sanki ben hemşiresiyim!”
O an içimde bir şeyler kırıldı. Oysa ben Elif’le evlenirken, iyi günde kötü günde yanında olacağıma söz vermiştim. Ama şimdi, hastalığımın yükünü tek başıma taşımak zorunda kalıyordum. Annem hep derdi: “Evlat, hayat arkadaşını iyi seç. Zor zamanında yanında kim kalırsa, işte o senin gerçek ailen olur.”
Bir sabah yatağımdan kalkamadım. Bacaklarım tutmuyordu. Elif’e seslendim:
“Elif, yardım eder misin? Kalkamıyorum.”
O ise gözlerini bile kaldırmadan, “Benim de işim var Murat, abartma,” dedi. O an gözlerim doldu. O kadar yalnızdım ki…
Bir hafta sonra iş yerinden aradılar; raporlarım uzayınca işimi kaybettim. Elif’in tepkisi ise beklediğimden daha acımasızdı:
“Şimdi ne olacak? Ben mi bakacağım sana? Zaten zar zor geçiniyoruz!”
O gece salonda uyudum. Elif’in yanına gitmeye yüzüm yoktu. Kafamda binbir düşünce… Onca yıl birlikte yaşadığımız kadın, şimdi bana yükmüşüm gibi davranıyordu. Oysa ben ona her zaman destek olmuştum; annesi hastalandığında günlerce başında beklemiştim.
Bir gün Elif’in arkadaşları bize geldi. Ben odama çekildim; onların kahkahaları arasında kendimi daha da yalnız hissettim. Kapı aralığından duydum:
“Elif, senin yerinde olsam çoktan boşanırdım. Gençsin daha, hayatını mahvetme.”
Elif’in cevabı ise içimi parçaladı:
“Bilmiyorum Asuman, bazen düşünüyorum… Belki de yanlış kişiyi seçtim.”
O gece sabaha kadar uyuyamadım. Kendime sordum: Ben mi yanlış yaptım? Hastalanmak benim suçum muydu? Hayat bu kadar acımasız mıydı?
Bir sabah Elif valizini topladı.
“Bir süre annemde kalacağım,” dedi soğuk bir sesle.
“Beni böyle mi bırakıyorsun?” dedim titreyen bir sesle.
“Ne yapayım Murat? Ben de insanım! Herkesin bir sınırı var,” dedi ve kapıyı çekip gitti.
O an evdeki sessizlik boğazıma düğümlendi. Annemi aradım; sesimi duyunca ağladı. “Oğlum, gel köye dön, burada sana bakarım,” dedi ama biliyordum ki yaşlıydı, bana bakacak gücü yoktu.
Günler geçtikçe yalnızlık daha da ağırlaştı. Komşumuz Ayşe Teyze arada bir uğrayıp yemek getiriyordu ama onun da kendi ailesi vardı. Bir gün pencereden dışarı bakarken çocukların sokakta oynadığını gördüm; hayat herkes için devam ediyordu ama benim için durmuştu sanki.
Bir akşam Elif geri döndü; yüzünde pişmanlık yoktu.
“Boşanmak istiyorum,” dedi kısaca.
“Bu kadar mıydı yani?” dedim gözyaşlarımı saklamaya çalışarak.
“Elimde değil Murat… Ben bu yükü taşıyamam,” dedi ve odasına geçti.
O gece eski fotoğraflarımıza baktım; gülümseyen yüzlerimiz, umut dolu bakışlarımız… Hepsi birer yalandı sanki. İnsan en çok sevdiğinden darbe yiyince acıyı daha derinden hissediyormuş.
Boşanma süreci sancılı geçti. Elif’in ailesi beni suçladı; “Kızımızın gençliği mahvoldu,” dediler. Oysa ben de mağdurdum; kimse hastalığı isteyerek seçmezdi ki…
Aylar geçti; yalnızlığa alıştım. Hayatımı yeniden kurmaya çalıştım. Devlet hastanesinde fizik tedaviye başladım; orada benim gibi birçok insanla tanıştım. Onların hikâyelerini dinledikçe yalnız olmadığımı anladım.
Bir gün hastanede tanıştığım Emine Abla şöyle dedi:
“Oğlum, insanın yanında kimse kalmazsa bile kendisiyle barışık olması lazım. Hayat bazen en sevdiklerinden vazgeçmeni ister.”
Şimdi geçmişe bakınca düşünüyorum: Gerçekten doğru kişiyi mi seçmiştim? Yoksa hayatın zorlukları karşısında herkesin maskesi mi düşüyordu? Siz olsaydınız ne yapardınız? Sevdiğiniz insan hasta olunca yanında kalır mıydınız?