Kaynanamı Evden Gönderdim – Ve Hiç Pişman Değilim
“Yeter artık, Fatma Hanım! Bu evde ya siz kalacaksınız ya da ben!” diye bağırdım, sesim titriyordu ama kararlılığım gözlerimde okunuyordu. O an, mutfağın ortasında, ellerim bulaşık deterjanıyla ıslanmışken, kaynanam bana öyle bir baktı ki, sanki ben değil de o mağdurdu. Oysa aylardır içimde biriken öfke, yorgunluk ve çaresizlik artık taşmıştı.
Ben Elif. Otuz yaşındayım ve altı ay önce ikizlerim Defne ve Deniz’i kucağıma aldım. Hayatımın en mutlu olması gereken döneminde, kendimi bir savaşın ortasında buldum. Eşim Murat’la evlendiğimizde, küçük ama huzurlu bir hayatımız vardı. Ama çocuklar doğunca her şey değişti. Murat’ın annesi Fatma Hanım, “Size yardım edeyim” diyerek valizini alıp evimize taşındı. O gün, hayatımın ne kadar değişeceğini bilmiyordum.
Başlarda iyi niyetli olduğunu düşündüm. “Elif kızım, sütünü artırmak için şunu ye,” dediğinde gülümsedim. “Bebekleri böyle tutma, düşürürsün,” dediğinde içimden kızsam da ses etmedim. Ama zamanla, Fatma Hanım’ın yardımından çok gölgesi büyüdü evde. Her şeye karışıyor, her hareketimi eleştiriyordu. Defne ağladığında “Sen annelik bilmiyorsun,” diyordu. Deniz’in altını değiştirirken “Böyle mi yapılır?” diye başımda dikiliyordu.
Bir gece, uykusuzluktan gözlerim kan çanağına dönmüşken, Fatma Hanım kapımı çalıp “Bebekleri bana bırak, sen beceremiyorsun,” dedi. O an içimde bir şey koptu. Ben annesiyim onların! Onları ben büyüteceğim! Ama Murat’a anlatınca, “Annem iyi niyetli Elif, büyütme bu kadar,” dedi. O ise işten eve gelir gelmez koltuğa uzanıyor, annesinin yaptığı yemekleri yiyor, çocuklarla ilgilenmiyordu bile.
Bir sabah Defne ateşlendi. Panikle doktora gitmek istedim ama Fatma Hanım “Benim yöntemlerim daha iyi,” diyerek soğanı ikiye bölüp yatağın başına koydu. O an çıldıracak gibi oldum. Kızımı doktora götürmek için ayakkabılarımı giyerken önüme dikildi: “Sen annelikten anlamıyorsun!”
O gece Murat’la kavga ettik. “Ya annen ya ben!” dedim. O ise sustu, gözlerini kaçırdı. Ertesi sabah Fatma Hanım kahvaltı sofrasında bana bakmadan “Ben bu evde istenmiyorum,” dedi. Gözlerim doldu ama ağlamadım. “Evet Fatma Hanım, artık kendi düzenimize dönmek istiyoruz,” dedim. Eşyalarını topladı, kapının önünde son kez döndü: “Bir gün pişman olacaksın Elif.”
O günden sonra ev sessizleşti. Murat günlerce surat astı, bana tek kelime etmedi. Annem aradı: “Kızım, kaynananı idare etseydin ya…” Komşular fısıldaştı: “Elif kaynanasını evden kovmuş.” Ama ben ilk defa kendimi özgür hissettim. Kendi anneliğimi yaşayabildim. Defne’yi doktora götürdüm, Deniz’le parka gittim. Hatalar yaptım belki ama kendi hatalarımı…
Bir akşam Murat eve geç geldi. Yorgun ve üzgündü. “Annem bana küsmüş,” dedi. “Ben de annesiyim Murat,” dedim sessizce. Gözleri doldu: “Seni anlamadım Elif.”
Belki de bu hikâyede herkes biraz haklıydı; Fatma Hanım oğlunu korumak istiyordu, Murat iki arada kalmıştı, ben ise kendi hayatımı ve çocuklarımı korumaya çalışıyordum. Ama kimse benim ne kadar yalnız ve çaresiz hissettiğimi görmedi.
Şimdi geceleri çocuklarımı uyuturken bazen düşünüyorum: Bir kadının kendi evinde huzur istemesi bencillik mi? Anneliği öğrenmek için hata yapmaya hakkımız yok mu? Siz olsaydınız ne yapardınız? Lütfen bana yazın; yalnız olmadığımı bilmek istiyorum.