Bir Sabah Her Şeyi Değiştirdi: Gözyaşlarıyla Başlayan Günüm
“Zeynep! Kalk kızım, saat kaç oldu?” Annemin sesi, odanın kapısında yankılandı. Gözlerimi araladığımda, telefonumun ekranında saat 09:45’i gördüm. Oysa normalde saat sekizde çoktan metrobüs durağında olurdum. İçimde bir şeyler kırıldı o an. Sanki hayatımın düzeni, annemin sesiyle birlikte paramparça oldu.
Telefonumun şarjı bitmişti. Gece boyunca şarja taktığımı sandığım kablo, fişten çıkmış. “Allah kahretsin!” dedim içimden. İş görüşmem vardı bugün, belki de son şansımdı. Annem kapının önünde bekliyordu, gözlerinde hem öfke hem de endişe vardı. “Ne oldu yine? İş mi bulamadın? Kaç kere dedim sana, düzgün bir iş bul diye!”
O an içimdeki bütün öfke dışarı taştı. “Anne, elimden geleni yapıyorum! Her yere başvurdum, kimse dönmüyor!” dedim. Sesim titriyordu. Annem sustu, ama bakışlarıyla beni suçlamaya devam etti. Babam yıllar önce bizi terk ettiğinden beri, evdeki her sorunun suçlusu ben olmuştum sanki.
Hızla giyindim, saçımı bile taramadan evden çıktım. İstanbul’un sabah trafiğiyle boğuşurken, içimdeki kaygı büyüdü. Otobüste yanımda oturan yaşlı kadın bana acıyarak baktı; gözlerim dolmuştu, farkındaydım. “Kızım iyi misin?” diye sordu usulca. “İyiyim teyze,” dedim ama sesim çıkmadı.
İş görüşmesine geç kaldım tabii. Sekreter bana soğuk bir bakış attı: “Zeynep Hanım, randevunuz dokuzdaydı.” İçeri almadılar bile. O an dünyanın en değersiz insanı gibi hissettim kendimi. Kapının önünde oturup ağladım. Telefonum hâlâ kapalıydı, annemi arayamadım. Bir an için her şeyden vazgeçmek istedim.
Ama sonra aklıma küçük kardeşim Elif geldi. O daha on iki yaşında ve bana hayran. Ona umut olmak zorundaydım. Gözyaşlarımı sildim, derin bir nefes aldım ve eve döndüm.
Eve girdiğimde annem mutfakta sessizce ağlıyordu. Beni görünce gözlerini sildi ama ben fark ettim. “Anne…” dedim usulca. O an aramızdaki bütün duvarlar yıkıldı sanki. Annem bana sarıldı, ikimiz de ağladık.
“Ben de yoruldum Zeynep,” dedi annem. “Her şey üstüme geliyor bazen.” O an anladım ki, sadece ben değil, annem de bu hayatın yükünü taşıyamıyordu artık.
O akşam Elif’le birlikte sofraya oturduk. Annem ilk defa uzun zamandır güldü. Belki de hayatın anlamı, birlikte ağlayıp birlikte gülmekteydi.
Ertesi gün yeni bir iş ilanı gördüm; yine umutlandım. Belki de her şey bir sabaha uyanmakla değişebilirdi.
Şimdi size soruyorum: Sizin de bir sabahınız her şeyi değiştirdi mi? Hayatın yükünü taşırken en çok neye tutunuyorsunuz?