Pencere Kenarında Bir Yalnızlık: Zeynep’in Hikayesi

“Zeynep, neden bu kadar sessizsin? Akşam yemeğini beğenmedin mi?” Murat’ın sesi mutfaktan yankılandı. Cevap vermedim. Kaşığımı tabağa bırakıp pencereye yöneldim. Ellerim titriyordu, içimdeki huzursuzluk boğazıma düğümlenmişti. Son haftalarda Murat’ın bana olan ilgisi birdenbire artmıştı; sabahları kahvaltı hazırlıyor, işten erken gelip çiçeklerle kapımı çalıyordu. Oysa on iki yıllık evliliğimizde böyle şeylere alışkın değildim. Bir şeyler ters gidiyordu, hissediyordum.

O akşam, Murat sofrayı toplarken ben salonda volta atıyordum. Annem aradı, sesimi duyar duymaz “Kızım, iyi misin?” dedi. “İyiyim anne,” dedim ama sesim titredi. Annem sustu, sonra “Bir derdin varsa anlat, içine atma,” dedi. İçime atıyordum işte, çünkü neyle karşılaşacağımı bilmiyordum.

Ertesi sabah Murat yine erkenden kalkıp bana kahvaltı hazırladı. “Zeynep, bugün işten erken çıkacağım. Akşam birlikte yürüyüşe çıkarız, ne dersin?” dedi. Gözlerinin içine bakamadım. “Olur,” dedim kısık sesle. O evden çıkınca hemen telefonunu aramaya başladım. İçimdeki şüphe büyüyordu. Telefonunu bulamadım; Murat son zamanlarda hep yanında taşıyordu.

O gün işten eve dönerken apartmanın önünde bir kadın gördüm. Uzun siyah saçlı, ince yapılı biriydi. Elinde bir poşet vardı, Murat’ın arabasına yaslanmış bekliyordu. Göz göze geldik. Kadın başını eğdi, hızla uzaklaştı. Kalbim deli gibi atmaya başladı. Eve çıktım, pencereden aşağı baktım; kadın köşede bekliyordu hâlâ. O an içimde bir şey koptu.

Akşam Murat eve geldiğinde gergindim. “Bugün apartmanda yeni biriyle karşılaştım,” dedim laf arasında. Murat’ın yüzü bir an gerildi, sonra hemen gülümsedi: “Aa, kimmiş? Ben hiç görmedim.” Yalan söylüyordu, gözlerinden anladım.

Gece uyuyamadım. Murat yanımda derin uykudaydı ama ben gözlerimi tavana dikmiş düşünüyordum: ‘Beni aldatıyor mu? Yoksa sadece kafamda mı büyütüyorum?’ Sabah olduğunda kararımı vermiştim; gerçek neyse öğrenmeliydim.

Bir hafta boyunca Murat’ı takip ettim. İş çıkışı bazen eve geç geliyordu, bazen de telefonla konuşmak için balkona çıkıyordu. Bir akşam yine balkondayken sesini duydum: “Tamam Asuman, yarın görüşürüz.” O an içimdeki bütün şüpheler gerçeğe dönüştü.

Ertesi gün Murat işe gider gitmez apartmandaki komşumuz Ayşe Abla’ya gittim. “Ayşe Abla, geçenlerde apartmanda yabancı bir kadın gördün mü?” dedim. Ayşe Abla gözlerini devirdi: “Kızım, geçen hafta Murat’la bir kadın aşağıda tartışıyordu. Ben de şaşırdım ama karışmadım.”

Dizlerimin bağı çözüldü. Eve döndüm, kendimi yatağa attım ve saatlerce ağladım. Annemi aradım: “Anne, Murat beni aldatıyor galiba,” dedim. Annem sustu, sonra “Kızım, ne yapacaksın?” diye sordu. Bilmiyordum.

O gece Murat eve geldiğinde yüzüne bakamadım. O ise hiçbir şey olmamış gibi davrandı; bana sarıldı, saçımı okşadı. İçimde öyle büyük bir öfke vardı ki kendimi zor tuttum.

Bir hafta boyunca her şey aynı şekilde devam etti; Murat’ın ilgisi arttıkça ben daha çok içine kapandım. Sonunda dayanamadım. Bir akşam sofrada otururken patladım: “Murat, bana doğruyu söyle! Kim bu kadın?”

Murat’ın yüzü bembeyaz oldu. Kaşığı elinden bıraktı, gözleri doldu: “Zeynep… Sana söylemek istedim ama korktum.”

“Ne söylemek istedin? Beni aldatıyor musun?”

Murat başını eğdi: “Hayır… Yemin ederim seni aldatmadım ama… Asuman eski nişanlım. Bir süredir bana ulaşmaya çalışıyordu; annesi hastaymış, benden yardım istedi.”

İçimdeki öfke yerini şaşkınlığa bıraktı: “Neden bana söylemedin?”

“Sana güvenini kaybetmekten korktum,” dedi sessizce.

O gece sabaha kadar konuştuk. Murat’ın bana yalan söylemesiyle aramızdaki güven tamamen sarsılmıştı. Onu affedebilir miydim bilmiyordum ama en çok kendime kızgındım; yıllarca kendi hayatımı unutmuş, sadece onun etrafında dönmüştüm.

Ertesi gün annem aradı: “Kızım, ne yapacaksın?”

“Bilmiyorum anne,” dedim gözlerim dolarak. “Ama artık kendimi bulmak istiyorum.”

İlk defa yıllar sonra kendi isteklerimi düşünmeye başladım; kurslara yazıldım, eski arkadaşlarımla buluştum, kitap okumaya başladım. Murat’la aramızdaki mesafe hâlâ kapanmamıştı ama ben artık kendi hayatımı kurmaya başlamıştım.

Şimdi pencereden dışarı bakarken düşünüyorum: Bir insan en çok kime güvenmeli? Eşine mi, yoksa önce kendine mi? Siz olsanız ne yapardınız?