Geri Dönüş Yolu Kapandı: Hayatımın Kırılma Noktası
“Ne oldu bana? Neden buradayım?” diye sordum kendi kendime, gözlerimi hastane tavanına dikerken. O an, kapı hafifçe aralandı ve doktor içeri girdi. “Fatma Hanım, sizi biraz toparladık. Ama bundan sonra sağlığınıza çok dikkat etmeniz gerekiyor,” dedi, yüzünde yapmacık bir tebessümle. Omzuma hafifçe dokundu, ardından kapıyı nazikçe açtı; çıkmamı bekliyordu. Elimdeki plastik torbalarla odadan çıkarken boğazımda bir yumru vardı. Sanki yıllardır içimde biriktirdiğim tüm pişmanlıklar, o an boğazıma düğümlenmişti.
Koridorda yürürken, aklımda tek bir soru yankılanıyordu: “Nerede yanlış yaptım?” Gençliğimde, her şeyin kontrolümde olduğunu sanırdım. Annemle babamın sözlerini hep kulak ardı ettim. Onların gelenekçi tavırlarına karşı hep başkaldırdım. “Kendi yolumu çizeceğim!” dedim yıllarca. Oysa şimdi, altmış beş yaşında, yalnız bir kadın olarak hastane koridorunda yürürken, o yolun beni nereye getirdiğini sorguluyordum.
Eve döndüğümde, kapıyı açar açmaz soğuk bir sessizlik karşıladı beni. Eskiden bu ev kahkahalarla dolardı. Kocam Mehmet’le tartışmalarımız bile hayat doluydu. Ama yıllar geçtikçe aramızdaki mesafe büyüdü. Oğlum Serkan ise üniversiteyi bitirir bitirmez İstanbul’a taşındı ve kendi hayatını kurdu. Arada bir arasa da, sesindeki yabancılık her geçen gün daha da belirginleşiyordu.
Telefonum çaldı. Ekranda Serkan’ın adı yazıyordu. Açtım, sesim titrek çıktı: “Alo?”
“Anne, nasılsın? Hastaneden çıktın mı?”
“Çıktım oğlum… İyiyim,” dedim ama yalan söyledim. İyi değildim. İçimde bir boşluk vardı.
“Bir şeye ihtiyacın olursa haber ver,” dedi Serkan, aceleyle. Sanki konuşmak istemiyor gibiydi.
“Olur oğlum,” dedim ve telefonu kapattım. O an gözlerimden yaşlar süzüldü. Yıllarca oğlumun üzerine titremiştim ama şimdi bana ayıracak vakti yoktu. Belki de ben de anneme böyle davranmıştım zamanında…
Gece olunca yalnızlık daha da ağır bastı. Yatakta dönerken Mehmet’le yaşadığımız kavgalar geldi aklıma. Onun ailesiyle hiç anlaşamamıştım. Kayınvalidem Hatice Hanım’ın laf sokmaları hâlâ kulaklarımda çınlıyordu: “Fatma kızım, evin kadını olmak kolay değil.” Ben ise hep karşı çıkmıştım: “Ben de insanım, benim de hayallerim var!”
Ama hayallerim neydi ki? Öğretmenlik yapmak istemiştim ama Mehmet istemedi. “Evde çocuklara bakacaksın,” dediğinde içimdeki isyanı bastıramamıştım. Yıllarca evde oturup onun ve oğlumun ihtiyaçlarını karşıladım. Kendi isteklerimi hep erteledim. Şimdi ise ne Mehmet yanımda ne de Serkan…
Bir sabah komşum Ayşe kapımı çaldı. “Fatma abla, nasılsın? Hastaneden yeni çıktığını duydum,” dedi endişeyle.
“İyiyim Ayşe’ciğim, sağ ol,” dedim ama gözlerim doldu.
Ayşe içeri girdi, mutfağa geçti ve çay koydu. “Bak abla,” dedi otururken, “yalnız kalma bu kadar. Gel bizimle otur, sohbet et.”
O an fark ettim ki yıllardır kimseyle dertleşmemişim. İçimi dökmeye başladım: “Ayşe, bazen düşünüyorum da… Hayatımı baştan yaşasam yine aynı hataları yapar mıyım?”
Ayşe elimi tuttu: “Herkes hata yapar abla. Önemli olan bundan sonra ne yapacağımız.”
Ama ben biliyordum; artık geri dönüş yoktu. Sağlığım el vermiyordu, oğlum uzaktaydı, Mehmet ise çoktan başka bir hayata karışmıştı.
Bir gün Serkan aradı: “Anne, işten izin alamıyorum ama bayramda gelirim belki.”
“Tamam oğlum,” dedim yine yutkunarak.
O gece eski fotoğrafları çıkardım. Gençliğimde çekilmiş bir fotoğrafıma baktım uzun uzun. Gözlerimde umut vardı o zamanlar. Şimdi ise aynada gördüğüm kadın bambaşka biri.
Bir akşam televizyonu açtım; haberlerde yaşlı bir kadının yalnızlıktan intihar ettiğini söylediler. İçimde bir ürperti hissettim. Ben de mi böyle olacaktım? Hayatımı çocuklarıma ve eşime adamıştım ama sonunda yalnız kalmıştım.
Bir gün Serkan’dan mesaj geldi: “Anne, işten yeni çıktım, çok yorgunum.” O an ona kızmak istedim ama yapamadım. Belki de ben de anneme böyle davranmıştım zamanında…
Bir sabah pencereden dışarı bakarken kendi kendime sordum: “Hayat bu kadar mıydı? Bunca yıl uğruna savaştığım şeyler şimdi neden bu kadar anlamsız geliyor?”
Ayşe yine uğradı bir gün: “Fatma abla, gel bizimle pazara gidelim.”
Başta gitmek istemedim ama sonra kabul ettim. Pazarda insanlar arasında yürürken biraz olsun nefes aldığımı hissettim. Eve döndüğümde ise yine o sessizlik…
Bir gece rüyamda annemi gördüm. Bana kızgın bakıyordu: “Kızım, neden bu kadar inat ettin?” Uyanınca gözyaşlarımı tutamadım.
Şimdi burada, bu satırları yazarken düşünüyorum: Hayatta en büyük pişmanlıklarımı kimseyle paylaşamadım. Hep güçlü görünmeye çalıştım ama aslında içimde fırtınalar koptu.
Belki de en büyük hatam, sevdiklerime duygularımı anlatamamak oldu… Şimdi size soruyorum: Siz hiç geçmişte yaptığınız seçimlerin ağırlığı altında ezildiniz mi? Geri dönüp her şeyi değiştirmek istediniz mi?