“Kızım Kocasıyla Barışırsa, Ona Kapım Kapalı” – Bir Annenin Vicdanı ile Sevgisi Arasında Kaldığı Hayat
“Eğer tekrar o adamın evine dönecek olursan, kızım, bana bir daha anne deme!” diye haykırdım. Sesim, evin duvarlarında yankılandı; gözlerimden yaşlar süzülürken, kızım Elif’in yüzündeki şaşkınlık ve acı, yüreğimi paramparça etti. O an, içimdeki fırtına dışarıya taşmıştı; yıllardır biriktirdiğim korkular, öfkeler ve çaresizlik, tek bir cümleyle patlamıştı.
Elif, mutfağın kapısında öylece durdu. Gözleri dolu dolu bana bakıyordu. “Anne… Sen de mi?” dedi titrek bir sesle. “Beni anlamanı beklerdim.”
O an, yıllar önceki Elif’i hatırladım; ilkokuldan eve koşarak gelen, saçları örgülü küçük kızımı. O zamanlar ne kadar masumdu her şey. Ama hayat, masumiyetimizi bir bir aldı elimizden. Elif’in üniversiteye gidişi, İstanbul’da kendi ayakları üzerinde durmaya çalışması… Sonra Murat’la tanışması. Başta Murat’ı sevmiştim; efendi, çalışkan bir çocuktu. Ama zamanla aralarındaki huzursuzluklar arttı. Elif’in gözlerinin altındaki morlukları ilk gördüğümde içimden bir şeyler koptu.
Bir gün Elif, gece yarısı kapımı çaldı. Saçları dağılmış, gözleri kan çanağıydı. “Anne, beni al,” dedi sadece. O geceyi asla unutamam. Elif’i kollarıma aldım, sabaha kadar ağladık. Murat’ın ona bağırdığını, hatta bir kere tokat attığını söylediğinde kanım dondu. “Bir daha asla dönmeyeceksin o eve!” dedim kararlı bir şekilde.
Ama hayat bu ya… Aradan birkaç hafta geçti. Elif’in telefonu elinden düşmez oldu. Murat arıyor, mesaj atıyor, özür diliyor… Elif’in gözlerinde ise bir tereddüt vardı. “Anne, belki değişmiştir,” dedi bir gün utana sıkıla. “Belki de ben de hata yaptım.”
İşte o an içimdeki öfke patladı. “Senin hiçbir suçun yok! Kimse sana el kaldırmaya hakkı yok!” dedim. Ama Elif’in kafası karışıktı; Murat’ın ailesi arıyor, barışmaları için baskı yapıyordu. Bizim mahallede de dedikodular başlamıştı: “Kızını kocasından ayırdı,” diyenler bile oldu.
Bir akşam Elif’le otururken babası da söze karıştı: “Bak kızım,” dedi ağır başlılığıyla, “Biz senin arkandayız ama bu adam değişmez.” Elif ise sessizce başını öne eğdi.
Günler geçtikçe evdeki hava ağırlaştı. Elif’in içindeki fırtına bana da yansıyordu. Bir sabah mutfakta kahvaltı hazırlarken Elif yanıma geldi. “Anne,” dedi yavaşça, “Ben Murat’la konuşmak istiyorum. Belki bir şans daha vermeliyim.”
İşte o anda kendimi kaybettim. “Eğer tekrar o eve dönecek olursan, bana bir daha anne deme!” dedim. O cümleyi söylerken içimden bir parça koptu sanki.
Elif ağlayarak odasına kapandı. Ben ise mutfakta yere çöktüm; ellerim titriyordu. Kendi annem aklıma geldi; o da zamanında bana karşı çıkmıştı ama ben yine de bildiğimi okumuştum. Şimdi ise kendi kızımla aynı savaşı veriyordum.
O gece Elif odasından çıkmadı. Ben de sabaha kadar uyuyamadım; vicdanımla boğuştum. Bir yanda kızımı koruma içgüdüsü, diğer yanda onun kendi hayatını yaşama hakkı… Hangisi doğruydu? Sabah olduğunda Elif valizini toplamıştı.
“Anne,” dedi gözyaşları içinde, “Ben seni çok seviyorum ama kendi kararımı vermek zorundayım.”
Onu kapıda uğurlarken içimde tarifsiz bir acı vardı. Kızımı kaybediyordum belki de… Ama ya onu koruyamazsam? Ya Murat ona yine zarar verirse?
Günler geçti; Elif’ten haber alamadım. Her telefon çaldığında yüreğim ağzıma geliyordu. Mahallede dedikodular iyice arttı: “Kızı yine kocasına döndü,” diyenler oldu. Kimse benim ne hissettiğimi bilmiyordu.
Bir akşam kapı çaldı; Elif karşımdakiydi. Gözleri şişmişti ama yüzünde bir kararlılık vardı.
“Anne,” dedi, “Ben denedim ama olmuyor. Murat değişmemiş… Hatta daha da kötü oldu.”
Onu kucakladım; ikimiz de ağladık uzun uzun.
O günden sonra Elif’le aramızda görünmez bir bağ oluştu ama yaralarımız kolay kolay kapanmadı. Mahallede hâlâ konuşanlar var; bazı akrabalar arayıp “Kızına sahip çıkamadın” diyorlar.
Ama ben biliyorum ki annelik bazen en zor kararları vermek demekmiş.
Şimdi geceleri uyuyamıyorum; acaba doğru mu yaptım? Kızımı korumak için ona kapımı kapatmakla iyi mi ettim? Yoksa ona güvenip kendi yolunu bulmasına izin mi vermeliydim?
Siz olsaydınız ne yapardınız? Bir anne çocuğunu korumak için ne kadar ileri gidebilir? Annelik sevgisiyle vicdan arasında sıkışıp kaldığınız oldu mu hiç?