Bir Gece Yarısı Dua: Annemin Hayatı İçin Verilen Mücadele

“Anne! Anne, lütfen gözlerini aç!” diye bağırdım, ellerim titreyerek annemin soğuyan ellerini tutarken. O an, zaman sanki donmuştu; mutfakta yere yığılmış annemin başında, ablam Elif’le birlikte ne yapacağımızı bilemeden ağlıyorduk. Babam ise panik içinde ambulansı arıyordu. Annemin yüzü bembeyazdı, nefes almıyordu. O an, hayatımda ilk defa bu kadar büyük bir korku hissettim.

Ablam, “Zeynep, ne olur bir şey yap!” diye bağırdı. Ama ne yapabilirdim ki? Sadece 22 yaşındaydım ve annemi kaybetmekten ölümüne korkuyordum. Babamın sesi titriyordu telefonda, “Lütfen acele edin, eşim nefes almıyor!” diye yalvarıyordu. O an, içimde bir yerden bir ses yükseldi: Dua et Zeynep, başka hiçbir şey yapamazsın şu anda.

Dizlerimin üzerine çöktüm, gözyaşlarım yanaklarımdan süzülürken ellerimi semaya açtım. “Allah’ım, ne olur annemi bana bağışla… Onu bizden alma… Bize güç ver…” diye fısıldadım. O kadar çaresizdim ki, kelimeler boğazımda düğümleniyordu. Elif de yanıma diz çöktü, birlikte ağlayarak dua ettik. O an, evimizin içinde tarifsiz bir sessizlik vardı; sadece kalbimin çılgınca atışını ve ablamın hıçkırıklarını duyabiliyordum.

Ambulans sirenleriyle birlikte zaman tekrar akmaya başladı. Paramedikler içeri girdiğinde babam kapıyı açarken neredeyse yere yıkılıyordu. Annemi sedyeye aldılar, ben de peşlerinden koştum. Hastane yolunda, arabanın arka koltuğunda ellerimi yumruk yapıp dua etmeye devam ettim. “Allah’ım, lütfen annemi kurtar…”

Hastaneye vardığımızda acil servisteki doktorlar annemi hemen içeri aldılar. Bizi bekleme salonuna yönlendirdiler. Babamın elleri başında, Elif’in gözleri şişmişti. O anlarda zaman geçmek bilmiyordu. Herkes suskundu; sadece duvar saatinin tıkırtısı vardı.

Babam birden konuştu: “Kızlar… Biliyor musunuz, annenizle en son tartışmamızda ona çok kırıcı şeyler söyledim.” Gözlerinden yaşlar süzüldü. Elif de ağlamaya başladı: “Ben de geçen hafta ona bağırmıştım… Keşke geri alabilsem.” İçimde bir suçluluk dalgası yükseldi; ben de anneme son zamanlarda çok mesafeliydim. Üniversite sınavı stresiyle ona karşı soğuk davranmıştım.

O an hepimiz birbirimize sarıldık. Babamın sesi titriyordu: “Allah’ım, ne olur bize bir şans daha ver…” Hepimiz sessizce dua ettik; her birimizin içinde pişmanlıklar, korkular ve umutlar birbirine karışmıştı.

Saatler geçti. Doktor nihayet yanımıza geldiğinde kalbim yerinden fırlayacak gibiydi. “Anneniz kalp krizi geçirmiş ama zamanında müdahale ettik,” dedi. “Şu an yoğun bakımda, durumu stabil.” O an hepimiz derin bir nefes aldık; gözyaşlarımız sevinçten akmaya başladı.

O gece hastane koridorlarında sabahladık. Herkesin elinde tespihler vardı; yanımızdaki yaşlı teyze bile bize dua ettiğini söyledi. Ben ise sürekli içimden dua ediyordum: “Allah’ım, bu sınavı bize sabırla atlatmayı nasip et.”

Sabah olduğunda annemi camın arkasından görebildik; yüzü solgundu ama yaşıyordu. Elif elimi tuttu: “Zeynep, sence dualarımız kabul oldu mu?” Gözlerim doldu: “Bilmiyorum abla… Ama başka hiçbir şey elimizden gelmiyordu.”

O günlerde hayatımız tamamen değişti. Annem hastanede yatarken evde her şey eksikti; yemeklerin tadı yoktu, ev sessizdi. Babam daha çok namaz kılmaya başladı; Elif’le ben de her gece dua ettik. Annem için hazırladığımız yemekleri hastaneye götürüp camın arkasından ona el salladık.

Bir gün annem uyanınca ilk söylediği şey şu oldu: “Sizi rüyamda gördüm… Hepiniz bana sarılıyordunuz.” O an gözyaşlarımı tutamadım; annemin ellerini camdan öptüm.

Annem taburcu olduğunda evimize yeniden hayat geldi. Ama hiçbir şey eskisi gibi olmadı; artık her gün birbirimize daha çok sarılıyoruz, daha çok dua ediyoruz. Annemle babam arasındaki eski kırgınlıklar bitti; Elif’le ben de annemize daha çok vakit ayırıyoruz.

Bu yaşadıklarımız bana şunu öğretti: Hayatta her şey bir anda değişebilir; insan en çaresiz anında bile dua ederek güç bulabilir. Belki de inancımız olmasa bu kadar dayanamazdık.

Şimdi bazen geceleri yatağımda uzanırken o geceyi düşünüyorum: Annemi kaybetme korkusunu, ailemle birbirimize sarılışımızı ve dua ederken hissettiğim o derin huzuru… Siz hiç böyle bir anda sadece duaya sarıldınız mı? En çaresiz anınızda inancınız size güç verdi mi?