Bir Yabancının Gölgesinde: Sevginin Sessiz Çığlığı
“Yeter artık anne! Ben de insanım, ben de sevilmek istiyorum!” diye bağırdım, sesim gecenin sessizliğinde yankılandı. Annem ise yine o soğuk bakışlarıyla bana baktı, dudaklarının kenarı küçümseyici bir şekilde kıvrıldı. “Abartma Zeynep, herkesin derdi var. Senin yaşında ben çoktan çalışıyordum,” dedi. O an içimde bir şeyler koptu. O kadar yalnızdım ki, kendi evimde bile yabancı gibi hissediyordum.
O gece, kapıyı sessizce çekip çıktım. Sokağın köşesinde, apartmanların loş ışıkları altında yürürken gözyaşlarımı tutamadım. Cebimde sadece telefonum ve biraz param vardı. Nereye gideceğimi bilmiyordum ama artık evde kalamayacağımı hissediyordum. Annemle aramızdaki mesafe yıllardır büyüyordu; babam ise yıllar önce başka bir şehirde yeni bir aile kurmuştu. Benim için geriye sadece annemin gölgesi kalmıştı.
Lisede herkesin annesiyle babası okul toplantılarına gelirken, ben hep tek başıma otururdum. Arkadaşlarımın anneleri onlara sarılır, saçlarını okşardı. Ben ise annemin bana uzaktan bakan soğuk gözlerini hatırlardım. Bir keresinde, “Anne, neden hiç bana sarılmıyorsun?” diye sormuştum. Cevabı kısa ve netti: “Sarılmakla mı büyünür Zeynep?”
O gece, en yakın arkadaşım Elif’i aradım. “Elif, ben evden çıktım, gelebilir miyim?” dedim titrek bir sesle. Elif’in annesi telefona geçti: “Kızım, annen biliyor mu? Başına bir şey gelmesin.” O an daha da yalnız hissettim. Kimse beni anlamıyordu.
Bir parkta sabaha kadar oturdum. Üşüdüm, korktum ama en çok da içimdeki boşluk canımı yaktı. Sabah olduğunda eve dönmeye karar verdim; başka çarem yoktu. Kapıyı açtığımda annem mutfakta kahvaltı hazırlıyordu. Göz göze geldik. Bir anlık sessizlikten sonra, “Nerede kaldın?” dedi sadece. Ne bir endişe, ne bir sarılma… Sanki markete gitmişim gibi sıradan bir soruydu.
O günden sonra annemle aramda görünmez bir duvar örüldü. Evde birbirimize yabancıydık artık. Okuldan eve döndüğümde odama kapanıyor, saatlerce tavanı izliyordum. Annem ise televizyonun karşısında sessizce oturuyordu. Bir gün cesaretimi topladım ve ona sordum: “Anne, neden beni sevmiyorsun?”
Bir an durdu, gözleri doldu ama hemen toparlandı: “Ben seni seviyorum Zeynep, ama hayat kolay değil. Sevgiyle karın doymuyor.”
O an anladım ki annem de kendi annesinden sevgi görmemişti belki de… Ama bu benim acımı hafifletmiyordu.
Bir gün okuldan dönerken Elif’le yürüyorduk. Elif bana dönüp, “Sen hiç mutlu olmuyor musun?” diye sordu. Gözlerim doldu: “Mutluluk ne bilmiyorum Elif… Sanki herkesin hayatında bir yer var, benimkinde yok.”
Üniversite sınavına hazırlanırken annem sürekli baskı yapıyordu: “Bak Zeynep, bu sınavı kazanamazsan hayatın mahvolur.” Oysa ben sadece biraz destek istiyordum. Bir gece yine tartıştık:
— Anne, bana hiç inanıyor musun?
— İnanmakla olmuyor Zeynep! Herkes kendi başının çaresine bakacak.
Sınav günü geldiğinde midemde kocaman bir düğüm vardı. Sınavdan çıktığımda Elif’in ailesi onu kucakladı; ben ise kalabalığın içinde tek başıma yürüdüm eve doğru.
Aylar geçti, sonuçlar açıklandı: İstanbul’da iyi bir üniversiteyi kazandım. Annem sadece “Aferin” dedi ve mutfağa döndü. İçimdeki boşluk daha da büyüdü.
Üniversiteye başladığımda yurtta kalmaya başladım. İlk defa özgür hissediyordum ama aynı zamanda korkuyordum da… İnsanlarla yakınlaşmakta zorlanıyordum; kimseye güvenemiyordum. Bir gün oda arkadaşım Derya bana sarıldı ve “Senin annenle aran nasıl?” diye sordu. Gözlerim doldu: “Biz annemle konuşmayız pek…”
Derya şaşırdı: “Ben anneme her şeyi anlatırım.”
O an anladım ki ailede sevgi eksikliği insanın tüm hayatını etkiliyor. Ne kadar başarılı olursan ol, içinde hep bir eksiklik kalıyor.
Bir gün annem hastalandı; hastaneye kaldırıldı. Apar topar memlekete döndüm. Onu o yatakta güçsüz görünce içimdeki tüm öfke eridi gitti. Elini tuttum, gözlerim doldu: “Anne, ben seni hep sevdim ama sen bana hiç göstermedin.”
Annem gözlerini açtı, yavaşça konuştu: “Ben de seni sevdim Zeynep… Ama nasıl göstereceğimi bilemedim.”
O an ağladık beraberce… Yılların suskunluğu gözyaşlarımızda eridi.
Şimdi düşünüyorum da; acaba kaç kişi ailede sevgi eksikliğinin acısını yaşıyor? Kaçımız annemize ya da babamıza duygularımızı anlatamıyoruz? Sizce sevgi gösterilmeden de anlaşılır mı? Yoksa her çocuk biraz ilgiye muhtaç mıdır?