Kayıpların Gölgesinde: Nerede Saklandın Anne?
“Nereye saklandın? Yine mi kayboldun?” diye fısıldadım kendi kendime, mutfağın ortasında ayakta dikilirken. Ellerim titriyordu, ama bu sefer soğuktan değil. O kutu… Annemin bana çocukken diktiği, içi renkli ipliklerle dolu kutu… Hep aynı yerde dururdu. Şimdi yoktu. Tıpkı geçen hafta kaybolan anahtarlarım gibi, tıpkı geçen ay bulamadığım eski atkım gibi.
Kızım Zeynep’in sesi koridordan yankılandı: “Anne, yine mi bir şey arıyorsun? Ne kayboldu bu sefer?”
Gözlerimi yere indirdim. “Dikiş kutum yok. Hani şu eski olan…”
Zeynep iç çekerek yanıma geldi, gözlerinde sabırla karışık bir endişe vardı. “Anneciğim, belki başka bir yere koymuşsundur. Son zamanlarda çok dalgınsın.”
Dalgınlık… Herkesin söylediği bu. Ama ben biliyorum; bu sadece dalgınlık değil. İçimde bir boşluk var, sanki her gün biraz daha büyüyor. Hafızamdan bir parça daha kopuyor ve ben onu yakalayamıyorum.
Zeynep mutfağı aramaya başladı. Ben sandalyeye oturdum, ellerimi kucağımda birleştirdim. Annemin bana çocukken söylediği masalları hatırladım. O zamanlar her şey ne kadar kolaydı; kaybolan bir şey hemen bulunurdu. Şimdi ise kaybolan sadece eşyalar değil, anılarım da yavaş yavaş siliniyor.
Bir hafta önce, torunum Efe’nin doğum günüydü. Ona pasta yapmak istedim ama unun nerede olduğunu bulamadım. Dolabı açtım, kapattım, tekrar açtım… Sonra Zeynep geldi ve unu gözümün önüne koydu. O an yüzümdeki şaşkınlığı saklayamadım.
O gece yatağımda dönerken kendi kendime sordum: “Ben kimim? Ne zamandır böyleyim?”
Zeynep’in sesiyle irkildim: “Anne, bak burada buldum!” Elinde eski dikiş kutum vardı. Ama ben ona bakarken bile, sanki o kutuya ait anılar benden uzaklaşıyordu.
Akşam yemeğinde Zeynep ve damadım Murat karşıma oturdular. Masada bir sessizlik vardı. Murat boğazını temizledi: “Halime teyze, son zamanlarda biraz unutkansın gibi… Belki doktora görünsek iyi olur.”
İçimde bir öfke kabardı. “Ben deli miyim? Herkes yaşlanınca unutkan olur!” dedim sertçe.
Zeynep’in gözleri doldu. “Anneciğim, lütfen… Sadece endişeleniyoruz.”
O gece odamda yalnız kaldığımda aynaya baktım. Yüzümdeki çizgiler derinleşmişti. Gözlerimin içindeki korkuyu ilk kez bu kadar net gördüm. Ya gerçekten hafızamı kaybediyorsam? Ya bir gün Zeynep’i, Efe’yi tanıyamazsam?
Ertesi gün Zeynep beni doktora götürdü. Hastane koridorlarında beklerken ellerim terledi. Doktor Hanım bana sorular sordu: “Bugün hangi gündeyiz? Cumhurbaşkanımız kim? Torununuzun adı ne?” Bazılarını hemen cevapladım, bazılarını ise hatırlamakta zorlandım.
Teşhis kondu: Alzheimer başlangıcı.
O an dünya başıma yıkıldı. Eve dönerken arabada sessizlik hakimdi. Zeynep’in gözleri yolda ama aklı bende gibiydi.
Eve vardığımızda Zeynep bana sarıldı: “Anneciğim, ne olursa olsun yanındayız.”
Ama ben biliyorum; bu hastalık sadece beni değil, ailemi de yavaş yavaş tüketecek.
Günler geçtikçe evdeki huzur yerini gerginliğe bıraktı. Efe odasında daha çok vakit geçirmeye başladı, Murat işten geç gelmeye… Zeynep ise sürekli başımda, her hareketimi kontrol ediyor.
Bir gün mutfakta çay demlemeye çalışırken ocağı açık unuttum. Duman kokusuyla Zeynep koşarak geldi: “Anne! Ne yapıyorsun?!”
Gözlerim doldu: “Ben eskisi gibi değilim, biliyorum…”
Zeynep ağlamaya başladı: “Sana nasıl yardım edeceğimi bilmiyorum anne…”
O an anladım ki; bu hastalık sadece benim değil, kızımın da sınavıydı.
Bir gece Efe yanıma geldi, yatağıma oturdu: “Babaanne, sen bizi unutacak mısın?”
Gözyaşlarımı tutamadım: “Sizi unutmak istemem Efe’m… Ama bazen hatırlamak çok zor oluyor.”
Efe elimi tuttu: “Ben sana hep hikayeler anlatırım babaanne, unutmazsın belki.”
O an içimde bir umut filizlendi. Belki de hatırlamak için birbirimize daha çok sarılmamız gerekiyordu.
Ama ertesi sabah yine bir şey kayboldu; bu sefer kendi ismimi unuttum bir anlığına. Aynaya baktım ve fısıldadım: “Sen kimsin?”
Zeynep kapıdan izliyordu beni; gözlerinde hem korku hem sevgi vardı.
Şimdi her günüm kayıplarla geçiyor; bazen eşyalarımı, bazen anılarımı, bazen de kendimi arıyorum bu evde.
Peki siz hiç kendinizi kaybettiniz mi? Ya da sevdiklerinizin gözlerinin önünde yavaş yavaş silindiğinizi hissettiniz mi?