Kocam Her Şeyi Annesine Feda Etti: Ben Bencillik mi Ettim?
“Yeter artık, Emre! Ben de insanım, ben de yoruluyorum!” diye bağırdım, sesim titreyerek. O an mutfakta, ellerim bulaşık deterjanıyla ıslanmış, gözlerim dolmuştu. Emre ise kapının önünde, annesinin valizini taşırken bana öyle bir bakış attı ki, sanki ben bu evin düşmanıydım.
Her şey o akşam başladı. Emre işten eve geldiğinde yüzü asıktı. “Annem hastaneden çıktı. Artık yalnız kalamaz. Bizimle yaşayacak,” dedi. Sanki bana danışması gerekmiyormuş gibi… O an içimde bir şeyler koptu. Çünkü kayınvalidem, Nermin Hanım, yıllardır bana mesafeli davranmıştı. Çocuklarımı büyütürken bile her fırsatta beni eleştirir, evin düzenine karışırdı. Şimdi ise, iki çocuğumun huzuru ve kendi ruh sağlığım için korkuyordum.
“Emre, bak… Annene yardım edelim ama bizimle yaşaması… Çocuklar daha küçük, ben de çalışıyorum. Zor olur,” dedim usulca. Ama Emre’nin gözleri buz gibiydi. “Sen bencil misin? Annem hasta! Senin annen olsa böyle mi davranırdın?”
O an sustum. Çünkü annem yıllar önce vefat etmişti ve onun yokluğunda hep güçlü olmam gerektiğini öğrenmiştim. Ama Emre’nin bu suçlaması içimi dağladı. O gece çocuklar uyurken salonda oturdum, ellerim titriyordu. Kendi evimde yabancı gibi hissettim. Kafamda binlerce soru: Gerçekten bencil miydim? Kendi huzurum için yaşlı bir kadını dışarıda mı bırakıyordum?
Nermin Hanım ertesi gün geldi. Evin havası değişti. Her şeye karışıyor, çocuklara bağırıyor, bana laf sokuyordu. Bir sabah kızım Zeynep ağlayarak yanıma geldi: “Anneanne bana kızdı, oyuncaklarımı attı.” O an içimdeki sabır taşı çatladı.
Emre’ye bir kez daha açıldım: “Bak, çocuklar etkileniyor. Nermin Hanım’ın bakıma ihtiyacı var ama profesyonel destek alsak? Belki bir hemşire…”
Emre yine aynı cevabı verdi: “Sen annemi istemiyorsun! Senin kalbin yok!”
O günden sonra evde soğuk bir savaş başladı. Nermin Hanım her fırsatta beni kötüledi. Komşulara bile laf taşıdı: “Gelinim bana bakmak istemiyor.” Mahallede adım çıktı. Marketten dönerken arkamdan fısıldaşmalar duydum.
Bir gece Zeynep ateşlendi. Nermin Hanım “Benim odamda uyuyacak!” diye tutturdu. Zeynep korkudan ağladı, ben de sinirden titredim. Emre ise annesinin yanında durdu: “Annem ne derse o!”
O an karar verdim: Ya kendi huzurum için savaşacaktım ya da tamamen yok olacaktım. Bir gece Emre’ye açıkça söyledim: “Bu şekilde devam edemem. Ya bir çözüm buluruz ya da ben giderim.”
Emre bana öyle bir baktı ki… “Gitmek istiyorsan git! Ben annemi bırakmam!” dedi.
O gece valizimi topladım. Çocuklarımı öptüm, ağlamasınlar diye kendimi zor tuttum. Annemin mezarına gidip dua ettim: “Anne, ben yanlış mı yaptım? Kendi huzurum için savaşmak bencillik mi?”
Şimdi küçük bir evde çocuklarımla yaşıyorum. Her gece kendime aynı soruyu soruyorum: Bir kadının kendi huzurunu istemesi bencillik mi? Yoksa biz kadınlar hep fedakâr olmak zorunda mıyız? Siz olsanız ne yapardınız?