Sessizlik ve Gözyaşları Arasında: Hayatımın Kontrolü Altında

“Yine mi geç kaldın Elif? Kaç kere söyledim, marketten çıkınca hemen eve döneceksin!” Murat’ın sesi mutfağın duvarlarında yankılandı. Elimdeki poşetleri yere bırakırken ellerim titriyordu. O an, çocuklarımın odadan korkuyla bana baktığını gördüm. Gözlerindeki endişe, içimdeki sessiz çığlığı daha da büyüttü.

On iki yıldır Murat’la evliyim. Başlarda her şey normaldi; en azından ben öyle sanıyordum. Ama zamanla, Murat’ın sevgisi yerini kıskançlığa, ilgisi ise kontrole bıraktı. Arkadaşlarımı bir bir hayatımdan çıkardı. Annemi aradığımda bile, konuşmalarımı dinler, ne dediğimi sorgulardı. “Senin annen seni yanlış yönlendiriyor Elif, ailemize zarar veriyor,” derdi. Annemle konuşmalarım kısıtlandıkça, içimdeki yalnızlık büyüdü.

Bir gün, kızım Zeynep okuldan ağlayarak geldi. “Anne, babam neden bana bağırıyor? Ben kötü bir şey yapmadım ki…” dedi. O an anladım ki, Murat’ın öfkesi sadece bana değil, çocuklarıma da zarar veriyordu. Ama ne yapabilirdim? Çocuklarımı babasız mı bırakmalıydım? Yoksa bu sessizliği sürdürüp onların ruhunu mu zedelemeliydim?

Bir gece, Murat işten geç geldi. Yorgun ve sinirliydi. “Yemek neden hazır değil? Bütün gün evdesin, bir işi de doğru düzgün yap!” diye bağırdı. O an dayanamadım: “Murat, lütfen… Çocuklar uyuyor, bağırma.”

Bir anlık sessizlik oldu. Sonra Murat bana yaklaştı, gözleriyle beni delip geçti. “Bana karşı mı geliyorsun? Senin yerin mutfakla çocuk odası arasında! Sakın bir daha sesini yükseltme!” dedi ve kapıyı çarpıp çıktı.

O gece sabaha kadar ağladım. Pencereden dışarı bakarken, İstanbul’un ışıkları bana özgürlüğü hatırlattı. Ama ben o ışıklardan çok uzaktaydım; kendi evimde bir mahkum gibiydim.

Bir sabah, komşum Ayşe kapımı çaldı. Gözlerimin şiş olduğunu görünce sordu: “Elif, iyi misin? Bir derdin mi var?” Başımı eğip sustum. Ama Ayşe ısrar etti: “Bak Elif, ben de zamanında çok şey yaşadım. Konuşmak istersen buradayım.” O an ilk defa biri beni gerçekten gördü ve duydu.

Ayşe’yle konuşmaya başladıkça içimdeki yük hafifledi. Bana kadın dayanışmasından bahsetti, belediyenin kadın danışma merkezini anlattı. “Korkma Elif,” dedi, “yalnız değilsin.”

Ama korkuyordum. Murat’ın öfkesinden, toplumun ne diyeceğinden, çocuklarımın geleceğinden… Bir akşam Zeynep yanıma sokuldu: “Anne, neden hep üzgünsün? Eskisi gibi gülmüyorsun…” O an karar vermem gerektiğini hissettim.

Bir gece Murat yine bağırırken, oğlum Emre araya girdi: “Baba yeter! Anneme bağırma!” Murat bir an durdu, sonra Emre’ye döndü: “Sen karışma!” O an Emre’nin gözlerindeki korkuyu gördüm ve içim parçalandı.

Ertesi gün Ayşe’yle buluştum. “Ayşe, ben ne yapacağım? Çocuklarımı korumak istiyorum ama Murat’tan korkuyorum.” Ayşe elimi tuttu: “Elif, bazen en büyük cesaret gitmekte yatar. Çocukların sağlıklı büyümesi için senin de sağlıklı olman lazım.”

O gece sabaha kadar düşündüm. Annemi aradım: “Anne, ben çok yoruldum… Ne yapacağımı bilmiyorum.” Annem ağladı: “Kızım, senin yanında olacağım. Ne karar verirsen ver, arkandayım.”

Bir sabah Murat işe giderken cüzdanını unuttu. O an fırsatı değerlendirdim; çocukları giydirip Ayşe’nin arabasıyla annemin evine gittik. Kalbim deli gibi atıyordu; her an Murat’ın kapıda belireceğinden korkuyordum.

Annem bizi sarıp sarmaladı: “Hoş geldiniz yavrularım… Artık güvendesiniz.” İlk defa derin bir nefes aldım.

Murat günlerce aradı, mesaj attı: “Çocuklarımla beni ayıramazsın! Geri dön yoksa…” Tehditleri arttıkça korkum büyüdü ama annemin ve Ayşe’nin desteğiyle ayakta kaldım.

Bir gün belediyedeki danışmanla konuştum. Bana hukuki haklarımı anlattı: “Elif Hanım, hiçbir kadın şiddete ve baskıya mahkum değildir. Devletin size sunduğu koruma imkanları var.” İlk defa umutlandım.

Boşanma süreci zorlu geçti. Mahkemede Murat bana bakıp alaycı bir şekilde güldü: “Sen bensiz yapamazsın Elif! Kimse sana inanmaz!” Ama ben artık korkmuyordum.

Aylar sonra mahkeme kararı çıktı: Çocukların velayeti bende kaldı ve uzaklaştırma kararı alındı. O gün çocuklarımla birlikte parka gittik; Zeynep salıncağa binerken bana seslendi: “Anne bak! Artık özgürüz!”

Gözlerim doldu ama bu sefer mutluluktan… Hayat kolay olmadı; maddi sıkıntılar çektim, toplumun bakışlarıyla mücadele ettim ama her sabah çocuklarımın huzurla uyandığını görmek bana güç verdi.

Şimdi bazen geceleri pencereden dışarı bakıyorum; İstanbul’un ışıkları artık bana korkuyu değil umudu hatırlatıyor.

Siz olsaydınız ne yapardınız? Aileniz için susar mıydınız yoksa özgürlüğünüz için savaşır mıydınız? Benim gibi başka kadınlar da yalnız olmadıklarını bilsin isterim…