Kocam Beni Aldatmakla Suçladı ve Bebeğimizle Beni Terk Etti: Bir Daha Asla Arkasına Bakmadı

“Senin gibi birine nasıl güvenmişim, anlamıyorum!” diye bağırdı Serkan, gözleri öfkeyle dolu. O an, elimde yeni doğmuş kızımız Defne’yle, mutfağın ortasında donup kaldım. Süt şişesini yere düşürdüm; cam kırıkları ve dökülen süt, ayaklarımın dibinde bir göl oluşturdu. Annem salondan koşarak geldi, “Ne oluyor burada?” diye sordu ama Serkan çoktan kapıyı çarparak çıkmıştı bile.

O an, hayatımın en mutlu olması gereken günlerinden biri, bir kabusa dönüştü. Defne henüz on günlükken, Serkan’ın bana attığı iftira ve ardından yaşadığım yalnızlık, içimde derin bir yara açtı. Oysa hamileliğim boyunca her şeyi birlikte yapmıştık. Bebek odasını beraber boyamış, mobilyaları birlikte seçmiştik. Serkan, Defne’nin doğumuna iki hafta kala bile işten erken gelip benimle ilgilenmişti. Ama şimdi, aramızda ne geçmişti de bir anda her şey altüst olmuştu?

Serkan’ın annesi, kayınvalidem Nermin Hanım’ın sözleri kulaklarımda çınladı: “Bizim ailemizde böyle şeyler olmaz, kızım. Oğlumun adını lekeleme!” Oysa ben kimseyi aldatmamıştım. Defne’nin gözleri Serkan’a benziyordu; burnu ise bana çekmişti. Ama Nermin Hanım, Defne’nin doğumundan sonra sürekli ima dolu bakışlarla bana bakmaya başlamıştı. Bir gün mutfakta bana fısıldadı: “Bu çocuk biraz farklı sanki… Emin misin Serkan’dan olduğuna?”

İşte o günlerden sonra Serkan değişmeye başladı. Eve geç gelmeye, bana soğuk davranmaya başladı. Bir gece, Defne ağlarken onu kucağıma aldım ve Serkan’a sordum: “Bir sorun mu var?” O ise gözlerini kaçırdı: “Yok bir şey.”

Ama o gece, telefonunda gördüğü bir mesaj her şeyi değiştirdi. Eski bir arkadaşım olan Burak’tan gelen tebrik mesajıydı: “Tebrikler Elif! Anne olmuşsun, çok sevindim.” Serkan mesajı bana göstermeden kendi kafasında kurmuştu her şeyi. Sabah olduğunda bana bağırmaya başladı: “Bu çocuk benden mi? Burak kim?!”

O an ne diyeceğimi bilemedim. Burak’la yıllardır görüşmüyordum bile; sadece eski bir okul arkadaşıydı. Ama Serkan dinlemedi. “Ben aptal mıyım Elif? Herkes konuşuyor!” dedi ve evi terk etti.

O günden sonra hayatım altüst oldu. Annem yanımda kalmaya başladı ama babam bu durumdan hiç hoşlanmadı. “Kızım, başımıza iş açtın,” dedi bir akşam sofrada. “Keşke daha dikkatli olsaydın.” Oysa ben suçsuzdum! Ama mahallede dedikodu başlamıştı bile. Komşumuz Ayşe Abla markette yanıma yaklaşıp fısıldadı: “Serkan’ın seni terk ettiğini duydum… Allah yardımcın olsun.”

Geceleri Defne’yi uyuturken sessizce ağladım. Kendi kendime sordum: “Ben nerede hata yaptım?” Herkes bana sırtını dönmüş gibiydi. Kardeşim Zeynep bile arayıp sormaz oldu; annem ise sürekli dua ediyordu: “Allah seni bu dertten kurtarsın.”

Bir gün Serkan’ın işyerinden arkadaşı Emre aradı: “Elif, Serkan çok kötü durumda. Kimseyle konuşmuyor.” İçimde bir umut yeşerdi; belki geri dönerdi… Ama haftalar geçti, Serkan’dan tek bir haber gelmedi.

Bu süreçte Defne’yle baş başa kaldım. Geceleri ateşi çıktığında hastaneye tek başıma koştum. Doktor bana “Eşiniz yok mu?” diye sorduğunda gözlerim doldu ama cevap veremedim. Annem yaşlıydı; babam ise hâlâ bana küskündü.

Bir gün kapı çaldı; karşı komşumuz Fatma Teyze elinde bir tabak börekle geldi: “Kızım, yalnızsın biliyorum… Bir şeye ihtiyacın olursa çekinme.” O an gözyaşlarımı tutamadım; Fatma Teyze’ye sarıldım. İnsanların acımasızlığı kadar merhameti de vardı demek ki…

Aylar geçti; Defne büyüdü. İlk adımlarını attığında Serkan yanımızda yoktu. Her doğum gününde pastanın mumunu üflerken içimden ona seslendim: “Baban nerede kızım?”

Bir gün Serkan’dan bir mesaj geldi: “Defne’yi görmek istiyorum.” Kalbim yerinden fırlayacak gibi oldu. Anneme koştum: “Ne yapmalıyım?” Annem gözlerini yere indirdi: “Sen bilirsin kızım… Ama dikkatli ol.”

Serkan’la buluştuk; Defne’yi kucağına aldı ama gözleri doldu. Bana bakmadan sadece “Özür dilerim,” dedi ve gitti. O günden sonra bir daha hiç aramadı.

Şimdi Defne’yle yeni bir hayat kurmaya çalışıyorum. İş buldum; gündüzleri çalışıyor, akşamları Defne’ye masallar okuyorum. Ama içimde hâlâ bir yara var: Güvensizlik… İnsanların yargıları… Ailemin kırgınlığı…

Bazen geceleri Defne uyurken pencereden dışarı bakıyorum ve kendi kendime soruyorum: Bir kadın olarak neden hep biz suçlanıyoruz? Neden kimse gerçeği öğrenmek istemiyor? Sizce ben neyi yanlış yaptım? Yoksa bu toplumda kadın olmak başlı başına bir suç mu?