Dört Yıldır Omuzlarımda: Bir Kadının Sessiz Çığlığı

“Serkan, bu ay faturalar için bana biraz para verebilir misin?” dedim, sesim titreyerek. O an mutfakta bulaşık yıkıyordum, ellerim deterjanlı, gözlerim ise dolu dolu. Serkan ise kanepede telefonuyla oynuyordu, gözünü bile kaldırmadan, “Ben de iş arıyorum zaten, ne yapabilirim ki?” dedi. O an içimde bir şeyler koptu. Dört yıldır bu evde tek başıma mücadele ediyorum. Dört yıl boyunca her sabah işe gidip akşam yorgun argın eve dönerken, Serkan’ın iş bulamamasına, bulsa da birkaç hafta sonra bırakmasına, sürekli bahaneler üretmesine katlandım. Annem her aradığında “Kızım, bu adam sana yük oldu,” derdi. Babam ise artık konuşmaz oldu, sanki utancını ben taşırmışım gibi.

İstanbul’un kenar mahallelerinden birinde yaşıyoruz. Ben 32 yaşındayım, Serkan benden sekiz yaş büyük. Evlendiğimizde umutluydum; birlikte bir hayat kuracak, belki çocuk sahibi olacaktık. Ama şimdi, her geçen gün hayallerimden biraz daha uzaklaşıyorum. İş yerinde patronumun baskısı, evde ise Serkan’ın umursamazlığı arasında sıkışıp kaldım. Geçen ay elektrik faturasını ödeyemedim diye ev sahibinden azar işittim. Markete borcum birikti. Annemlere gidip yardım istemeye utanıyorum; çünkü onlar zaten emekli maaşıyla zar zor geçiniyorlar.

Serkan’ın ailesiyle de aram iyi değil. Kayınvalidem geçenlerde aradı, “Oğlumun psikolojisi bozuldu, iş bulamıyor diye üstüne gitme,” dedi. Sanki ben suçluymuşum gibi! Oysa ben sadece biraz destek istiyorum. Birlikte mücadele etmek istiyorum. Ama Serkan her gün biraz daha içine kapanıyor, bana yabancılaşıyor. Akşamları televizyonun karşısında saatlerce oturuyor, bazen bana bakmadan günler geçiyor.

Bir gün işten eve döndüğümde mutfakta bir not buldum: “Ben dışarıdayım, geç geleceğim.” O an içimdeki öfke patladı. Telefonunu aradım, açmadı. Mesaj attım: “Serkan, artık böyle devam edemem. Biraz sorumluluk alman lazım.” Saatler sonra eve geldiğinde yüzüme bile bakmadı. “Sen de çok konuşuyorsun,” dedi ve odasına kapandı.

Bir gece uykumda ağlayarak uyandım. Rüyamda eski hayatımı gördüm; üniversite yıllarımı, hayallerimi… O zamanlar ne kadar umutluydum! Şimdi ise aynaya baktığımda yorgun bir kadın görüyorum. Saçlarım erken beyazladı, gözlerimin altı mor halkalarla doldu. Arkadaşlarım artık beni aramıyor; çünkü hiçbir davete katılamıyorum, hiçbir yere gidemiyorum. Param yok, enerjim yok.

Geçen hafta iş yerinde bir kriz yaşadık. Patronum bana bağırdı: “Senin yüzünden müşteri kaçtı!” Oysa hata bende değildi ama suçlu ben oldum yine de. Eve döndüğümde Serkan’a anlatmak istedim; belki biraz teselli eder diye… Ama o yine telefonundaydı, ilgilenmedi bile. O an anladım ki bu evde yalnızım.

Bir akşam annem aradı: “Kızım, iyi misin? Sesin kötü geliyor.” Dayanamadım, ağlamaya başladım telefonda. Annem sustu bir süre, sonra “Gel istersen birkaç gün bizde kal,” dedi. Ama gidemem; çünkü evi bırakıp gitsem Serkan ne yer ne içer bilmiyorum.

Bir gün cesaretimi topladım ve Serkan’la ciddi bir konuşma yapmak istedim. “Bak Serkan,” dedim, “Bu böyle gitmez. Ben tek başıma yoruldum artık. Sen de çalışmalısın.” Yüzüme baktı ve ilk kez gözlerinde öfke gördüm: “Sen beni adam yerine koymuyor musun? Erkekliğime laf mı ediyorsun?” dedi. O an korktum; çünkü ilk defa bana bu kadar sert davrandı.

O gece sabaha kadar uyuyamadım. Kafamda binbir düşünce… Boşanmayı düşündüm ama korkuyorum; toplum ne der? Ailem ne der? Ya yalnız kalırsam? Ya pişman olursam? Ama bu şekilde de yaşayamam ki…

Bir sabah işe gitmek için hazırlanırken aynada kendime baktım ve dedim ki: “Bunu hak etmiyorsun.” O gün iş yerinde bir arkadaşım bana sarıldı: “Çok yorgun görünüyorsun,” dedi. İçimi döktüm ona; her şeyi anlattım. “Neden bu kadar kendini feda ediyorsun?” diye sordu bana.

Gerçekten neden? Neden kendi mutluluğumu hep erteledim? Neden Serkan’ın sorumsuzluğunu taşımak zorundayım? O akşam eve döndüğümde Serkan yine aynıydı; değişmemişti. Ama ben değişmiştim artık.

Oturduk karşılıklı ve dedim ki: “Serkan, ya birlikte mücadele edeceğiz ya da yollarımızı ayıracağız.” İlk kez sustu, uzun uzun düşündü. Sonra kalktı ve kapıyı çarparak çıktı evden.

Şimdi bu satırları yazarken hâlâ yalnızım ama içimde bir umut var artık. Belki de hayatımı yeniden kurabilirim… Belki de yalnızlık, böylesi bir yükten daha iyidir.

Siz olsaydınız ne yapardınız? Bir kadının omuzlarına yüklenen bu kadar sorumluluk adil mi sizce?