Boşanmak Yetmedi: Eski Kocam ve Kayınvalidem Oğlumu Bana Karşı Kullandı
“Anne, neden babamı bu kadar üzüyorsun? Neden hep sen haklısın?”
Oğlum Emir’in gözlerindeki öfke ve kırgınlık, içimi delip geçti. On yaşındaki bir çocuğun bu kadar ağır cümleler kurması normal mi? O an, mutfakta ellerim titreyerek çay bardağını tezgâha bıraktım. “Emir, ben—” dedim, ama cümlemi tamamlayamadım. Çünkü biliyordum, bu sözler ona ait değildi. Bunlar, eski kocam Serkan’ın ve kayınvalidem Şükran Hanım’ın bana karşı yıllardır kurduğu cümlelerin yankısıydı.
Her şey bundan beş yıl önce başladı. Serkan’la evlendiğimde, İstanbul’un kenar mahallelerinden birinde, onun ailesinin üç katlı eski evinde yaşamaya başladık. Kendi evimiz olsun isterdim ama Serkan’ın işi iyi gitmiyordu. “Biraz idare edelim,” dedi. Ben de sustum. Şükran Hanım’ın sabah ezanıyla başlayan emirleri, öğlene kadar bitmezdi: “Zeynep, çamaşırları as! Zeynep, Emir’in sütünü ısıt! Zeynep, pazara git!”
Kendi annemden görmediğim baskıyı, bir yabancıdan gördüm. Serkan ise çoğu zaman sessizdi. Annemin evinde büyüyen bir kız olarak, kendi evimde bu kadar yabancı hissetmek… O zamanlar anlamamıştım; şimdi anlıyorum ki, o evde ben sadece bir gelindim, bir insan değil.
Emir doğduğunda her şey daha da zorlaştı. Şükran Hanım, “Çocuğu doğru düzgün büyütemiyorsun,” derdi. Serkan ise işten yorgun döner, annesinin yanında bana tek kelime etmezdi. Bir gün mutfakta ağlarken annemi aradım: “Anne, ben burada boğuluyorum.” Annem telefonda sessizce ağladı. “Kızım, sabret,” dedi. “Çocuğun için.”
Ama sabrın da bir sınırı varmış. Bir gece Serkan eve sarhoş geldi. Şükran Hanım kapıda bekliyordu: “Oğlumun huzurunu kaçırıyorsun!” diye bağırdı bana. O gece Emir uyanıp ağladı. Onu kucağıma aldım ve pencereden dışarı baktım: İstanbul’un ışıkları bile bana karanlık geliyordu.
Bir yıl sonra boşanma kararı aldım. Serkan önce şaşırdı, sonra öfkelendi. “Oğlumu sana bırakmam!” dedi. Şükran Hanım ise gözlerimin içine bakıp tısladı: “Senin gibi kadınlar yüzünden aileler yıkılıyor.”
Boşandık. Mahkeme Emir’in velayetini bana verdi ama Serkan ve annesi her fırsatta oğlumu bana karşı doldurmaya başladı. Emir’i almaya gittiklerinde ona hediyeler alıyorlar, benim hakkımda kötü konuşuyorlardı. “Annen seni babandan ayırdı,” diyorlarmış.
Hayatıma yeni biri girdiğinde işler daha da zorlaştı. Cem’le tanıştığımda ilk defa kendimi değerli hissettim. Cem sabırlıydı, anlayışlıydı; Emir’e de iyi davranıyordu. Ama Serkan ve Şükran Hanım bunu öğrenince çıldırdılar. Bir gün Emir eve geldiğinde bana bağırdı: “Sen kötü bir annesin! Babam haklıymış!”
O gece Cem’le oturduk. “Zeynep,” dedi, “Bu savaşı tek başına veremezsin.” Haklıydı ama başka çarem yoktu.
Bir gün okuldan aradılar: Emir kavga etmişti. Müdür odasında gözyaşları içinde buldum onu. “Anne,” dedi, “Ben kimin tarafındayım?” O an içim parçalandı. Çocuğumun ortasında kaldığı savaşta en çok o zarar görüyordu.
Bir akşam Serkan kapıya dayandı: “Cem’i oğlumun yanında istemiyorum!” diye bağırdı. Cem sakin kalmaya çalıştı ama Serkan’ın öfkesi dinmedi. Şükran Hanım ise apartmanın merdivenlerinden bana hakaretler yağdırıyordu: “Senin gibi kadınlar yüzünden ailemiz dağıldı!” Komşular kapı aralığından bakıyor, kimse bir şey demiyordu.
O gece Emir odasına kapanıp ağladı. Kapısını çaldım: “Oğlum, lütfen konuş benimle.”
“Baba diyor ki Cem kötü biriymiş… Anneanne de seni hiç sevmiyor…”
Dizlerimin üstüne çöktüm: “Emir, ben seni çok seviyorum. Ne olursa olsun sen benim oğlumsun.”
Ama çocuk aklı işte… Hangi tarafı seçeceğini bilmiyor; iki ateş arasında kalıyor.
Bir gün Emir’in okulunda veli toplantısı vardı. Sınıf öğretmeni Ayşe Hanım beni kenara çekti: “Zeynep Hanım, Emir son zamanlarda içine kapanık ve agresif… Evde bir sorun mu var?” Ne diyebilirdim ki? “Evet,” dedim sadece, “Biraz zor bir dönemden geçiyoruz.”
Cem’le aramızda da gerginlik başladı. Oğlumun bana yabancılaşması onu da üzüyor, bazen tartışıyorduk. Bir gece Cem bavulunu topladı: “Belki de ben gitmeliyim,” dedi.
“Hayır!” dedim ağlayarak, “Ben yine yalnız kalmak istemiyorum.”
Ama Cem gitti o gece…
Ertesi gün Emir geldiğinde Cem’in olmadığını fark etti: “Anne, Cem neden yok?”
“Biraz uzak kalmak istedi,” dedim.
Emir başını eğdi: “Belki de babam haklıdır…”
O an anladım ki; bu savaşta kaybeden sadece ben değildim… Oğlum da yaralıydı.
Geceleri uyuyamaz oldum. Annemi aradım yine: “Anne, ben ne yapacağım?”
“Kızım,” dedi annem, “Sen elinden geleni yapıyorsun… Ama bazen insanlar ne kadar uğraşırsan uğraş, anlamıyor.”
Bir sabah Emir yanıma geldi: “Anne, ben seni seviyorum ama babam da üzülüyor… Ben ne yapacağımı bilmiyorum.”
Oğlumu kucağıma aldım ve ağladık birlikte.
Şimdi düşünüyorum da… Türkiye’de bir kadın olarak kendi hayatını kurmak ne kadar zor… Hele ki eski eşin ve kayınvaliden el ele verip seni yalnızlaştırmaya çalışıyorsa…
Peki siz olsaydınız ne yapardınız? Bir anne olarak çocuğunuzu korumak için nereye kadar savaşırdınız? Yoksa bazen bırakıp gitmek mi gerekir? Yorumlarınızı bekliyorum…