Bir Yastıkta Kocamak Hayal Miydi?

“Anne, fark ettin mi nasıl bakıyor sana? Sevgiyle, hayranlıkla…” dedi Elif, gözlerinde muzır bir parıltıyla. O an, mutfağın köşesinde ellerim titredi. Elif’in sesi, içimde yıllardır susturduğum bir çığlığı uyandırdı. Murat banyodan çıktı; üzerinde sadece havlu, omuzlarından damlayan sular parke üzerinde minik gölcükler oluşturuyordu. Göğsü hâlâ gençliğinin izlerini taşıyor, ama bakışlarında yılların yorgunluğu vardı. Yanıma yaklaştı, dudaklarımı öpmek için eğildi. Başımı çevirdim.

Bir anlık sessizlik… Sanki evin duvarları bile nefesini tutmuştu. Murat’ın eli havada asılı kaldı. “Ne oldu Zeynep?” dedi, sesi kırık bir cam gibi. Cevap veremedim. İçimdeki fırtına kelimelere dökülmüyordu. Elif’in odasına kaçtım, kapıyı usulca kapattım. Kızım yatağında kitap okuyordu, başını kaldırıp bana gülümsedi. “Anne, babam seni çok seviyor biliyorsun değil mi?” dedi. Gözlerim doldu. “Biliyorum kızım,” dedim ama sesim titriyordu.

O gece uyuyamadım. Murat yanımda derin uykudaydı ama ben tavana bakıp düşündüm: Onu hâlâ seviyor muydum? Yoksa sadece alışkanlık mıydı aramızdaki? Yıllar önce üniversitede tanışmıştık; Murat’ın gözleri ışıl ışıldı, bana şiirler okurdu. O zamanlar her şey çok kolaydı. Şimdi ise hayatın yükü omuzlarımızı çökertmişti. Kredi borçları, iş stresi, Elif’in dersleri… Birbirimize dokunmayı bile unutmuştuk.

Ertesi sabah kahvaltıda Murat sessizdi. Elif ise neşeyle anlatıyordu: “Okulda tiyatroya seçildim anne! Baba, sen de gelir misin?” Murat başını kaldırdı, gülümsedi: “Tabii ki gelirim kızım.” Sonra bana döndü: “Sen de gelirsin değil mi Zeynep?” Göz göze geldik. İçimde bir şeyler kırıldı. “Gelirim,” dedim ama sesimdeki soğukluğu ben bile fark ettim.

O gün işte de aklım hep evdeydi. Arkadaşım Ayşe yanıma geldi, “Yine dalgınsın Zeynep, hayırdır?” dedi. Ona anlatamadım; çünkü bizim mahallede kadınlar dertlerini kolay kolay paylaşmazdı. Herkesin derdi kendineydi sanki. Ama Ayşe ısrar etti: “Bak Zeynep, evlilik kolay değil. Ben de zaman zaman kocamdan soğuyorum ama çocuklar için katlanıyoruz işte.”

Ayşe’nin sözleri içimi burktu. Katlanmak mıydı evlilik? Sevgi nereye gitmişti? Akşam eve dönerken marketten Murat’ın en sevdiği tatlıyı aldım; belki bir şeyler değişir diye umut ettim. Eve girince Elif odasında ders çalışıyordu, Murat ise televizyonun karşısında dalgın dalgın haberleri izliyordu. Yanına oturdum, tatlıyı uzattım: “Senin için aldım.” Murat şaşırdı, gözleri parladı: “Teşekkür ederim Zeynep.” Bir anlık sessizlikten sonra elimi tuttu: “Bir şeyler yolunda gitmiyor biliyorum. Konuşalım mı?”

İçimdeki duvarlar bir anda yıkıldı. Gözyaşlarımı tutamadım: “Murat, ben çok yoruldum. Sanki birbirimize yabancı olduk.” Murat’ın gözleri doldu: “Ben de farkındayım Zeynep. Ama ne yapacağımı bilmiyorum. Seni hâlâ seviyorum ama sanki aramızda görünmez bir duvar var.”

O gece uzun uzun konuştuk. Geçmişimizi, hayallerimizi, kırgınlıklarımızı… Murat bana ilk kez bu kadar açık konuştu: “İşimde çok zorlanıyorum Zeynep. Patronum sürekli baskı yapıyor, eve gelince de seni mutlu edemediğimi hissediyorum.” Ben de içimi döktüm: “Ben de kendimi yalnız hissediyorum Murat. Sanki sadece anne ve baba olduk; kadın ve erkek olmayı unuttuk.”

Ertesi gün Elif’in tiyatro gösterisi vardı. Hep birlikte gittik; Elif sahnede parlıyordu. O an gözlerim doldu; belki de aile olmak buydu: Tüm zorluklara rağmen birlikte ayakta kalmak… Gösteri sonrası Elif koşup boynuma sarıldı: “Anne, babamla el ele tutuşsanıza!” Murat’la göz göze geldik; tereddütle ellerimizi tuttuk. Salondaki herkes alkışladı.

Eve dönerken Murat arabayı kenara çekti: “Zeynep, yeniden başlayabilir miyiz? Belki bir danışmana gideriz… Ya da baş başa bir tatile çıkarız?” İçimde umut kıpırdadı ama korkularım da vardı: Ya değişmezse? Ya yine aynı kısır döngüye girersek?

O gece yatağa uzandığımda Elif’in sözleri aklımda yankılandı: “Anne, babam seni çok seviyor.” Peki ben kendimi seviyor muydum? Kendi mutluluğum için ne yapıyordum? Hayat sadece çocuklar ve sorumluluklardan mı ibaretti?

Şimdi size soruyorum: Bir yastıkta kocamak gerçekten mümkün mü? Yoksa bazen insan kendi mutluluğu için cesurca kararlar mı almalı? Siz olsanız ne yapardınız?