“Bu Evde Sana Yer Yok!”: Kayınvalidemle Aynı Çatı Altında Geçen Zor Günlerim
“Bu evde sana yer yok, Elif! O daireyi sana verirsem, bir daha asla kurtulamam senden!” Kayınvalidem Nermin Hanım’ın sesi apartmanın boşluğunda yankılandı. O an, içimdeki umutların bir bir kırıldığını hissettim. Eşim Emre, başını öne eğmiş, annesinin gölgesinde eziliyordu. Ben ise, iki çocuğumun elini sıkıca tutmuş, gözlerim dolu dolu ona bakıyordum.
İstanbul’un göbeğinde, kira fiyatlarının uçtuğu bu dönemde, Emre’yle birlikte yeni bir ev bulmak neredeyse imkânsızdı. Nermin Hanım’ın iki dairesi vardı; birinde kendisi oturuyor, diğerini ise yıllardır boş tutuyordu. Herkes gibi ben de, “Bir gün orada otururuz,” diye umut etmiştim. Ama Nermin Hanım’ın gözünde ben hep yabancıydım; oğlunun hayatına girmiş, düzenini bozmuş bir gelin.
O gün mutfakta geçen tartışma hâlâ kulaklarımda çınlıyor:
— Anne, Elif’le çocuklar çok zorlanıyor. O daireyi bize bir süreliğine versen? Hem senin de için rahat olur, yan dairedeyiz işte…
Nermin Hanım’ın gözleri kısıldı:
— Oğlum, o daire benim emeklilik güvencem! Bir kere verirsem, bir daha çıkmazlar. Ben aptal mıyım? Herkes kendi başının çaresine baksın!
Emre’nin sesi titredi:
— Anne, biz senin aileniz…
— Aile dediğin herkesin sınırını bilir! Benim sınırım da o daire! dedi Nermin Hanım ve tartışmayı bitirdi.
O gece çocuklar uyuduktan sonra Emre’yle salonda oturduk. Sessizlikte sadece Emre’nin derin nefesleri duyuluyordu.
— Elif, annemi biliyorsun… Onunla tartışmak faydasız. Ama başka çaremiz yok mu?
Gözyaşlarımı tutamadım:
— Emre, ben bu evde nefes alamıyorum artık. Her hareketimizi izliyor, her lafımıza karışıyor. Çocuklar bile huzursuz…
Ertesi sabah işe gitmek için evden çıktığımda Nermin Hanım kapıda bekliyordu. Yüzünde o tanıdık soğuk ifade vardı.
— Elif Hanım, dün akşam çok ileri gittiniz. Benim sabrımı zorlamayın. O daireye asla giremezsiniz!
Sustum. Çünkü biliyordum ki ne söylesem boşunaydı. O gün işe giderken metrobüste camdan dışarı bakarken içimden geçenleri hatırlıyorum: “Bir insan neden bu kadar katı olur? Kendi oğluna ve torunlarına neden bu kadar uzak durur?”
Günler geçtikçe evdeki hava daha da ağırlaştı. Nermin Hanım her fırsatta bana laf sokuyor, çocukların oyuncaklarını toplamadığımda “Senin gibi gelin yüzünden oğlumun hayatı mahvoldu,” diyordu. Emre ise arada kalmıştı; annesini üzmek istemiyor ama bana da haksızlık yapıldığını görüyordu.
Bir akşam çocuklar salonda oyun oynarken Nermin Hanım yine başladı:
— Şu çocuklara sahip çık biraz! Her yer oyuncak dolu! Benim evimde böyle dağınıklık olmazdı.
— Anne, çocuk bunlar… Biraz rahat bırak onları,
dedim usulca ama sesim titriyordu. O ise daha da yükseldi:
— Sen bana akıl mı veriyorsun? Ben yıllarca tek başıma iki çocuk büyüttüm! Senin gibi tembel değildim!
O an dayanamadım:
— Ben tembel değilim! Hem çalışıyorum hem çocuklara bakıyorum! Biraz anlayış beklemek çok mu?
Nermin Hanım’ın gözleri ateş saçtı:
— Benim anlayışım bitti! O daireye asla adım atamazsınız! dedi ve odasına çekildi.
O gece Emre’yle ilk defa ciddi şekilde tartıştık. “Belki de ayrılmalıyız,” dedim ağlayarak. “Bu şekilde yaşanmaz!” Emre ise çaresizce başını ellerinin arasına aldı:
— Elif, ben seni de annemi de kaybetmek istemiyorum…
Bir hafta sonra işyerinde kriz çıktı; maaşlarımız geciktiği için eve para getiremiyordum. O sırada Nermin Hanım’ın komşusu Ayşe Teyze aradı:
— Elif kızım, duyduğuma göre Nermin abla o daireyi emlakçıya vermiş… Kiraya verecekmiş!
Duyduklarıma inanamadım. Eve döndüğümde Nermin Hanım’ı mutfakta buldum.
— Anne, o daireyi gerçekten kiraya mı veriyorsun?
Yüzüme bile bakmadan cevapladı:
— Evet. Size vermeyeceğim için başkası otursun dedim.
İçimdeki öfke patladı:
— Biz senin aileniz! Torunların var! Bize bir şans bile vermedin!
Nermin Hanım ilk defa gözlerimin içine baktı:
— Elif, ben yıllarca tek başıma mücadele ettim. Kimse bana yardım etmedi. Şimdi kimseye borçlu kalmak istemiyorum. Siz de kendi yolunuzu bulun!
O gece Emre’yle birlikte karar verdik: Ne olursa olsun kendi evimizi bulacaktık. Birkaç hafta boyunca ucuz kiralık ev aradık; sonunda şehrin dışında küçük bir daire bulduk. Taşındığımız gün çocuklar sevinçten zıpladı; ben ise hem hüzünlü hem de gururluydum.
Aylar geçti… Kendi evimizde huzur bulduk ama aile bağlarımızda derin yaralar açıldı. Nermin Hanım hâlâ arada bir arıyor ama eski sıcaklık yok. Bazen düşünüyorum: Aile olmak sadece kan bağı mı? Yoksa birbirine destek olmak mı? Siz olsanız ne yapardınız? Aileniz için hangi fedakarlıkları göze alırdınız?