Bir Parfümün Ardında Saklı Hayat: İhanetin ve Yeniden Doğuşun Hikayesi
“Bu koku da ne Murat?” dedim, sesim titreyerek. O an, mutfağın loş ışığında bana bakarken gözlerini kaçırdı. Yıldönümümüzdü; masanın üzerinde hâlâ dokunulmamış pasta, yanmış mumlar ve içimde büyüyen bir şüphe vardı. Murat’ın üzerinde tanımadığım, ağır bir kadın parfümü kokusu vardı. O an, içimde bir şeylerin kırıldığını hissettim.
“Ne kokusu? İşyerinde biri sıkmış galiba,” dedi aceleyle. Ama gözlerindeki huzursuzluk, ellerinin titremesi bana her şeyi anlatıyordu. O gece sabaha kadar uyuyamadım. Yıllardır süren evliliğimizin, birlikte büyüttüğümüz kızımız Elif’in hatıralarının üstüne kara bir gölge düşmüştü.
Sabah olduğunda Murat çoktan çıkmıştı. Elif’i okula bırakırken gözlerim doldu; ona hiçbir şey belli etmemeye çalıştım. Annem aradı, “Kızım, iyi misin? Yüzün solgun geliyor,” dedi. “İyiyim anne,” dedim ama sesimden anladı bir şeylerin ters gittiğini.
O gün işyerinde hiçbir şeye odaklanamadım. Kafamda binbir soru: Murat gerçekten beni aldatıyor muydu? Yoksa ben mi abartıyordum? Akşam eve döndüğümde Murat yine geç geldi. Bu sefer telefonu elinden hiç bırakmadı, sürekli mesajlaşıyordu. Dayanamadım, “Kiminle konuşuyorsun?” diye sordum. “İşten arkadaşlarla,” dedi ama gözleri yine kaçıyordu.
Bir hafta boyunca her şey aynı şekilde devam etti. Murat’ın ilgisizliği, eve geç gelmeleri, üzerindeki o yabancı parfüm kokusu… Sonunda dayanamadım, bir akşam Murat duştayken telefonunu aldım. Şifreyi biliyordum; yıllardır birbirimizden gizlimiz saklımız olmamıştı. Mesajlar kısmında bir isim dikkatimi çekti: “Seda”. Mesajları açtığımda içimden bir çığlık koptu. “Seni özledim”, “Bu akşam yine buluşalım mı?”, “Karına söylemedin değil mi?” gibi cümleler… Ellerim titredi, gözyaşlarım yanaklarımdan süzüldü.
Murat duştan çıkınca telefonunu elinde gördü ve bir an donakaldı. “Açıkla!” dedim, sesim çatallandı. “Ne açıklayayım ki?” dedi önce, sonra sustu. Gözlerime bakamadı. “Seda kim Murat? Kaç aydır böyle devam ediyor?”
Bir süre sessizlik oldu. Sonra itiraf etti: “Bir hata yaptım… Sadece birkaç kez görüştük… Sana söylemeye cesaret edemedim.” O an içimdeki bütün sevgi yerini öfkeye bıraktı. “Yıllarımızı, kızımızı, ailemizi nasıl böyle harcadın?” diye bağırdım.
O gece Murat evi terk etti. Elif uyanıp ağlamaya başladı; ona sarılıp saatlerce ağladık birlikte. Ertesi gün anneme gittim; her şeyi anlattım. Annem sessizce dinledi, sonra gözleri dolu dolu bana sarıldı: “Kızım, ben de babanla benzer şeyler yaşadım zamanında,” dedi. Şaşkınlıkla baktım ona. “Baban da bir dönem başka bir kadına gönlünü kaptırmıştı ama ben affettim… Sen ne yapmak istersen arkandayım.”
O an annemin yıllarca sakladığı bu sırrı öğrenmek beni hem şaşırttı hem de yalnız olmadığımı hissettirdi. Ama ben affedemiyordum; Murat’ın ihaneti içimde derin bir yara açmıştı.
Günler geçtikçe Murat aramaya başladı; özür diledi, dönmek istediğini söyledi. Elif her gece babasını sorduğunda yüreğim parçalanıyordu. Bir yandan kızımı babasız bırakmak istemiyordum, diğer yandan kendime olan saygımı kaybetmekten korkuyordum.
Bir akşam Elif’le parkta otururken bana döndü: “Anne, babam neden gelmiyor artık?” Gözlerim doldu; ona gerçeği anlatamayacak kadar aciz hissettim kendimi. “Bazen büyükler de hata yapar Elif’im,” dedim sadece.
O gece uzun uzun düşündüm; hayatımı, evliliğimi, annemin yaşadıklarını… Kendime şu soruyu sordum: Affetmek mi daha güçlü kılar insanı yoksa yeniden başlamak mı? Annem affetmişti ama yıllarca içinde bir sızıyla yaşamıştı. Ben ise kendi yolumu çizmek istiyordum.
Bir sabah Murat kapıda belirdi; elinde çiçeklerle, gözleri yaşlıydı. “Ne olur affet beni,” dedi diz çökerek. O an içimdeki öfke ve kırgınlıkla yüzleştim. “Affetmek kolay değil Murat,” dedim. “Senin yüzünden kendimi değersiz hissettim… Kızımızı düşünmeden nasıl böyle bir hata yaptın?”
Murat ağladı; ilk defa onu bu kadar çaresiz gördüm. Ama içimdeki yara o kadar derindi ki onu affedemedim. “Belki zamanla yaralarımız sarılır ama şu an ayrı kalmamız en doğrusu,” dedim.
O günden sonra hayatımı yeniden kurmaya başladım. İşime daha çok sarıldım, Elif’le daha fazla vakit geçirdim. Annem hep yanımdaydı; bana güç verdi. Zamanla acım hafifledi ama o gece duyduğum parfüm kokusu hâlâ burnumda tütüyor.
Şimdi dönüp baktığımda şunu düşünüyorum: Bir insanı affetmek mi daha zor yoksa kendini yeniden sevmek mi? Siz olsanız ne yapardınız? İhaneti affedip yuvayı korur muydunuz yoksa kendi yolunuzu mu seçerdiniz?