Yalnızlığın Kıyısında: Bir Annenin Sessiz Çığlığı

“Anne, bak, ben zaten işten güçten başımı kaldıramıyorum. Zeynep abla alsın seni yanına, onun evi daha büyük!”

Oğlum Murat’ın sesi hâlâ kulaklarımda çınlıyor. Yıllarca onun için sabahlara kadar çalıştım, hastalandığında başında bekledim, okul masraflarını dişimden tırnağımdan artırarak ödedim. Şimdi ise, yaşlılığımda bir yükten ibaretim. Kızım Zeynep ise telefonda daha da soğuk:

“Anneciğim, çocuklar küçük, ev zaten dar. Hem ben de çalışıyorum. Murat baksın biraz, sen de biraz kendi başının çaresine bak artık.”

O an içimde bir şeylerin koptuğunu hissettim. Sanki yıllarca ördüğüm o sıcak aile yuvası bir anda tuzla buz olmuştu. Oysa ne hayallerim vardı… Eşim vefat ettiğinde Murat henüz on yaşındaydı, Zeynep ise sekiz. O günden sonra hayatım sadece onların etrafında döndü. Sabahları simit alıp okula uğurladığım, akşamları yorgun argın eve gelip onlara sıcak çorba pişirdiğim günler… Şimdi ise evimin duvarları sessiz, yalnızlığım ise çığlık çığlığa.

Bir gün kapı çaldı. Komşum Ayşe Hanım elinde bir tabak börekle geldi. “Yalnızsın diye canım sıkıldı,” dedi. Gözlerim doldu. Kendi çocuklarımın göstermediği ilgiyi bir komşudan görmek… İçim burkuldu.

Ayşe Hanım gittiğinde eski fotoğrafları karıştırmaya başladım. Murat’ın sünnet düğününde çekilmiş bir kareye takıldı gözüm; yan yana gülümsemişiz. Zeynep’in mezuniyetinde sarılıp ağladığımız o an… O zamanlar bana muhtaçtılar, şimdi ise ben onlara muhtacım ve kimse yanımda yok.

Bir akşam Murat aradı, sesi telaşlıydı:

“Anne, bak, ben seni çok seviyorum ama işte hayat… Yani, senin de anlaman lazım. Herkes kendi derdinde.”

“Ben de mi kendi derdimde olmalıydım Murat?” dedim, sesim titreyerek. “Siz hasta olduğunuzda başınızda beklemeseydim, aç kaldığınızda size yemek yapmasaydım, şimdi böyle mi konuşurdun?”

Cevap veremedi. Sadece sustu. O sessizlikte yılların emeği, sevgisi ve fedakârlığı yok oldu gitti.

Bir hafta sonra Zeynep geldi. Elinde market poşetleriyle kapıda dikildi:

“Anneciğim, sana biraz alışveriş yaptım. Ama fazla kalamam, çocuklar evde.”

Oturduğumuz koltukta göz göze geldik. “Zeynep,” dedim, “ben alışveriş istemiyorum. Biraz sohbet, biraz ilgi istiyorum.”

Gözlerini kaçırdı. “Anne, herkesin hayatı zor,” dedi ve aceleyle kalktı gitti.

O gece sabaha kadar ağladım. Yastığım gözyaşlarımla ıslandı. Kendime sordum: Nerede yanlış yaptım? Onları çok mu sevdim? Yoksa hep kendimi unuttuğum için mi şimdi bu kadar yalnızım?

Bir sabah belediyeden bir görevli geldi. “Teyze,” dedi, “sosyal hizmetlerden destek almak ister misin? Yalnız yaşayan yaşlılara yardımcı oluyoruz.”

İçimde bir gurur kırıntısı kaldıysa da o an utandım. Çocuklarım varken devletin yardımına muhtaç olmak… Ama başka çarem yoktu.

O günlerde Ayşe Hanım yine uğradı. “Bak,” dedi, “benim kızlar da uzakta, ama ararlar sorarlar. Seninkiler hiç mi düşünmüyor?”

Omuz silktim. “Belki de ben onları yanlış büyüttüm Ayşe Hanım,” dedim. “Hep kendimden verdim, onlar da hep almaya alıştı.”

Bir gün Murat ile Zeynep’in aralarında mesajlaştığını fark ettim; yanlışlıkla bana göndermişlerdi:

“Murat, annemi sen mi alacaksın yanına? Benim evde yer yok.”

“Yok ya Zeynep, ben de alamam. Belki huzurevine yerleştiririz?”

O mesajı okuduğumda içimdeki son umut kırıntısı da söndü. Huzurevi… O kelimeyi hiç bu kadar acı duymamıştım.

Bir hafta sonra çocuklar birlikte geldiler. Yüzlerinde suçluluk vardı ama kararlıydılar:

“Anneciğim,” dedi Zeynep, “senin için en iyisi huzurevi olacak. Orada arkadaşların olur, bakılırlar sana.”

Murat da ekledi: “Biz de sık sık geliriz ziyaretine.”

O an içimde öyle bir fırtına koptu ki anlatamam. Bağırmak istedim: “Ben sizin annenim! Beni neden istemiyorsunuz?” Ama sadece sessizce başımı salladım.

Huzurevine yerleştiğim ilk gün odamın penceresinden dışarı baktım; bahçede yaşlı bir teyze torunuyla oturuyordu. İçimde tarifsiz bir boşluk… Çocuklarım arada sırada arıyorlar ama hiçbiri yanıma gelmiyor.

Her gece uyumadan önce kendime soruyorum: Bir anne ne zaman yük olur? Fedakârlıklarımız neden unutulur? Siz olsaydınız ne yapardınız? Lütfen bana anlatın; belki de yalnız olmadığımı hissederim.