Küller Arasında Bir Sevgi: Bir Çocuğu Sevemeyen Babayla Yaşamak

“Elif, neden yine ağlıyorsun? Kaç kere söyledim, odanda ağlama!” Cem’in sesi evin duvarlarında yankılandı. O an, mutfakta ellerim titreyerek çay bardağını tepsiye koymaya çalışıyordum. Elif’in incecik sesi, kapının ardından duyuluyordu: “Baba, ben sadece annemi özledim…”

O an içimden bir şeyler koptu. Elif, Cem’in ilk evliliğinden olan kızıydı. Annesi vefat ettiğinde daha altı yaşındaydı. Ben ise Cem’le evlendiğimde Elif sekiz yaşındaydı ve bana ‘anne’ demeye hiç yanaşmadı. Zaten istemedim de; onun annesi ben değildim. Ama Cem’in ona olan soğukluğunu, ilgisizliğini gördükçe içim acıyordu. Sanki Elif, Cem’in geçmişinden kalan bir yük gibiydi.

Kayınvalidem Şükran Hanım ise her fırsatta bana laf sokardı: “Sen de biraz ilgilen şu çocukla, bak babası zaten zor seviyor. Bir de sen uzak durursan bu kız ne olacak?”

Ama bilmiyordu ki, ben her gece Elif’in odasına sessizce girip üstünü örtüyor, saçlarını okşuyordum. O ise uykusunda bile huzursuzdu; bazen annesinin adını sayıklardı.

Bir akşam, Cem işten geç geldi. Yorgun ve sinirliydi. Elif ise okuldan düşük not getirmişti. “Bu kızdan adam olmaz!” diye bağırdı Cem. Elif’in gözleri doldu, ben ise araya girdim: “Cem, çocuk bu… Biraz destek olsan belki daha iyi olur.”

Cem bana öyle bir baktı ki, sanki Elif’in başarısızlığından ben sorumluydum. “Senin yüzünden şımardı zaten! Her dediğini yapıyorsun.”

O gece Elif yanıma geldi. Sessizce yatağıma sokuldu. “Sen bana kızmazsın değil mi?” dedi fısıldayarak. Sarıldım ona; içimdeki annelik duygusu kabardı. Ama biliyordum ki, bu evde sevgiyi ben tek başıma taşıyamazdım.

Bir gün okuldan aradılar; Elif kavga etmişti. Müdür odasında başı önde oturuyordu. Yanına oturdum, elini tuttum. “Neden kavga ettin?” dedim. Gözleri doldu: “Biri bana annem yok dedi… Ben de sinirlendim.”

O an anladım ki, Elif’in yarası hiç kapanmayacak bir yara. Eve döndüğümüzde Cem’e durumu anlattım. “Yine mi sorun çıkardı bu çocuk?” dedi Cem, umursamazca.

Şükran Hanım ise hemen araya girdi: “Senin yüzünden oldu bunlar! Kendi çocuğun olsaydı böyle mi davranırdın?”

O gece ilk kez Cem’le ciddi bir tartışma yaşadık. “Neden Elif’e bu kadar uzak davranıyorsun? O senin kızın!” dedim gözyaşları içinde.

Cem sustu, yüzünü çevirdi. “Ben… Onu gördükçe eski eşimi hatırlıyorum. O acıyı tekrar yaşamak istemiyorum.”

İşte o zaman anladım; Cem’in sevgisizliği Elif’e değil, geçmişineydi. Ama olan yine Elif’e oluyordu.

Geceleri Elif’in odasında oturup ona masal anlatırken, bazen kendi çocukluğumu hatırlardım. Benim de babam sevgisini göstermeyen bir adamdı; annem ise hep arada kalırdı. Şimdi aynı döngüyü ben yaşıyordum.

Bir gün Elif ateşlendi; hastaneye götürdüm. Cem gelmedi bile. Doktor, “Çocuk çok stresli görünüyor” dediğinde utandım. Eve döndüğümüzde Şükran Hanım yine başladı: “Senin yüzünden hasta oldu! Annesi olsa böyle olmazdı.”

Artık dayanamıyordum. Bir gece Elif’le birlikte balkona çıktık. Ona sarıldım: “Biliyor musun Elif, bazen insanlar sevgilerini göstermekte zorlanır. Ama ben seni çok seviyorum.”

Elif başını omzuma koydu: “Keşke babam da söylese…”

O an gözyaşlarımı tutamadım.

Aylar geçti; evdeki hava hiç değişmedi. Cem işten gelir gelmez televizyonun karşısına geçiyor, Elif ise odasına kapanıyordu. Ben ise iki arada bir derede kalmıştım.

Bir gün Elif’in öğretmeni aradı: “Elif içine kapanık oldu, dersleri düştü.” O akşam cesaretimi topladım ve Cem’le konuşmaya karar verdim.

“Cem, böyle devam edemeyiz! Elif senin kızın ve ona ihtiyacı var.”

Cem başını öne eğdi: “Ben iyi bir baba olamıyorum galiba…”

“Denemelisin! Onu kaybedersen bir daha geri getiremezsin.”

O gece ilk kez Cem, Elif’in odasına gitti ve başını okşadı. Elif şaşkınlıkla babasına baktı; gözlerinde umut vardı.

Ama ertesi gün yine eski haline döndü her şey.

Bir sabah Elif bana sarıldı: “Sen olmasan ne yapardım bilmiyorum.”

İşte o zaman karar verdim; bu evde sevgisizlikle savaşmaya devam edecektim. Belki her şeyi düzeltemezdim ama en azından Elif’in yanında olacaktım.

Şimdi size soruyorum: Sevginin olmadığı bir evde aile olunur mu? Bir çocuğun yarasını zaman mı iyileştirir yoksa sevgi mi? Siz olsanız ne yapardınız?