Seçimini Yapanlar: Bir Ankara Hikayesi
“Sen de mi gidiyorsun, Elif?” Annemin sesi, mutfakta yankılandı. Gözlerimdeki yaşları saklayarak valizimi kapattım. Babam yine kahvede, annem ise yorgun elleriyle sofrayı topluyordu. “Gidiyorum anne. Ankara’da yeni bir hayat kuracağım,” dedim, sesim titreyerek. Annem bir an sustu, sonra başını öne eğdi. “Bizim gibi olmayacaksın, öyle mi?” dedi sessizce. O an içimde bir şey koptu.
Küçük kasabamızda herkes birbirini tanırdı. Babam inşaatlarda çalışır, akşamları eve sarhoş dönerdi. Annem ise markette kasiyerlik yapar, eve döndüğünde yorgunluktan konuşacak hali kalmazdı. Ben ise hep daha fazlasını isterdim. Ankara Üniversitesi’ni kazandığımda, kasabanın tek kız çocuğu olarak herkesin gözü üzerimdeydi. “Kız başına ne işin var Ankara’da?” diyen komşuların lafları hâlâ kulağımda çınlıyordu.
İlk gün yurda girdiğimde içimde hem korku hem umut vardı. Odamı paylaştığım Zeynep’le tanışmam ise hayatımın dönüm noktası oldu. Zeynep de benim gibi Anadolu’nun küçük bir kasabasından gelmişti ama o benden çok daha cesurdu. “Burası bizim için bir şans Elif,” dedi ilk akşam, “Burada kendi hayatımızı kuracağız.” Onun gözlerindeki kararlılığı görünce kendime güvenim geldi.
Fakültede ilk derse girdiğimizde, herkes birbirini süzüyordu. Zeynep’le yan yana oturduk. Hoca sınıfa girdiğinde herkes sustu. “Burada olmak sizin seçiminiz,” dedi hoca, “Ama bu seçimin bedeli de olacak.” O an Zeynep’le göz göze geldik; ikimiz de aynı şeyi düşündük: Biz bu bedeli ödemeye hazırdık.
Haftalar geçtikçe Ankara’nın karmaşası içinde kaybolmaya başladım. Dersler ağırdı, yurt hayatı zordu, paramız ise hep kıttı. Bir gün annem aradı: “Baban işten çıkarıldı, biraz para gönderebilir misin?” dedi utanarak. O an içimde bir suçluluk hissettim; ben burada kendi hayatımı kurmaya çalışırken ailem hâlâ aynı yerdeydi.
Zeynep’le birlikte kafelerde garsonluk yapmaya başladık. Geceleri ders çalışıyor, gündüzleri çalışıyorduk. Bir gün Zeynep yorgun bir şekilde yanıma geldi: “Elif, bazen düşünüyorum da… Acaba yanlış mı yaptık? Burada ne kadar uğraşırsak uğraşalım, hep yabancı kalacağız gibi geliyor.” Ona sarıldım: “Hayır Zeynep, biz burada kendi yolumuzu bulacağız.”
Ama hayat sandığımız kadar kolay değildi. Bir gece yurtta yangın çıktı; herkes panikle dışarı koştu. O an Zeynep’in elini tuttum ve birlikte dışarı çıktık. O gece soğukta titrerken Zeynep bana döndü: “Elif, ben burada yalnız kalmak istemiyorum. Sen olmasan dayanamazdım.” O an anladım ki, biz birbirimize tutunarak ayakta kalıyorduk.
Bir gün babam ansızın Ankara’ya geldi. Yurtta beni bulduğunda gözleri öfkeyle doluydu: “Senin burada ne işin var? Eve dön! Kız başına şehirde ne yapacaksın?” dedi bağırarak. Yurttaki herkes bize bakıyordu. Utançtan yerin dibine girdim ama Zeynep hemen yanıma geldi: “Elif’in burada kalmaya hakkı var amca,” dedi cesurca. Babam ona ters ters baktı: “Sen de mi onun aklını çeliyorsun?” O an babamla göz göze geldim ve ilk defa ona karşı çıktım: “Baba, ben kendi hayatımı yaşamak istiyorum!”
Babam arkasını dönüp gittiğinde içimde hem bir boşluk hem de bir özgürlük hissi vardı. O gece Zeynep’le uzun uzun konuştuk. “Ailemiz bizi anlamasa da biz birbirimizi anlıyoruz,” dedi Zeynep. O an karar verdim; ne olursa olsun burada kalacaktım.
Ama hayat yine bizi sınadı. Sınavlardan kaldım, işten çıkarıldım, paramız bitti. Bir gece Zeynep ağlayarak yanıma geldi: “Elif, annem hastalanmış… Eve dönmem lazım.” Onu sarılarak uğurladım ama içimde büyük bir yalnızlık başladı.
Zeynep gittikten sonra her şey daha zorlaştı. Yurtta kimseyle konuşmuyordum, derslere gitmek istemiyordum. Bir gün annem aradı: “Elif, baban hastaneye kaldırıldı.” O an Ankara’daki tüm hayallerim anlamsızlaştı; hemen kasabaya döndüm.
Babam hastane odasında sessizce yatıyordu. Annem gözyaşları içinde bana sarıldı: “Kızım, senin burada olman bana güç veriyor,” dedi. O an anladım ki, ne kadar uzağa gidersem gideyim ailemin acısı benim acımdı.
Babam iyileştikten sonra tekrar Ankara’ya döndüm ama artık eskisi gibi değildim. Hayatın ne kadar kırılgan olduğunu anlamıştım. Zeynep’le tekrar buluştuğumuzda birbirimize sarıldık: “Biz bu şehirde kaybolmadık Elif,” dedi Zeynep gülerek, “Kendimizi bulduk.”
Şimdi mezuniyete hazırlanırken geriye dönüp bakıyorum da… Hayat hep seçimlerden ibaretmiş; kimi zaman ailemizle, kimi zaman kendimizle yüzleşmek zorunda kalıyoruz. Peki siz olsaydınız, geçmişinizden kaçıp yeni bir hayata başlamaya cesaret edebilir miydiniz? Yoksa her şeye rağmen ailenizin yanında mı kalırdınız?