İki Ateş Arasında: Annemle Babam Arasında Kaldığım O Gece
“Zeynep, hadi kızım, kararını ver artık!” Babamın sesi, mutfakta yankılandı. Annem ise gözyaşlarını silerken bana bakıyordu. O an, hayatımın en zor anıydı. Sanki iki ateş arasında kalmıştım; bir yanda annem, diğer yanda babam. Hangisini seçsem, diğerinin kalbini kıracaktım.
O gece, İstanbul’un gri gökyüzü bile bizim evin üstüne çökmüş gibiydi. Annemle babam haftalardır kavga ediyordu ama bu kadarını beklemiyordum. Babam, “Artık olmuyor Zeynep, annenle yollarımız ayrılıyor,” dediğinde içimde bir şeyler koptu. Annem ise sessizce ağlıyordu. “Kızım, ben seni bırakmam ama babanla kalmak istersen anlarım,” dedi titrek bir sesle.
O an, çocukluğumun bütün güzel anıları gözümün önünden geçti: Babamla sahilde yürüyüşlerimiz, annemle mutfakta kek yaparken güldüğümüz anlar… Şimdi ise önümde iki yol vardı ve ikisi de dikenliydi.
Babam bana döndü: “Bak Zeynep, ben seni çok seviyorum. Ama annenle artık anlaşamıyoruz. Senin için en iyisini istiyorum.” Annem ise başını öne eğdi: “Baban haklı kızım. Biz artık eskisi gibi olamayacağız.”
İçimde bir fırtına kopuyordu. Odamın kapısını kapatıp yatağıma uzandım. Yastığım gözyaşlarımla ıslandı. Allah’a dua ettim: “Ne olur bana güç ver, doğru kararı vereyim.” O an içimde bir huzur hissettim ama karar vermek hâlâ çok zordu.
Ertesi sabah, kahvaltı masasında sessizlik hâkimdi. Annem çay bardağını tutarken elleri titriyordu. Babam ise gazetesinin arkasına saklanmıştı sanki. Birden annem konuştu: “Zeynep, okuldan sonra birlikte yürüyüşe çıkalım mı?” Babam hemen atıldı: “Ben de seni işten sonra alabilirim.” İkisi de beni kendi tarafına çekmeye çalışıyordu ama ben sadece huzur istiyordum.
Okulda arkadaşım Elif’e anlattım durumu. “Ben olsam annemle kalırdım,” dedi Elif. “Babalar genelde ev işlerinden anlamaz.” Ama ben babamı da bırakmak istemiyordum. Öğretmenim Ayşe Hanım gözlerimin şiş olduğunu fark etti: “Bir sorun mu var Zeynep?” deyince dayanamayıp ağladım. O da bana sarıldı: “Ailende ne olursa olsun, sen değerlisin ve seviliyorsun,” dedi.
Akşam eve döndüğümde babam valizini toplamıştı. Annem ise salonda oturmuş dua ediyordu. Babam bana döndü: “Kızım, ben birkaç günlüğüne dedenin yanına gidiyorum. İstersen sen de gelebilirsin.” Annem ise sessizce başını salladı.
O gece dua ettim yine: “Allah’ım, ailem neden dağılıyor? Ben ne yapacağım?” Cevap bulamadım ama içimde bir ses bana sabretmemi söyledi.
Bir hafta boyunca annemle kaldım. Ev sessizdi; annem sürekli ağlıyor, ben ise odama kapanıyordum. Bir akşam annem yanıma geldi: “Kızım, ben seni çok seviyorum ama bazen insan en sevdiklerinden bile ayrılmak zorunda kalıyor.” Gözlerim doldu: “Anne, ben babamı da özlüyorum.” Annem sarıldı bana: “Biliyorum canım. İstersen babanla konuşabilirsin.”
Babamı aradım o gece. Telefonda sesi yorgundu: “Zeynep’im, iyi misin?” Sadece ağlayabildim. O da ağladı: “Bazen hayat istediğimiz gibi gitmiyor kızım,” dedi.
Bir gün okuldan eve dönerken komşumuz Meryem Teyze beni durdurdu: “Kızım, annen çok üzgün. Sen de güçlüsün ama kendini unutma.” O an düşündüm; ben hep başkalarını mutlu etmeye çalışıyordum ama kendimi unutmuştum.
Bir akşam annemle otururken ona sordum: “Anne, neden bu kadar kavga ettiniz?” Annem gözlerini kaçırdı: “Bazen insanlar birbirini çok sevse de anlaşamazlar Zeynep. Babanla çok şey yaşadık ama artık birbirimize zarar veriyoruz.”
Babamla hafta sonu buluşmaya gittim. Parkta oturduk; bana dondurma aldı. “Küçükken buraya gelirdik ya,” dedi gülümseyerek. Sonra ciddileşti: “Zeynep, annenle ayrıldık diye seni daha az seveceğimi sanma.” Gözlerim doldu: “Baba, ben sizi bir arada görmek istiyorum.” Babam başını eğdi: “Keşke mümkün olsaydı kızım.”
Aylar geçti. Annem ve babam ayrı evlerde yaşamaya başladı. Ben haftanın yarısı annemde, yarısı babamda kalıyordum. Her iki evde de eksik bir şeyler vardı; annemde babamın sesi yoktu, babamda annemin gülüşü…
Bir gün annem bana sarılıp ağladı: “Sana bu acıyı yaşattığımız için özür dilerim.” Ben de ona sarıldım: “Anne, sizi affediyorum ama bazen çok yalnız hissediyorum.” Annem gözyaşlarını sildi: “Yalnız değilsin kızım, Allah hep yanında.”
Babamla bir akşam camide namaz kıldık. Çıkışta bana döndü: “Duaların kabul olur mu dersin?” Ben de ona baktım: “Bazen dua etmek bile insanı rahatlatıyor baba.”
Şimdi lise son sınıftayım ve hâlâ iki ev arasında gidip geliyorum. Ama artık biliyorum ki aile olmak sadece aynı evde yaşamak değilmiş; birbirini affetmek, anlamak ve sevmekmiş.
Bazen geceleri hâlâ dua ediyorum: “Allah’ım, ailemize huzur ver.” Belki her şey eskisi gibi olmayacak ama içimde bir umut var.
Siz hiç iki ateş arasında kaldınız mı? Affetmek mi daha zor yoksa unutmak mı? Yorumlarda düşüncelerinizi paylaşır mısınız?