Bir Annemin Hastalığında İnancın Gücü: Yusuf’un Hikayesi
“Yusuf, annenin durumu ciddi. Hazırlıklı olmalısın.” Doktorun sesi kulaklarımda yankılandı, sanki bir uçurumun kenarındayım ve aşağıya bakıyorum. O an, hastane koridorunda, beyaz ışıkların altında, ayaklarımın altından yer kaydı. Annem, hayatım boyunca bana güç veren, her derdimi paylaşan, bana sarılıp “Geçecek oğlum” diyen kadındı. Şimdi ise yatağında solgun bir şekilde yatıyor, gözleriyle bana umut vermeye çalışıyordu.
Babam, köşede sessizce dua ediyordu. Ablam Zeynep ise gözyaşlarını saklamak için tuvalete kaçmıştı. Ben ise olduğum yerde donup kalmıştım. İçimde bir fırtına kopuyordu; öfke, korku, çaresizlik… “Neden biz?” diye haykırmak istedim ama sesim çıkmadı. Annemin yanına oturdum, elini tuttum. O an gözlerimin içine baktı ve fısıldadı: “Yusuf, güçlü ol. Senin gücüne ihtiyacımız var.”
O gece eve döndüğümüzde ev bomboş geldi bana. Annemin sesi yoktu, mutfaktan gelen yemek kokusu yoktu. Babam salonda sessizce oturuyordu, elinde tespih, dudaklarında dua. Zeynep odasına kapanmıştı. Ben ise mutfağa geçip annemin en sevdiği çayı demledim. Fincanı ellerimin arasında tutarken gözyaşlarım süzüldü. “Allah’ım, annemi bana bağışla,” diye mırıldandım.
Ertesi gün hastaneye gittiğimizde annemin durumu daha da kötüleşmişti. Doktorlar umutlu konuşmuyordu. Babamın gözleri kan çanağına dönmüştü. Zeynep’in elleri titriyordu. O an içimde bir şey kırıldı; ya tamamen çökecektim ya da ayağa kalkacaktım. Annemin sözleri aklıma geldi: “Güçlü ol.”
O günden sonra her sabah namazdan sonra dua etmeye başladım. Ellerimi açıp Allah’a yalvardım. Bazen camiye gidip imamla konuştum, bazen de mezarlıkta annemin sağlığı için gözyaşı döktüm. Bir gün camide yaşlı bir amca yanıma yaklaştı: “Evlat, Allah sabredenlerle beraberdir,” dedi. O an içimde bir sıcaklık hissettim. Belki de bu acının içinde bir anlam vardı.
Ama kolay olmadı… Bir gece annem çok fenalaştı. Hastaneye koşarken babam arabada direksiyonu zor tutuyordu. Zeynep arka koltukta sessizce ağlıyordu. Annem ise arka koltukta başını omzuma yaslamıştı. “Korkma oğlum,” dedi kısık bir sesle, “her şey Allah’ın takdiri.” O an içimdeki isyanı bastırmaya çalıştım ama gözyaşlarımı tutamadım.
Hastanede saatlerce bekledik. Her geçen dakika umutlarımız biraz daha azalıyordu. Babam bir köşede dua ediyordu; Zeynep’in elleri avuçlarının içinde kaybolmuştu. Ben ise annemin başucunda oturup ona çocukluğumdan hikâyeler anlattım. “Hatırlıyor musun anne,” dedim, “ilk bisikletimi aldığımız günü?” Gülümsedi; gözlerinde yaşlar vardı.
Bir gün doktor odasına çağırdı bizi. “Maalesef elimizden geleni yaptık,” dedi. O an dünya başıma yıkıldı sandım. Babam yere çöktü, Zeynep çığlık attı. Ben ise annemin elini sımsıkı tuttum ve içimden dua ettim: “Allah’ım, dayanma gücü ver.”
Cenaze günü köyümüzde herkes toplanmıştı. Annemin ardından edilen dualar, ağıtlar… Babam mezarın başında diz çökmüş ağlıyordu; Zeynep bayılacak gibi olmuştu. Ben ise taş gibi kalmıştım; gözyaşlarım akmıyordu bile. Sanki ruhum bedenimden çıkmıştı.
Günler geçti… Evde annemin yokluğu her köşede hissediliyordu. Babam geceleri uykusuz kalıyor, Zeynep yemek yemiyordu. Ben ise sabahları işe gidip akşamları eve döndüğümde annemin sesini duymayı bekliyordum ama sessizlik vardı.
Bir gece babam yanıma geldi, elini omzuma koydu: “Yusuf,” dedi, “sen bu evin direğisin artık.” O an omuzlarıma ağır bir yük bindiğini hissettim ama aynı zamanda içimde bir güç doğdu. Annem bana hep şunu öğretmişti: “Hayat ne kadar zor olursa olsun, Allah’a sığın oğlum.”
Zamanla acımız hafifledi ama hiç geçmedi. Her bayram annemin mezarına gidip dua ettik; her kandil gecesi onun için Kur’an okuduk. Zeynep üniversiteyi kazandı; babam biraz daha toparlandı. Ben ise işte terfi aldım ama hiçbir başarı annemin yokluğunu doldurmadı.
Bazen geceleri balkona çıkıp yıldızlara bakıyorum ve içimden soruyorum: “Anne, beni görüyor musun? Sana layık bir evlat olabildim mi?”
Hayat devam ediyor ama içimde hep bir eksiklik var. Yine de şunu öğrendim: İnanç ve dua insanı ayakta tutuyor; en karanlık gecede bile bir umut ışığı bulabiliyorsun.
Siz hiç annenizi kaybettiniz mi? Ya da en sevdikleriniz için çaresizce dua ettiğiniz oldu mu?