Bir Sabah Manavın Camındaki Maneken Konuştu: Unutulmuşların Hikâyesi
“Günaydın, Ahmet.”
O sabah, her zamanki gibi işe yetişmek için aceleyle yürürken, köşe başındaki eski manavın vitrininin önünden geçiyordum. On yıldır orada duran, üstünde solmuş beyaz gömlek, gri pantolon ve yamuk beretiyle o mankeni kimse artık fark etmiyordu. Ben ise her sabah ona selam verirdim; çocukluğumdan beri bir alışkanlık. Ama o gün… O gün, manken bana cevap verdi.
“Günaydın, Ahmet.”
Donup kaldım. Kalbim deli gibi atıyordu. Etrafıma baktım, kimse yoktu. Bir an için aklımı mı kaçırdım diye düşündüm. Mankenin camdaki yansımasına baktım; dudakları kıpırdamamıştı ama sesini duymuştum. Sanki içimde bir yerden gelmişti o ses.
O an, hayatımda bir şeylerin değişeceğini hissettim. O sabah iş yerine gittiğimde aklımda tek bir şey vardı: O manken neden bana cevap verdi? Yoksa ben mi artık dayanamıyordum bu yalnızlığa?
İstanbul’un arka sokaklarında büyüdüm ben. Babam, annem ve iki kardeşimle birlikte eski bir apartmanın bodrum katında yaşıyorduk. Babam her sabah erkenden çıkıp inşaatta çalışır, annem ise evlere temizliğe giderdi. Ben ise üniversiteyi kazanmıştım ama ailemin geçimine destek olmak için okulu bırakıp bir muhasebe ofisinde işe başlamıştım. Herkes benden bir şeyler bekliyordu ama kimse ne hissettiğimi sormuyordu.
O gün eve döndüğümde annem sofrayı kuruyordu. Babam ise televizyonun karşısında sessizce oturuyordu. Kardeşim Zeynep telefonda arkadaşlarıyla konuşuyor, küçük kardeşim Emre ise bilgisayar oyununa dalmıştı.
“Ahmet, oğlum, iş nasıldı?” diye sordu annem.
“İyiydi anne,” dedim kısaca. İçimde fırtınalar koparken, yüzümde sıradan bir ifade vardı.
Babam başını kaldırmadan konuştu: “Yarın patronunla konuş, belki fazla mesai alırsın. Evde masraflar arttı.”
Bir an sustum. İçimdeki sıkışmışlık büyüyordu. “Baba, ben de insanım. Biraz da kendim için yaşamak istiyorum,” demek istedim ama diyemedim. O an mankenin sesi tekrar yankılandı zihnimde: “Günaydın, Ahmet.”
O gece uyuyamadım. Sabah olunca yine aynı yoldan işe giderken mankenin önünde durdum. Kimse yoktu etrafta. Camdaki yansımama bakarak fısıldadım:
“Sen kimsin?”
Bir sessizlik oldu. Sonra içimde bir ses: “Ben senim.”
O an gözlerim doldu. Kimseye anlatamayacağım bir yalnızlık vardı içimde. Sanki yıllardır vitrinde unutulmuş, kimsenin ilgilenmediği bir manken gibiydim ben de.
O günden sonra her sabah mankenle konuşmaya başladım. Ona dertlerimi anlattım; ailemin benden beklentilerini, mahalledeki insanların dedikodularını, kendi hayallerimi… Bir gün ona şöyle sordum:
“Neden hep burada duruyorsun? Hiç sıkılmıyor musun?”
İçimdeki ses cevapladı: “Bazen insanlar da vitrinde unutulmuş gibi hisseder kendini. Kimse onları görmez, kimse onlara dokunmaz.”
Bir gün işten dönerken mahalledeki komşulardan biri beni durdurdu:
“Ahmet, anneni dün camdan ağlarken gördüm. Her şey yolunda mı?”
Bir an ne diyeceğimi bilemedim. Annemin gözyaşlarını hiç görmemiştim ama hissetmiştim hep. Eve gidince anneme sarıldım.
“Anne, iyi misin?”
Annem başını eğdi: “Her şey üstüme geliyor oğlum. Babanla kavga ettik yine… Senin de yükünü arttırmak istemiyorum.”
O an anladım ki yalnız olan sadece ben değildim; annem de babam da kardeşlerim de kendi yalnızlıklarında kaybolmuşlardı.
Bir akşam babamla tartıştık. Bana bağırdı:
“Senin yaşında ben çoktan ailemi geçindiriyordum! Hayal kurmak lüks mü sandın?”
Ben de ilk defa karşı çıktım:
“Baba, ben de insanım! Benim de hayallerim var! Herkesin yükünü taşımaktan yoruldum!”
Babam sustu. Gözlerinde ilk defa bir şaşkınlık gördüm.
O gece yine mankenin önüne gittim. Camdan ona baktım:
“Ne yapmalıyım?”
İçimdeki ses yumuşakça cevapladı: “Kendini unutma Ahmet. Unutulmuş gibi hissetsen de, bir yerlerde biri seni görür.”
Ertesi sabah işe gitmek için evden çıkarken annem bana sarıldı:
“Oğlum, senin mutlu olmanı istiyorum. Kendini kaybetme.”
O gün işten çıkınca mankenin önünde durdum ve ona teşekkür ettim.
Hayat bazen bizi vitrinde unutulmuş bir manken gibi hissettirse de, aslında hepimizin içinde konuşacak bir ses varmış meğer.
Şimdi size soruyorum: Siz hiç vitrinde unutulmuş gibi hissettiniz mi? Ya da içinizdeki sesi hiç duydunuz mu?