Boşanmanın Ardından Sıfırdan Başlamak: Kendi Evimi Kurarken Aşkıma Güvenebilir Miyim?
“Bana bak Esra, bu gece bu evde kalamazsın!” diye bağırdı annem, gözleri öfkeyle dolu. O an, içimde bir şeylerin koptuğunu hissettim. On üç yıl boyunca, hayatımı adadığım adamdan boşanmıştım ve şimdi annemin salonunda, valizimin başında çaresizce oturuyordum. Babam ise köşede sessizce çayını karıştırıyor, göz göze gelmemeye çalışıyordu.
“Anne, nereye gideyim? Param yok, işim yok. Ne yapayım?” dedim, sesim titreyerek. Annem başını çevirdi, “Kocanın yanında kalaydın! Boşanmak kolay mı sandın? Herkes ne der şimdi?”
O an, içimdeki öfke ve utanç birbirine karıştı. On yıl boyunca mutlu olduğumu sanmıştım; ama son üç yıl… O üç yıl boyunca her gün biraz daha küçüldüm, biraz daha yalnızlaştım. Mehmet’le lisede tanışmıştık. O zamanlar bana dünyaları vaat etmişti. Ama zamanla vaatler unutuldu, sevgisi yerini ilgisizliğe, sonra da hakarete bıraktı. En sonunda bir gece, bana bağırırken oğlumuz Emir’in odasında ağladığını duydum ve kararımı verdim: Gidecektim.
Boşanma süreci tam bir kabustu. Mehmet’in ailesi beni suçladı; “Yuvayı dişi kuş yapar!” dediler. Kendi ailem ise “Boşanmış kadın damgası”ndan korkuyordu. Emir’i de babasında bırakmak zorunda kaldım; çünkü işim yoktu, param yoktu. Her gece yastığa başımı koyduğumda oğlumun kokusunu özledim.
O gece annem beni evden kovunca, eski arkadaşım Zeynep’i aradım. “Gel bende kal,” dedi tereddütsüz. Zeynep’in küçük bir evi vardı; ama bana kocaman geldi o gece. Bir köşede battaniyeye sarılıp ağladım. Zeynep sabaha kadar başımda bekledi.
Ertesi gün iş aramaya başladım. Üniversite mezunuydum ama yıllardır çalışmamıştım. CV’mi hazırlarken ellerim titriyordu. Görüşmelere gittim; bazıları yüzüme bile bakmadı. Bir gün bir kafede garsonluk işi buldum. İlk günümde patronum “Boşanmışsın galiba?” diye sordu alaycı bir şekilde. Sanki alnıma kazınmış gibiydi yaşadıklarım.
Aylar geçti. Kendi ayaklarım üzerinde durmaya başladım. Zeynep’in evinden çıkıp küçük bir stüdyo daire kiraladım. Oğlum Emir’i haftada bir görebiliyordum; her buluşmamızda gözlerindeki kırgınlığı hissediyordum.
Bir gün kafede çalışırken Murat’la tanıştım. Müşteriydi; sessiz, kibar bir adamdı. Birkaç kez sohbet ettik, sonra bana çiçek getirdi. İlk başta korktum; yeniden sevmek, yeniden güvenmek… Ama Murat sabırlıydı. Birlikte sinemaya gittik, uzun yürüyüşler yaptık.
Bir akşam Murat bana “Seninle bir gelecek kurmak isterim,” dediğinde içimde bir fırtına koptu. “Ben artık kimseye güvenemem Murat,” dedim gözlerim dolarak. “Mehmet’ten sonra… Herkesin bir gün değişeceğini öğrendim.”
Murat elimi tuttu: “Ben senin geçmişini de biliyorum Esra. Ama birlikte yeni bir hayat kurabiliriz.”
Ama işte tam o sırada annem aradı: “Duydum ki yeni biriyle görüşüyormuşsun! Daha boşanmanın lekesi silinmeden… İnsanlar ne der?”
Her gün mahallede fısıltılar duyuyordum: “Bak bak, boşandıktan sonra hemen sevgili bulmuş!”
Bir yanda ailemin ve toplumun baskısı, diğer yanda Murat’ın sıcaklığı… Kafam karmakarışıktı.
Bir gün Emir’i görmek için Mehmet’in evine gittim. Kapıyı açtı; yüzünde küçümseyici bir gülümseme vardı.
“Ne oldu Esra? Yeni sevgilinle mutlu musun? Oğlunu unuttun mu?”
İçimdeki acı büyüdü. “Emir benim oğlum! Onu asla unutmadım!” dedim hıçkırarak.
Mehmet kapıyı yüzüme kapattı.
O gece Murat’a her şeyi anlattım. “Bazen kendimi çok yalnız hissediyorum Murat,” dedim.
Murat sarıldı bana: “Yalnız değilsin Esra. Ama önce kendine inanman gerek.”
O an karar verdim: Kendi evimi kuracaktım, kendi hayatımı inşa edecektim.
Biriktirdiğim parayla küçük bir apartman dairesi aldım; duvarlarını kendi ellerimle boyadım, perdeleri seçtim, mutfağa raflar taktım. Her çivi çaktığımda biraz daha güçlendiğimi hissettim.
Ama geceleri yalnız kaldığımda aklıma hep aynı soru geliyordu: Murat’a gerçekten güvenebilir miyim? Ya bir gün o da değişirse? Ya yine her şey elimden kayıp giderse?
Bir akşam Murat’la yeni evimde otururken ona sordum: “Sence ben yeniden mutlu olabilecek miyim?”
Murat gülümsedi: “Mutluluk dışarıdan gelmez Esra; senin içinde başlar.”
Şimdi buradayım; kendi evimde, kendi ayaklarım üzerinde duruyorum. Ama içimde hâlâ korkular var; toplumun baskısı, ailemin sözleri kulağımda çınlıyor.
Peki sizce… Bir kadın geçmişinden sıyrılıp yeniden güvenmeyi öğrenebilir mi? Yoksa yaşadıklarımız sonsuza kadar peşimizi bırakmaz mı?