Gizli Niyetler: Bir Anne, Bir Kayınvalide ve Bir Bebek Arasında

“Emir’i bana bırak, biraz uyu istersen.”

Sevim Hanım’ın sesi mutfaktan yankılandığında, elimdeki biberonun titrediğini hissettim. O ana kadar, oğlumuz Emir’in doğumundan bu yana geçen üç ayda, kayınvalidemle aramızda geçen en uzun cümle buydu. Genellikle kısa, soğuk selamlar ve kapıdan bırakılan poğaçalar… O kadar. Murat’la baş başa, uykusuz geceler ve bez değiştirme savaşlarıyla boğuşurken, yardım istemek aklımızdan bile geçmemişti. Zaten Sevim Hanım’ın da böyle bir niyeti yoktu.

Ama o sabah, telefonum çaldı. Ekranda “Sevim Hanım” yazıyordu. Açıp açmamak arasında tereddüt ettim. Sonunda açtım.

– Merhaba Elif, nasılsınız? Emir nasıl?
– İyiyiz, sağ olun… Siz?
– Ben de iyiyim. Yarın müsaitseniz, Emir’le ilgilenebilirim. Biraz dinlenirsin.

Bir an sessizlik oldu. Sanki yanlışlıkla başka birine aramış gibiydi. Sonra ekledi:

– Gerçekten, ister misin?

O an içimde bir huzursuzluk hissettim. Sevim Hanım’ın bu ani ilgisi… Neden şimdi? Ama Murat işteydi, ben de yorgundum. “Tamam,” dedim, “yarın beklerim.”

Ertesi gün geldiğinde, Sevim Hanım elinde yine poğaçalarla kapıda belirdi. Yüzünde alışık olmadığım bir gülümseme vardı. Emir’i kucağına aldı, ben de salonda biraz uzandım. Ama gözlerimi kapatamıyordum; kulaklarım mutfağa, kalbim ise endişeye açıktı.

Bir saat sonra yanına gittiğimde, Emir uyuyordu. Sevim Hanım ise telefonunda bir şeyler yazıyordu. Beni görünce hemen telefonu kapattı.

– Çok tatlı bir çocuk olmuş, Elifciğim. Sen de iyi bakmışsın.

Bu cümle bile bana yabancıydı. O gün akşam Murat eve geldiğinde, Sevim Hanım hâlâ bizdeydi. Sofrada hepimize çay koydu, hatta Murat’a çocukluğundan bir anı anlattı. O gece Murat’la konuşurken içimdeki huzursuzluğu paylaştım.

– Sence neden böyle davranıyor? dedim.
– Belki torununu özlemiştir? dedi Murat omuz silkerek.
– Ama bugüne kadar hiç böyle değildi…

Ertesi hafta Sevim Hanım’ın ziyaretleri sıklaştı. Her gelişinde Emir’le daha çok vakit geçiriyor, bana ise “Sen biraz dinlen” diyordu. Bir gün Emir’in odasında oyuncaklarını düzenlerken onu telefonda konuşurken duydum:

– Evet, Emir çok iyi… Tabii ki ben ilgileniyorum… Elif de alıştı artık…

Kime ne anlatıyordu? Neden “alıştı” demişti? İçimdeki şüphe büyüdü.

Bir akşam Murat’la tartıştık. “Senin annen bana güvenmiyor,” dedim. “Sanki Emir’i benden almak ister gibi davranıyor.” Murat ise bana inanmadı.

– Abartıyorsun Elif! Annem sadece yardım etmek istiyor.
– Ama bana sormadan Emir’in doktorunu değiştirmiş! Geçen gün yeni bir doktor randevusu almış.
– Belki daha iyi olduğunu düşünmüştür…

O gece sabaha kadar ağladım. Annem uzakta, babam vefat etmiş… Tek başıma hissediyordum. Ertesi gün Sevim Hanım yine geldiğinde ona açıkça sordum:

– Neden bu kadar sık geliyorsunuz? Bir sorun mu var?

Bir an durdu, sonra gözlerini kaçırarak cevap verdi:

– Sadece torunumu görmek istiyorum Elif. Senin de dinlenmeye ihtiyacın var.

Ama gözlerinde başka bir şey vardı; bir endişe, belki de suçluluk…

Bir hafta sonra gerçek ortaya çıktı. Komşumuz Ayşe Abla kapımı çaldı.

– Elifciğim, Sevim Hanım geçenlerde bizimle konuşurken dedi ki; “Elif biraz tecrübesiz, ben olmasam çocuk perişan olurdu.”

O an içimde bir şeyler koptu. Demek ki bana güvenmiyor, hatta arkamdan konuşuyordu! O akşam Murat eve geldiğinde ona her şeyi anlattım.

– Ben artık dayanamıyorum! dedim gözyaşları içinde. – Annen bana güvenmiyor, beni küçük düşürüyor!

Murat ilk defa ciddiye aldı beni. Ertesi gün annesiyle konuşmaya gitti. Akşam eve döndüğünde yüzü asıktı.

– Annem seni kırmak istememiş ama… Diyor ki; “Elif çok hassas, bazen ne yapacağını bilemiyor.”
– Yani bana çocuk bakamayacak kadar yetersiz mi diyor?
– Öyle demek istememiş…

Ama olan olmuştu artık. Sevim Hanım’ın ziyaretleri azaldı. Ben ise her şeyden şüphe eder hale geldim; acaba gerçekten yetersiz miydim? Anneliğim sorgulanıyordu ve en yakınımdan destek alamıyordum.

Bir gece Emir’i uyuturken kendi annemi düşündüm; onun sıcaklığını, desteğini… Gözyaşlarımı tutamadım. Sabah olduğunda Murat’a kararımı söyledim:

– Bir süre kimseyi istemiyorum evde. Sadece biz ve Emir.

Murat başta itiraz etti ama sonunda kabul etti. O günden sonra evimiz daha sessiz oldu ama huzurluydu da… Yavaş yavaş kendime güvenim geri geldi; Emir’in ilk adımlarını ben gördüm, ilk kelimesini ben duydum.

Aylar sonra Sevim Hanım aradı; sesinde pişmanlık vardı.

– Elifciğim… Belki yanlış yaptım. Sana güvenmeliydim.

O an anladım ki; bazen en yakınlarımız bile bizi anlamayabiliyor. Ama önemli olan kendi yolumuzu bulmakmış.

Şimdi size soruyorum: Sizce ailede güven nasıl inşa edilir? Kayınvalide-gelin ilişkilerinde sınırlar nerede başlamalı? Ben mi fazla hassas davrandım yoksa anneliğim gerçekten sorgulanmalı mıydı?