Kardeşimin Arabasını Üzerime Aldım: Bir Güvenin Bedeli

“Abi, ne olur bana yardım et. Yoksa bu araba da gidecek, elimde hiçbir şey kalmayacak.”

Serkan’ın sesi telefonda titriyordu. O an, annemin mutfağında çayımı karıştırırken, içimde bir şeyler kırıldı. Kardeşim, küçüklüğümüzde mahallede top oynarken bile bana güvenirdi; şimdi ise hayatının en zor dönemindeydi. Boşanma süreci, evdeki huzuru, ailemizin dengelerini altüst etmişti. Eşiyle aralarındaki kavgalar, annemin gözyaşları, babamın sessizliği… Her şey üst üste gelmişti.

Serkan’ın arabası, onun için sadece bir ulaşım aracı değildi. O arabayla işe gidiyor, bazen gece yarısı dertleşmek için bana geliyordu. Şimdi ise mahkeme, mal paylaşımı için her şeyi didik didik ediyordu. “Sadece birkaç ay abi,” dedi. “Boşanma bitsin, hemen üstüne alırım tekrar.”

İçimde bir huzursuzluk vardı ama kardeşime sırtımı dönemezdim. “Tamam Serkan,” dedim. “Ama bak, borcu falan yok değil mi?”

“Yok abi, sadece senin üstüne geçsin yeter.”

O gün notere gittik. Arabayı üzerime aldım. Serkan’ın gözlerinde minnet vardı ama bir yandan da utanç… Eve dönerken içimde garip bir ağırlık hissettim. Annem, “Oğlum, başını belaya sokma,” dediğinde gülümsedim ama içim içimi yiyordu.

Aylar geçti. Serkan’ın boşanması bir türlü sonuçlanmadı. Eski eşi sürekli yeni taleplerle mahkemeye başvuruyordu. Serkan ise iş bulmakta zorlanıyordu; borçları birikmişti. Bir gün telefonum çaldı: “Abi, trafik cezası gelmiş. Senin adına.”

Başta önemsemedim. Sonra ikinci ceza geldi, sonra üçüncü… Arabayı sürekli kullanıyor ama cezaları ödemiyordu. Bir gün bankadan aradılar: “Adınıza kayıtlı araç için haciz işlemi başlatılacak.”

O an beynimden vurulmuşa döndüm. Hemen Serkan’ı aradım:

“Serkan, ne yapıyorsun oğlum? Cezalar birikmiş, ödememişsin!”

“Abi, param yoktu… Ama halledeceğim, söz!”

Her seferinde aynı sözler… Ama hiçbir şey değişmiyordu. Annem arada araya giriyor, “Kardeşsiniz siz, birbirinize sahip çıkacaksınız,” diyordu ama ben artık geceleri uyuyamaz olmuştum.

Bir gün işten eve dönerken polis çevirmesine takıldım. Arabamı kontrol ettiler; sistemde hacizli görünüyor! O an utancımdan yerin dibine girdim. Polis memuru:

“Beyefendi, bu araç sizin mi?”

“Evet… Yani hayır… Kardeşim kullanıyor aslında.”

Memur başını salladı: “Beyefendi, bu tür işlemler çok riskli. Araç sizde kalacak.”

O gece eve yürüyerek döndüm. Annem kapıda ağlıyordu; babam ise sessizce odasına çekildi. Serkan ise ortada yoktu.

Bir hafta boyunca Serkan’a ulaşamadım. Sonunda bir akşam kapı çaldı; karşımdaki yorgun ve perişan haldeydi.

“Abi… Özür dilerim,” dedi gözleri dolu dolu.

O an ona kızmak istedim ama yapamadım. Sadece sustum.

Sonunda arabayı satmak zorunda kaldık. Gelen para cezaları ve borçlara gitti; bana hiçbir şey kalmadı. Kardeşimle aramızda görünmez bir duvar örüldü. Annem hâlâ barıştırmaya çalışıyor ama ben artık eskisi gibi güvenemiyorum.

Şimdi bazen geceleri kendi kendime soruyorum: Aile olmak ne demek? Güvenmek mi, yoksa sınır koymak mı? Siz olsanız ne yapardınız?