Kurtarıcı mı, Kurban mı? Bir Gecenin Ardında Saklanan Hayatlar

“Durma, lütfen! Ne olur durma!” diye bağırıyordu annemin sesi kafamın içinde, ama ellerim direksiyonda titrerken fren pedalına bastım. Ankara’ya giden o ıssız yolda, sabaha karşı saat dörtte, önümdeki kırmızı arabanın kaputu açıktı ve yanında genç bir adam çaresizce el sallıyordu. İçimdeki korku ile annemin yıllardır kulağıma fısıldadığı tembihler arasında sıkışmıştım: “Gece yolunda kimseye güvenme, kızım. İnsanlar değişti.” Ama ben değişmek istemiyordum. Adım Elif. Yirmi dokuz yaşındayım ve bu gece, hayatımın en büyük sınavını vereceğimden habersizdim.

Arabamı kenara çektim. Camı hafifçe araladım. Genç adam telaşla yaklaştı. “Abla, Allah rızası için yardım et. Arabam bozuldu, telefonumun şarjı da bitti. Annem hastanede yatıyor, yetişmem lazım.” Gözlerinde öyle bir çaresizlik vardı ki, yalan söyleyip söylemediğini ayırt edemedim. İçimdeki ses, “Yardım et,” diyordu; ama annemin sesi hâlâ kulaklarımda yankılanıyordu.

Bir an tereddüt ettim. Sonra kapıyı açtım. “Telefonumu kullanabilirsin,” dedim. Adam titreyen elleriyle telefonu aldı, bir numara çevirdi. “Anne, ben iyiyim. Arabam bozuldu ama şimdi geliyorum,” dedi ve gözleri doldu. Telefonu bana geri verdiğinde, içimde bir rahatlama hissettim. Ama o rahatlama uzun sürmedi.

“Abla, beni Ankara’ya kadar bırakabilir misin? Sadece yüz kilometre kaldı. Vallahi zarar vermem,” dedi. O an, içimdeki korku tekrar yükseldi. Ama adamın gözlerindeki umutsuzluk ve annesinin hastanede olduğunu söylemesi beni etkiledi. “Tamam,” dedim kısık bir sesle. “Ama bir yanlış hareket yaparsan hemen polisi ararım.”

Yola çıktık. Arabada derin bir sessizlik vardı. Sadece motorun sesi ve arada bir adamın burnunu çekişi duyuluyordu. Birkaç kilometre sonra dayanamayıp sordum: “Annen ne zamandır hasta?”

Adam başını eğdi. “Üç aydır kanserle uğraşıyor. Babam bizi yıllar önce terk etti. Annemle baş başa kaldık.” Bir an kendi annemi düşündüm; babam bizi terk ettiğinde ben de on yaşındaydım. Annemin nasıl mücadele ettiğini, geceleri sessizce ağladığını hatırladım.

“Adın ne senin?” dedim.

“Emre,” dedi kısaca.

Bir süre daha sessiz gittik. Sonra Emre cebinden eski bir fotoğraf çıkardı. “Bak abla, bu annem,” dedi ve bana uzattı. Fotoğraftaki kadının gözleri yorgun ama umut doluydu. O an Emre’ye güvenmek istedim ama içimde hâlâ bir huzursuzluk vardı.

Birden telefonum çaldı. Annemdi arayan.

“Elif, neredesin? Hâlâ yoldasın değil mi? Bak kızım, kimseye güvenme dedim sana!”

“Anne, iyiyim merak etme,” dedim ama sesim titriyordu.

Emre bana baktı. “Kusura bakma abla, seni de zor durumda bıraktım.”

Başımı iki yana salladım. “Hayır, önemli değil.” Ama içimde fırtınalar kopuyordu.

Bir süre sonra yol kenarında bir jandarma arabası gördük. Emre birden panikledi.

“Abla, lütfen durma! Jandarma ile işim olmasın,” dedi telaşla.

Şüphelendim. “Neden?”

Emre gözlerini kaçırdı. “Bir yanlış anlaşılma oldu geçen hafta… Bir kavga… Ama ben suçsuzum.”

Kafamda binbir soru dönmeye başladı: Acaba başıma iş mi alıyorum? Annemin haklı çıkmasından mı korkuyorum yoksa insanlara olan inancımı kaybetmekten mi?

Yolun geri kalanında konuşmadık. Ankara’ya vardığımızda Emre arabadan indi ve bana dönüp derin bir nefes aldı.

“Abla, Allah razı olsun senden. Kimse bu devirde böyle yardım etmezdi.”

Gözlerim doldu. “Umarım annen iyileşir,” dedim.

Emre uzaklaşırken içimde garip bir huzur ve korku karışımı vardı. Eve vardığımda annem beni kapıda karşıladı.

“Kimdi o çocuk?” diye sordu endişeyle.

“Bir yabancı,” dedim sadece.

Annem başını iki yana salladı. “Sen çok safsın Elif,” dedi.

O gece yatağımda dönüp durdum. Acaba doğru mu yaptım? Ya Emre bana yalan söylediyse? Ya başkasına zarar verirse? Ama ya gerçekten yardıma ihtiyacı varsa ve ben yardım etmeseydim?

Sabah uyandığımda telefonumda bir mesaj vardı: “Annem ameliyattan çıktı abla, çok teşekkür ederim.”

İçimde bir huzur hissettim ama kafamda hâlâ sorular vardı: İnsanlara güvenmek aptallık mı yoksa cesaret mi? Annemin korkuları mı haklıydı yoksa benim inancım mı?

Siz olsaydınız ne yapardınız? Gece yolunda bir yabancıya yardım eder miydiniz? Yoksa annemin dediği gibi kimseye güvenmemek mi gerek bu devirde?