Bir Sırra Kulak Misafiri: Elif’in Güncesi
“Bunu ona asla söyleyemem anne, Elif bunu kaldıramaz!”
Arabamı kayınvalidemin apartmanının önüne park ettiğimde, saatime baktım: Tam yarım saat erken gelmiştim. Bir an tereddüt ettim; belki arabada beklerim diye düşündüm. Ama elimdeki pastanın kreması eriyebilirdi. “Ne olacak ki, annem gibi oldu artık, erken gitsem de sevinir,” dedim kendi kendime. Pastayı dikkatlice tuttum, saçımı aynada düzelttim ve apartmanın kapısını açtım. Merdivenleri çıkarken, içeriden gelen sesleri duydum. Kapı aralıktı, içeriye girmeden önce bir an duraksadım. O anda, hayatımın en ağır cümlelerini duydum.
Kocam Barış’ın sesi titriyordu: “Anne, bak yemin ederim, Elif bunu asla öğrenmemeli. Yoksa her şey biter.”
Kayınvalidem Gülser Hanım’ın sesi ise alışık olduğumdan daha yumuşaktı: “Oğlum, bu kadar büyük bir şeyi saklamak doğru mu? Elif’in de hakkı var bilmeye.”
Dizlerimin bağı çözüldü. Pastayı neredeyse düşürüyordum. Kapının aralığından içeri bakmaya cesaret edemedim. Sanki biri kalbimi sıkıyordu. Ne saklanıyordu benden? Barış’ın bana hiç yalan söylemediğine inanmak isterdim ama sesindeki korku, içimdeki tüm güveni yerle bir etti.
O an içeri girip her şeyi yüzlerine haykırmak istedim ama ayaklarım geri geri gitti. Merdiven boşluğunda nefes almaya çalışırken, kendi kendime fısıldadım: “Elif, sakin ol. Belki de düşündüğün kadar kötü değildir.” Ama içimdeki ses susmuyordu.
Telefonumu çıkardım, ekrana baktım. Barış’ın bana gönderdiği son mesaj hâlâ ekrandaydı: “Seni çok seviyorum.” O an bu cümleye inanmak ne kadar zordu! Birkaç dakika sonra kapı açıldı. Gülser Hanım beni görünce şaşırdı:
“Elifciğim! Ne güzel erkenden gelmişsin!”
Yüzümde sahte bir gülümsemeyle pastayı uzattım. “Trafik yoktu bugün, erken geldim,” dedim. Barış ise gözlerimin içine bakmamaya çalışıyordu. O an anladım ki, bir şeyler gerçekten saklanıyordu.
Salonda otururken, Gülser Hanım mutfağa geçti. Barış yanıma oturdu ama aramızda görünmez bir duvar vardı artık.
“Elif, iyi misin?” dedi sessizce.
“İyiyim,” dedim ama sesim titriyordu.
O gün yemek boyunca herkesin ağzı kilitliydi. Gülser Hanım göz ucuyla bana bakıyor, Barış ise sürekli telefonuna bakıyordu. İçimdeki şüphe büyüdükçe büyüdü.
Eve döndüğümüzde Barış’a dayanamadım:
“Barış, bana anlatmadığın bir şey mi var?”
Barış bir an durdu, sonra başını öne eğdi.
“Elif… Şimdi zamanı değil,” dedi.
“Ne zaman? Benim hakkım yok mu bilmeye?”
Barış’ın gözleri doldu. “Sana zarar gelsin istemiyorum,” dedi sadece.
O gece sabaha kadar uyuyamadım. Annemi aramak istedim ama ona da anlatamazdım. Kendi ailemle Barış’ın ailesi arasında hep köprü olmaya çalışmıştım. Şimdi ise o köprü yıkılıyordu.
Ertesi gün iş yerinde hiçbir şeye odaklanamadım. Arkadaşım Zeynep hemen fark etti:
“Elif, neyin var? Suratın bembeyaz.”
Bir an her şeyi anlatmak istedim ama sustum. İnsan bazen en yakınındakine bile güvenemiyor.
Akşam eve dönerken karar verdim: Ne pahasına olursa olsun gerçeği öğrenecektim. O akşam Barış eve geç geldi. Kapıyı açar açmaz karşısına dikildim:
“Barış, ya şimdi anlatırsın ya da ben her şeyi kendim öğrenirim!”
Barış yorgun bir şekilde koltuğa oturdu. Ellerini başının arasına aldı.
“Elif… Annem hasta,” dedi sonunda. “Ama sana söylememi istemedi. Çünkü senin de annen geçen yıl kanser atlattı ya… Aynı şeyleri tekrar yaşamanı istemedik.”
Bir an nefesim kesildi. Gözlerim doldu. Gülser Hanım’ı annem gibi severdim. Ama bana güvenmemeleri… İşte bu canımı daha çok acıttı.
“Beni korumak için mi sakladınız? Peki ya ben? Ben de ailenin bir parçası değil miyim?”
Barış sessizce ağlamaya başladı. O an ona sarıldım ama içimdeki kırgınlık geçmedi.
O hafta boyunca Gülser Hanım’ı her gün ziyaret ettim. Onunla konuştum, birlikte ağladık. Ama ailemizdeki o güven duygusu bir daha eskisi gibi olmadı.
Bir akşam anneme anlattım her şeyi. Annem ellerimi tuttu:
“Kızım,” dedi, “Aile olmak bazen acıları paylaşmak demektir. Ama bazen de sevdiklerimizi korumak için yalan söylemek zorunda kalırız.”
Şimdi düşünüyorum da; acaba doğru olan neydi? Gerçeği bilmek mi daha iyi olurdu yoksa bazen bazı şeyleri bilmemek mi?
Siz olsaydınız ne yapardınız? Sevdiğiniz insan size gerçeği saklasa affeder miydiniz?